Sevgili Alın, Ekonomiye Hayat Verin !

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 31. Ağustos 2009 23:49
                     

Sıcak paranın dolaştığı, canlı bir ekonomi için sıcacık bir sevgili alın.

Siz sevgili alırsanız, sevgiliniz sizi kazanır. Sizi kazanınca siz günün belli saatlerini telefonda geçirirsiniz, operatör kazanır. Operatör kazanınca daha çok kampanya yapar yine kendisi kazanır. Çekinmeyin alın, verin, ekonomiye can verin.  

Sevgili alırsanız sinemaya gidersiniz. Sinemaya giderseniz patlamış mısır alırsınız. Patlamış mısır alınca patlamış mısırcı kazanır. Ee mısır kuru kuru gitmez tabi, o yüzden kola da alırsınız, yine patlamış mısırcı kazanır. Sinemada pis yağlı ellerinizle sevgilinizin elini tutarsınız ve peçete almak zorunda kalırsınız, kim mi kazanır? Tabii ki patlamış mısırcı kazanır. Yüzü gülen bir ekonomi için gelin siz de bir sevgili alın.

Bu sevgili bütün krizlere iyi gelir, piyasayı yatıştırır. Akşam yemeğine gidersiniz restorant kazanır, restorant kazanınca restorant sahibi arabasını satar son model bir araba alır, aracı satan galeri kazanır. Aracı satan galeri kazanınca üretenin de değirmeni döner. Araç Almanya'dan geldiği için Almanlar kazanır. Almanlar kazanınca doğal olarak biz de kazanmış sayılırız. İyisi mi siz bir sevgili alın, memleketimiz kazansın.

Krizin son etkilerini de yok etmek için hiç durmayın, hemen bir sevgili alın, hepimiz kazanalım.

(Not: İlhamın gelmesinde katkısı olan Selin'e teşekkürler)

 

Abi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 8. Ağustos 2009 18:41
Eskiden babamla saçımı kestirmeye gittiğimizde, berber, oturacağım koltuğa bir tahta koyardı ve onun üzerine otururdum. Böylelikle berberin eğilmesi gerekmezdi, işini daha kolay yapardı.Çıkışta ise babam parayı verir, bense sadece uzatılan kolonya için "Teşekkürler amca" derdim ve çıkardık.

Sonraları berbere kendim gitmeye başladım.İstediğim saç şekline kendim karar veriyordum.Tarkan'ın diken şeklindeki saç modeli, uzun saç, amerikan...Hepsini denedim.Saç şeklime artık kendim karar vermem dışında kesilen saçın parasını da ben veriyordum.Çırağın bahşişini vermek için henüz küçüktüm.Paranın üstünü direk cebime atardım.Uzatılan kolonyayı yine elime sürüp "Teşekkürler abi" diyip çıkardım.

Birkaç yıl önce bu kez saçlarımı dört numara kestirmek için gittim berbere.Gayet güzel kesti sağolsun usta.Kesim tamamlandıktan sonra borcumu sordum."X lira abi" dedi.Ustanın benden büyük olduğu kesindi ama bana abi demişti.Bir saniye kadar afalladım sonra artık büyümüş olduğumun farkında vardım.Üniversite öğrencisi de olsa insan bazen büyüdüğünü anlayamayabiliyor işte.Ustaya verdiğim paranın üstünü her zamanki gibi yine aldım.Uzatılan kolonya için teşekkür ettim,bu sefer abi demedim ve para üstünden birazını çırağa verdim.

İşte o günden sonra çıraklara hep bahşiş verir oldum, fakat dolmuşçuların hala bana abi dememesi beni düşündürür.

Yaz Geçerken

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Temmuz 2009 00:29

Buram buram yaseminler tütüyor sayın seyirciler, öyle bir yaz geçiyor Ankara'da.Bir taraftan lodosla gelen deniz kokusu diğer tarafta bugün hangisine gitsem denilen beachler.Tek eksik Serdar Ortaç'ın albüm yapmaması bu yaz.

O değil de 1 hafta da olsa kaçtım buralardan. Sevgili dostum Volkan ile Didim'e gittik. 7 günde 15 milyon şov yaptık. Şov kelimesini bu yaz çok kullanıyorum. Didim'de bu yaz iyi İngiliz yapmış. Ama garson değilseniz ve gerizekalı olduğunuz ISO tarafından belgelenmemişse size yüz vermiyorlar. Eğer kriterleri sağlıyorsanız yüz de verirler astarda. Verirler yani bu net. Çekemiyorum değil böyle cidden. Git sende gör sinirlendirme beni.

  İş arıyorum evet ama seçiciyim. 3 iş görüşmesine resmen, kasıtlı ve bilerek gitmedim. Niye başvurdum o zaman diye sordum kendime, bakalım aranıyormuyum şeklinde cevabımı aldım. Ha burda şov yapıyorum ama işsiz miyim? Evet. 1 Ay oldu mezun olalı, abartmayın.

27 Temmuz doğum günüm. Kimse bu yazının yorumuna şimdiden kutlu olsun falan yazmasın. 39 kontöre 26000 sms in zorla verildiği günümüzde bi mesajı çok görmeyin. Artis numaran yok bende diyenler için bişey diyemiyorum onlar yoruma yazsın. Kutlayın işte yalnızım lan.

Bi de böyle zaman geçirmemi sağlayacak güzel bişeyler biliyorsanız (kitap,dizi,sinema,opera vs. hariç) lütfen iletin.Ama devamlılığı olsun. Anlık olmasın. Knight Online,WoW tarzı şeylerle gelmeyin bana. Dikiş nakışa yazılma esprisini de ben şimdiden yaptım.

Domain ve hostumun süresi 15 ağustosta bitiyomuş. Haberiniz olsun. Now Donate gokhanbesler.com !

 

Sabri Ada Yolunda

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 10. Haziran 2009 01:06

Wenger İstedi

Transfer döneminin başlamasıyla birlikte, Avrupa'da Sabri Sarıoğlu savaşı başladı.Genç futbolculardan kurulu takım oluşturmasıyla tanınan Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, yönetime Sabri'yi alın talimatı verdi. Önümüzdeki günlerde Sabri ile Arsenal yönetiminin masaya oturacağı, prensip anlaşmasına varılırsa Sabri'nin ada yolunu tutacağı belirtildi.Bilindiği üzere İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Daily Mirror, Sabri ile ilgili gelişmeleri dün manşetten vermişti.

İngilizce Kursuna Gidiyor

Sabri'nin muhtemel bir "Ada" yolculuğu öncesi İngilizce kursuna başladığı öğrenildi. Sabri'nin İngilizce'ye  beginner seviyesinden başladığı, kurs yetkililerine de 3 ay içinde advanced olur,TOEFL'dan da 100'ü geçerim dediği vurgulandı. Sabri'nin kendine çok güvendiği, 31 Ağustos için TOEFL sınavı satın aldığı belirtilirken, sınava gireceği merkezin sır gibi saklandığı öğrenildi.

 

Bonservisinde Pürüz Var

Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Arsenal'den henüz bir resmi teklif almadıklarını fakat gelen tekliflere açık olduklarını belirtti. Sabri'nin başkan Adnan Polat'a, "Yıllardır Galatasaray'a hizmet ediyorum,izin ver gideyim başkan" dediği belirtildi.Frank Rijkaard'la bir görüşme yapan Polat "Hiç beklemeyin" yanıtını aldı. Bunun üzerine İngiliz ekibi ile pazarlık masasına oturabileceklerini açıklayan Adnan Polat, Sabri'nin bonservisini ücretsiz verebileceklerini belirtti. Arsenal cephesinde ise bu gelişmeler üzerine şaşkınlık yaşandı. İngiliz ekibinin bir an önce görüşmelere başlamak istediği, fakat son açıklamalardan sonra biraz da kıllandığı öğrenildi.

Taraftar "Sabri"sızlanıyor

Gelişmeler üzerine Galatasaray Taraftarlarında büyük heyecan yaşanıyor. Galatasaray'ın en büyük taraftar grubu Ultraslan, resmi bir açıklama yaparak Sabri'yi uğurlamak için Atatürk Havalimanı'na "bin"leri götüreceğini açıkladı.

Gazi Gökhan Besler - SoteGol,Londra

 

Generation Next

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Mayıs 2009 03:37

60 'larda yollara düştüler, aslında döneceklerdi ama dönmediler ya da dönemediler.İlk zamanlarda yadırgansalar da yavaş yavaş entegre olmaya başladılar.Gurbetçilerden bahsediyorum.

İlk iki jenerasyon çok fazla üst kademelere yükselemedi belki, kendilerini gösteremedi ya da buna fırsat bulamadılar çalışmaktan. Fakat şimdi onların çocukları, üçüncü jenerasyon, birçok alanda, Avrupa' da ve Türkiye' de adlarından çokça söz ettiriyor.

Üçüncü jenerasyondan olmasa da Tarkan, yeni jenerasyondan Hadise müzik alanında, Hamit-Halil Altıntop, Mesut Özil, İlhan Mansız futbolda, Fatih Akın, Sibel Kekilli sinemada (öhöm) uluslarası alanda bizi ve gurbetçi Türkleri başarıyla temsil etti, ediyor.Bunlar sadece ilk düşündüğümde aklıma gelen isimler.Bu isimleri biraz üzerinde düşününce çoğaltmak mümkün. Mesela bi İsmail YK 'mız var bizim. Gerçi o biraz iç piyasaya yönelik ama olsun. Bi tane daha geldi aklıma, engelliyemiyorum kendimi görüyo musun..Ülkemizde Rap'in bugünlerine gelmesinde büyük payı olan Cartel. Say say muhakkak biter ama baya çoklar onu oybirliğiyle kabul edebiliriz.

Yeni jenerasyon yetenekli.Fakat bizim bu güne kadar ki "gavırnmınt"lar gurbetçiler konusunda ne kadar yetenekliler bilemiyorum.Bu konuda yine bi oylama yaparsak, oybirliğiyle tezkereyi reddederiz bence.Avrupa'da, doğu+batı, 5 milyonun üzerinde Türk yaşıyor. Bu adamlar bildiğin vatandaş oralarda. Siyasi, ekonomik, sosyal vs güce sahipler. Sen "gavırnmınt" olarak bu gücü, bugüne kadar nasıl kullandın arkadaş diye de sormuyor kimse.Bi Braveheart çıkar da birşeyler der diye bekledim bugüne kadar ama yok.En sonunda aldım elime kılıcı boyadım yüzümü maviye bu yazıyı yazdım. Başıma birşey gelmeyecekse soruyorum, sadece bu "gavırnmınt"'a değil, hepsine soruyorum: Bu adamlara niye hakettiği değeri vermediniz, vermiyorsunuz gençler? Geçmiş veya şimdiki "gavırnmınt" olarak cevabını da yoruma yaz bi zahmet herkes bilsin neymiş sorun..

Hayır, bizde cidden bu sorun hep vardı, süregeliyor. Bi örgütlenememe, bi lobi oluşturamama, bi üşengeçlik, umursamamazlık.İşbu potansiyelin farkında oluna, lütfen...

Hadise'ye de ilk olarak Eurovision'da, daha sonra tüm yaşantısında başarılar diliyerek bitirelim.Severek takip ediyoruz.

Yapma Bunu Yapma Bunu

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Mayıs 2009 03:35

Gecenin 3 ü,

O site senin bu site benim.Blog ödüllerine bakıyorum.Yemek kategorisi.Açıyorum bikaçını.Dometesli pizza, yaprak sarması, ev dürümü.

 

Gecenin üçünde adama bu yapılmaz.Tarifini yazıyorsun, ona diyeceğim yok, bu konuda anlaştık, tamam emeğe saygı ama fotosunu niye koyuyorsun dostum. Caps maps koyma istemiyorum. Yazıklar olsun sana yani. Bırak isteyen pişirsin, fırına sürsün, haşlasın ne yapıyorsa yapsın. Ondan sonra görsün ortaya ne çıktığını. Oraya koymuşsun dumanı üstünde fotoğrafını, sonrada tarif veriyorsun. Bırak allasen arkadaş. Yazıktır günahtır. Senin yaptığını çorumlu yapmaz.

Bundan sonra değerli yemek tarifi yazarlarından ricam, lütfen tarifini koyduğunuz yemeğin fotoğrafını, tarifin sağına soluna koymayın, ayrı bi link verin isteyen açsın görsün neye benziyor neye benzemiyor.

Fotoğrafları görmek istemiyorsan girme gecenin o saatinde yemek tarifi sitelerine diyenlere de cevabım, öğrenmek istiyorum arkadaş, tarifini yazıp çıkıcam siteden var mı diyeceğin.              Lie Another Day - Madonna.

İnan çok açım şuan.

 

Alo Buyrun Benim..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Ocak 2009 05:38

Aslan burcu erkeği ılımlı, zeki, sevecen, romantik ve pratik tavrıyla dikkat çeker. İkili ilişkilerde mükemmel bir partnerdir. Gururlu aslan burcu erkeği iltifatlardan ve övgülerden çok keyif alır. Ateş grubundan olduğu için sinirlendiğinde kızgınlığı patlama şeklinde cereyan eder. Kin tutmaz ve kızgınlığı gelip geçicidir.

Hareketli ve neşeli tavırlarıyla dost ortamlarının aranan ve vazgeçilmez kişilerindendir. Rahatına oldukça düşkündür ve lüksü sever. Gezmeyi, eğlenmeyi ve sosyal aktivitelerde bulunmayı çok sever.

Aslan burcu erkeği sorumluluk sahibidir ve işlerinde detaycıdır. Emir almaktan hoşlanmaz ve yönetmeyi sever. Çevresini kolaylıkla etkileyebilir ve popüler olur. Çevresiyle oldukça ilgilidir ve merhametli olduğu için de yakınlarının ve dostlarının dertleriyle ilgilenir. İyi bir dinleyici olan aslan burcu erkeği pratik çözümler üretmek konusunda kabiliyetlidir.

Aslan burcu erkeği dostane tavırları ve girişken yapısıyla çok fazla dost edinir. Romantiktir. Birini sevdiği zaman iyi bir aşık olur. Sadıktır. Evlilikten hoşlanır ve evine bağlıdır. Çocuklarına düşkün ve sevecen bir baba olur.

Aslan burcu erkeği iş konusunda fazlasıyla başarılıdır. Cömerttir, fakat her türlü kötü duruma karşı temkinlidir ve tasarrufu sever.

Biri beni gözetliyor..

Vuslata Beş Kala

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 11. Ocak 2009 00:10

Finallere beş kala bu yazıyı yazıyor olmam, bu yazının ana temasını oluşturuyor.

Ne kadar gereksiz davranış varsa sergiliyorum.Tam konsantre oluyorum çalışmaya -çalışmaya başlayalı 10 dk olmuş mesela- aklıma saçma sapan bişey geliyor.Mesela bi boğazlı kazağım vardı uzun zamandır giymiyodum, onu denedim geçen.Bugün tam 1 saat Youtube'da Shaq videoları izledim.Daha önce Shaq'a dair bi videoyu Youtube'da izlediğimi hatırlamıyorum.Gereksiz yere içilen sular, gereksiz verilen wc molaları,gereksiz yere girilen facebooklar,msnler ve nice vakit geçirme aktiviteleri.Girişte de dediğim gibi bu yazıyı da belki vakit geçirmek,ders çalışmamak için yazıyorum.

Affedin beni..

Bu Nasıl Rüya?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 29. Aralık 2008 22:58

Şimdi Harold and Kumar Escape from Guantanamo Bay diye bi film var baya güzel, öncelikle bunu izleyin.3-4 gibi bitti film yattım.Nasıl ilginç bi rüya anlatamam.Birisi var yanımda hatırlamıyorum kim olduğunu, cafe gibi bi yerdeyiz.O kişiyi kendin olarak hayal edebilirsin.Herneyse..Erol Köse'nin şişmanı ve gözlüklüsünü hayal et.Karşımızda o var.Sanırım biz oraya arkadaşımın sesini beğendirmek ve ona albüm yaptırmak için gitmişiz.Arkadaşa oku bakalım cemşit diyor ki cemşit dememiştir muhtemelen.Cemşit şarkısını okuduktan sonra,Erol Kösemsi bi olmamış yüz ifadesi atıyor.Üzülüyor çocuk.Sonra bende durduk yere giriyorum olaya ama o cafeye gidiş amacımda kesinlikle albüm yaptırmak,arkadaşımı satmak fln değil.Birden oluyor.

 

"Kim bu gözlerindekii yab-ancı,Yaralar be-ni yüreğimden" şeklinde gidiyorum urfa accent'ıyla, ama sevgili okur nasıl gidiyorum görmelisiniz.Adeta bir İbrahim Tatlıseks havasında gidiyorum.Neyse şarkı bitiyor ama benim amaç işte hala albüm fln değil,öyle bi beklentim yok.Kösemsi "geceliği 3 bin ytl den başlamak ister misin?" diyor.Benimde, "abi 3 bin değil bedavaya bile söylerim ama bu işin eğitimini almam lazım "gibi saçmasapan bi cümle ettiğimi çok iyi hatırlıyorum.Sonra işte o da olmaz yılbaşında Mola Hotel 'de sahneye çıkıyorsun,ekibi ben ayarlayacağım diyor.  

Sonra rüya bitti işte ben bi şoktayım uyandım, lan gerçekmi dercesine.deli dumrul oldum bi havalardayım.Sabah evde söylüyorum şarkıyı annem de beğendi sesimi,eğitim alsan olabilir aslında dedi.Bilmiyorum aklım çok karışık sevgili okur.Bi demo yapsam mı diyorum.Yardımcı ol..

 

Global Ekmek Fırınları..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 6. Eylül 2008 01:20

Ülkemizde ekmeğin kutsallığının ne derece önemli olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım.Kimse arkadaşının ananasın üstüne basmasından sonra arkadaşına, "Ananasa basma günaha girersin" diyeceğini zannetmiyorum.Ya da yere düşen bir mangonun üç kere öpülüp başa konması gibi bir vakaya rastlanmışmıdır anadolu da,sanmıyorum (mangonun yere düşmesi de ne olur ama?!?)..Neden böyle tropik meyvelerden örnek verdim onu hiç bilmiyorum.Belki de bize uzak olduğu için =))

Demem o ki her kültürün kendine has "has"ları var ve o hasların herbirinin bir özelliği,bir hikayesi var.Gelecek mi? "Globalization" 'la birlikte gelecekte "Hamburger" dünya geneli için kutsal olacak,görüntü o yönde..Bugüne tekrar dönersek,bakalım bir babanın kızını Gökhan'a,Pedro'ya,Peter'a,Alexander'a vermesi için o gençlerin 40 Fırın ne yemesi gerekiyormuş?

ABD'li  40 Fırın Hamburger   
Arjantin'li 40 Fırın Biftek  
Arnavutluk'lu 40 Fırın Arnavut Ciğeri  
Belçika'lı 40 Fırın Brüksel Lahanası  
Bosna'lı 40 Fırın Cevab Cici  
Brezilya'lı 40 Fırın Kahve  
Çek 40 Fırın Pilsener Birası  
Ekvator'lu 40 Fırın Muz  
Fransız 40 Fırın Şarap  
Japon 40 Fırın Sushi  

İsviçre'li

40 Fırın Çikolata  
İtalyan 40 Fırın Pizza  
Kanada'lı 40 Fırın Balık  
Meksika'lı 40 Fırın Domates  
Nijerya'lı 40 Fırın Kakao  
Suudi Arabistan'lı 40 Fırın Hurma  
Türk 40 Fırın Ekmek  
Yunan 40 Fırın Zeytin  
 
 
   

Geçmişten Top 10 Kusurlu Hareket..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Eylül 2008 00:32

10-Analog fotoğraf makinalarında flashta elini unutmak 

9-Casio Chrono F-91w Water Resist saatin 3 düğmesine birden basmak

8-1001 emekle kazanılan taso,futbolcu kartı gibi edevatların anne tarafından lüzumsuz görülüp atılması

7-Kral TV'den kız/erkek arkadaşa Hakan Peker 'den "Unutmadım seni unutamadım,İçimdeki bu aşkı yokedemedim" tarzı şarkılar dinletmek

6-Kırmızı bayrak kuralların benden olması

5-"Maraba Televole" dedikten sonra kahkaha atmak

4-Atari kaseti çalışmayınca,içini kolonya ile silmek

3-56K Modem ile internete girince suçluluk hissetmek

2-İlkokul/Ortaokul'da Power Rangers'tan harhangi bir "Ranger" olmak

1-Bu sene soruları Tübitak'ın hazırlaması

Hayvanat!

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 4. Ağustos 2008 00:43

Deveye sormuşlar: "boynun neden eğri?" diye, "nerem doğru ki?" demiş.
Eşeğe sormuşlar: “Bugün yolculuk nereye?”, “Onu ben bilmem sopa bilir" demiş.
Ayıya sormuşlar: "Ensen neden kalın?", "Kendi işimi kendim görürüm" demiş.

soruyorum, allah aşkına ne bu şimdi??..ne kadar aşağılayıcı,ne kadar küçük düşürücü..
çok merak ediyorum;

1)Bu soruları kim veya kimler sormuş.yani bir duyum,bir rivayet mi,yoksa gerçekten bir grup psikopat yıllar yılı kasıp hayvanlarla nasıl konuşulacağını mı öğrenmiş..

2)Peki konuşmayı öğrendiniz.Müthiş...Lan hayvandan bişeyler kapmaya çalışsana.
sahrada karşılaştığın bi deveye şehir ne tarafta diye sor.depremin ne zmn olacağını sor,sevgilim sence beni neden terkettiye kadar gidebilecek soru yumağını oluştur. o kadar "hayvanca" öğrenmişsin hayvanların fiziksel özellikleri veya ruhsal davranışları ile dalga geçiyosun.yakıştı mı o kadar bilimsel olaya.baştan tükür suratına hayvanın daha iyi.hiç kasma di mi..soruyorum bende o zaman, latincede kompilexux being down diye geçen aşağılık kompleksitisine mi sahipsin?
cevap ver..

3)Hadi bizimkiler böyle bi mallık yaptılar.yılların bilimsel araştırmalarını fln bu tarz sorularla çarçur ettiler.Bre hayvan sen niye türünü iyi temsil etmiyorsun?..
adam sana sormuş,"boynun neden eğri"? hemen yapıştır cevabı.ne biliim
"Sonunu düşünen kahraman olamaz" gibi karizmatik cevaplar ver.sen bi kere kendini aşağılıyosun.ayrıca sen deve alemini temsil ediyosun orda.sana bi soru soruluyo..
soran kişi arkadaşın değil..insan!dalga geçilecek bi pozisyon yok yani..hiç konuşmadığın,konuşamadığın,yıllaryılı üstünde taşıdığın insan.sıra sende,öyle bi cevap ver ki sussun,afallasın.ulan deveye bak ayarı verdi desin..tüm deve alemi de ekranları başında seni alkışlasın..helal olsun desin..

yani sevgili okurlar,ben bunları şu yoğun gündemimde düşünüyorum.bu mahlukatlar düşünemiyorlar.yazıklar olsun diyorum burdan.duyarlı bi insan olarak bu tarz olayları gördükçe gerçekten sinirlerimin konvektükülar merkezkaç hızı yavaşlıyor..kanım donuyor..tüylerim tiken tiken oluyor.

yazık,gerçekten çok yazık..

EV EV EVLENELİM

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Ağustos 2008 00:41
--ON--
--zap--
+salarda dalgalanma devam ediyor,öğleden sonra hisse senetlerinde acayip değişik...
--zap--
+mavi renkli bu yünü görüyosunuz bunu üstüne düğmemizi yapıştırıcaz sonra ördek olc...
--zap--
+ım dön evine özledik seni.seda dön ne olur bak afffetcem seni.gel evine tekr...
--zap--
+çocuğu olmasın,evi olsun,yani beni sevsin esra hanım,benlen şiddet uygulamasın,böyle bi insan arıyorum ben esra hanım.ühühüühühühühü....

Vay anasını bu bendim...
Panik oldum,elim ayağıma dolaştı,ayağım heryerden kesildi.
Birisi beni arıyordu.hemde ağlamaklıydı.Çok duygusalım bunu semeresini çekiyorum,bunun cezasını çekiyorum,bunun kötü yönlerini görüyorum.bunlardan birini şeydiyorum işte.
sevdim.O gözler,o kaşlar,o beni benden alan benler.evet evet çenesinin hemen üstünde,yıldız tilbe modeli beni ile beni benden etti.Eti budu dolgundu.Tahminimce 55kilo civarındaydı.Bu oydu aradığım lanet olasıca kadın.nerelerdeydin??
hi 35 li 35 li,tokat yolları kaç yıldır taşlı?..
O da hiç evlenmemiş.i was looking for you in facebook dedim ingilizcemi pekiştirdim.kadını görmemle bu düşüncelerin olgunlaşması ve bu hale gelmesi yaklaşık nanosaniyeler seviyesindeydi.
Şuandan itibaren çok hızlı olmalıydım.ortalık ona göre olmayan insanlarla doluydu.daha adını bile bilmiyordum.olsundu esra hanımdan öğrenirdim.
adeta bir mirkelam gibi cep telefonuma koştum,
hemen numarayı çevirecektim tuş kilidini açtım.....
numero neydi?Tanrım en önemli şeydi.Onunla iletişim kurabileceğim en önemli şey.
hemen televizyona koştum.altyazısına falan baktım,numero mumero yoktu.
internete girdim.internete girmek.ne kadar saçma.buna değinmeliyim bi ara.49 ytl veriyorum her ay.kimin kime girdiği belli değil.
bu arada bunu da düşündüm.yine nanosaniyeler seviyesinde vakit kaybettim.internetten numeroyu buldum.
numeroyu çevirdim.
uzun ve sessiz geçen,bana bir yıl gibi gelen,pikosaniyelerle bile ölçülemeyecek o sürede aklımdan neler neler geçti.
bir an bir ses duydum.bu şerife olmalıydı.bana birşeyler söylüyordu.çok kibardı.
ne diyor diye çok dikkatlice dinledim.
"lütfen" diyordu,heyecanlandım."en kısa zamanda" diye devam etti.oldu bu iş dedim."kontör yükleyiniz" dedi.yıkıldım.
telefonu yatağa fırlattım.telefona zarar vermeden artistiğimi de yaptım.
hemen televizyonun yanında olan ev telefonuna koştum.aradım,meşguldü.o an ne olduğunu anladım.selehattin bey hattaydı.o an ki düşüncelerimi anlatamam sevgili okurlar.o an ki tevhid-i tedrisatımı anlatamam.
çok iyi anlaştılar.şerife hemen evet dedi.selehattin bey bir kahkaha patlattı sevinçten,keyiften..hemen evlenme tarihini belirlediler.
ben mi?takosaniyeler içinde bitmiştim..hayalimin kadınını 3-5 kontörle kaybetmiştim.
yazık etmiştim kendime.mahvetmiştim.şimdi ne yapacaktım peki?
her zaman yaptığımı..

--zap--
+inci hanım aslında ben birazda sevecen bir erkek arıyorum.hem sempatik hem yakışıklı.evi fln olmasa da olabilir..
Lan bu benim..

Boş Bi Yazı Dizisi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Eylül 2007 00:34

Sıkıldım.Ara sıra sıkılırım,arasıra herkes sıkılır.Sıkılınca ne yapacağını bilmek önceden düşünmek gerekir mi?Sıkılınca a-şunu b-bunu c-onu yapayım gibi bi liste nasıl olurdu acaba.Denemeliyim.Dışarı çıktım.Öyle istedim.Eski bi ayakkabım vardı,basketbol oynarken giyerdim onu.Lisedeyken.Lise ne güzeldi ama.Herkes birbirine aşık olabilirdi.Yan sınıftan bi kız sana sen İngilizce hocana İngilizce hocan kocasına. Güzel İngilizce hocasının kocası.Hep yakışıklı olurdu o.Dışarısı biraz soğuk.Üşüdüm eve geri dönmek istedim.2 kat yukarı çıkacaktım sadece.Üşendim.Sert koşullara dayanıklı olmalıyım dedim kendime.Yine kandırdım kendimi.Ne kazandım,anlık tatmin.10000 metreyi bilmem kaç saatte koşup hiç yorulmamak istedim.Yorulmayı sevmem.Yorulduğum zaman da olur.Zaman zaman olur.Mp3 playerim olsun istedim,açayım bişeyler dinleyeyim.Ama mp3 player im yok.Paramı hep başka şeylere harcadım.O yüzden müzik dinleyemicem.Belki söylerim.Halbuki bi My Happy Ending dinlemek için neler vermezdim.Avril Lavigne i tanımam.Hasan diye bi arkadaşım vardı.O çok severdi ilk çıktığı zamanlar.O seviyo diye hiç dinlemedim.İnat mı ettim naptım.O sahiplenmişti Lavigne i.Odasına posterlerini falan asardı.Skater Boy falan derdi ben umursamazdım.Şimdi saygı duydum.Bu şarkısı çok güzel.Hiç odama posterini astığım birisi olmadı.Ne olursa olsun birinin fanı olmayı çok isterdim ama olamadım.Kimseyi o kadar benimseyemedim.Benim eksikliğim belki de.2 tane çocukluk fotoğradım var asılı odamda.Koşmaya başladım koşu yoluna doğru.Her zaman öyle spor kuyafetler giyen ve sürekli koşan insanlara özenmişimdir.Ne kadar kararlılar.Her sabah her akşam.Ben ise sıkıldığım için saat 3 te çıkıyorum.Üzülünesi.Devam etmeyeceğimi bilerek bu spora.Vardım koşu yoluna.100 m yazan yerden girdim parkura.İlerde güzel bi kız koşuyo sanki.Çeki düzen verdim kendime.O geldi aklıma.Şarkı söylemeye başladım.My Happy Ending.Neden sürekli bu iki çizgi arasında koşuyorum.Çizginin üstünden koşmaya karar verdim.İstediğim yerden koşabilirim.Koşarken birden bişey oldu.Uçabileceğimi hissettim.havada yükseğe doğru koşabileceğimi.Denedim.Oldu.Biraz yükseldim,önüme baktım Koşan kız karşımdan geliyordu.Birden düştüm.Selam verdim. gülümsedi.mp3 player i vardı.Ne dinliyodu acaba..My Happy Ending.Kimbilir.Gözlükleri biraz ıslaktı.Yağmurun çok hafiften yağdığını farkettim.Aklıma o geldi.Toparlandım.Parkurun sonuna baktım.Kollarını açmıştı.Yeniden uçarak koşmaya çalıştım.Oldu.Yükseldim yükseldim..Şimşek çaktı.Yine düştüm.Şimşekleri seviyorum.Hep o anın fotoğrafını odamın camından yakalamaya çalışırım.Yakalayamadım hiç ama.Belki bigün güzel bi fotoğraf makinam olur.Koşmayı bıraktım.Kollarını açmış "o" na koşmayı bıraktım.Islak banka oturdum.Islaklığı hissettim.Sonra kalktım.Yüzümü kapattım ellerimle.O.Açtım koşan kız.O ve koşan kız.Ayrı iki karakter.Öptü yanağımdan.Yağmur dinecek dedi.Pardon anlayamadım dedim.Kapat ellerinle yüzünü dedi.Kapattım.Ellerimden tuttu.Sıcaktı elleri.Kulağıma birşeyler fısıldadı anlamadım.Sonra yanağımdan öptü.Ellerimi bıraktı.Gözlerimi açtım.Etrafta kimse yoktu. Koşan Kız Kaybolmuştu.Elinin sıcaklığı hala elimdeydi.Ama yoktu sağa sola koştum,baktım.Gitmişti.Yağmur durdu.Güneş açtı göründü birden.Zayıf bi gökkuşağı gördüm.Bittiği yere koşmayı düşündüm.Saçmaladım.Gökkuşağı ne güzel ama.Sürekli olsa ya gökyüzünde.İnsanlar baktığında ihtiyacı olan rengin elektriğini alsa.Öyle bi imkanım olsaydı keşke.Elimi tuttuğu yere gittim.Yerde mp3 player i duruyordu.Taktım kulağıma..My Happy Ending :)) Ending ? henüz değil dedi bi ses içimden.Eve gittim.Annem çorba yapmıştı sıcaktı içtim.Sonra duş aldım.Yorulmuştum.İlk kez yorulmayı sevdim...Yatağa girdim uyudum..

bigün microsoft msn i kapatıyoruz artık kardeşim dese ne dersin?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Eylül 2007 00:32
YIKILANLAR
_ayşee_:
off hayırrr
_ayşee_:
hayatımda kocaman bi boşluk oluşurr ne diosunnn

ece:
:)
ece:
yapma be derim

berrin:
donar kalırım be kuzen
berrin:
tek kelime edemem

elifnur...:
nayırrr nolamazzz:P

(#)SİF(#)çiwdem(L)çawrı:
yok artık daha neler :P yok kapatmayın yada daha yenisini çıkarın derim:D

elif:
nası yaa derim:D

berna:
SÖYLEYECEK SÖZ BULAMAM :D

Bana en doğal gelen grup en sevebileceğim grup samimi bi kere :)

AGRESİFLER

CopyRight © » Erkan :
keriz misiniz lem siz derim

sem'zotu:
yaa bi s*ktir git derim =)

G-For:
kardeş mardeş ne ayak aynı yerden mi çıktık derim :D

eCe-GÖZLERİN AÇIK UYURSAN,KÜÇÜLÜRSÜN..:
hopppp noluyo yahuuuheyytt
eCe-GÖZLERİN AÇIK UYURSAN,KÜÇÜLÜRSÜN..:
derim:D

BK:
kasımpaşa

<:o) є η є ѕ(ip)(#)(R)bi deliğanlı bülteni yollasa yav:):
allah belanızı versin derim:D

siboş :
allah belanızı.. :P

AHMET::
bi s*ktir git derim:D

BoZCaN:
ha s.

MasteR:
bişi demem iyi bile olur

Erdem:
hadi ordan derim

- Mehmet:
bütün serverlarınız hacklensin derdim

çağlar:
sen iyimisin derim

gördüğünüz üzere bu grupta cevaplar çok yakın birbirine :))

ALTERNATİFÇİLER

' srcn... // .. :
google derim:D
' srcn... // .. :
yahoo derim
' srcn... // .. :
olmadı avea derim sanırım:D


ASCENDANCY:
Valla
ASCENDANCY:
Icq ya dönüş derim

Ender Ekici:
gtalk var onu kullanırım

Ömer Bircan:
yahoo yaa geçerim

Mert:
hayırlı olsun derim ne diyim :D
Mert:
başka messenger kullanmaya başlarım ardından da

ucurtma:
canın saolsun derim abi ne diyim açarım google talkumu takılırım

abdülkerim:
yahoo ya geçerim kardeşim ben de derim
abdülkerim:
tek firma sizmisiniz

Burhan:
google talk
Burhan:
jabber
Burhan:
direk s*ktir git yani

gözde//:
ölürüm:P
gözde//:
hahaha google talk a geçerim:Ç

Ethernal Sunshine of the Spotless Mind -SİL BAŞTAN- JOE&CLEMENTIN:
abi ben
Ethernal Sunshine of the Spotless Mind -SİL BAŞTAN- JOE&CLEMENTIN:
msn kapatılırsa kullanabilecegimz programlar yeniden duzenlenir diyorum
Ethernal Sunshine of the Spotless Mind -SİL BAŞTAN- JOE&CLEMENTIN:
yani msesla yahoo

ceyda:
iyi derim başka eşdeğer programı mı yok timuçin:
eyvallah derim
timuçin:
yahoo ya geçerimm

uff msn in yerini hiçbiri tutmaz bi kere.bununla kaç yılın geçmiş efendi :))

KABULLENENLER
cursed:
eywallah kardeşim derim:D

ilker:
ii hayrlı olsun derm ne dıım:D

SEB:
ii kapatın derim

fahrettin:
siz bilirsiniz derim

Gönül....:
hayırdır derim

Serdar:
walla hayırlı bır ıs yapmıs olurlar

Şahbaz:
çok da umrumda
Şahbaz:
derim

--S@lih-- :
veren sensin almak da hakkın derim abi

*cns*-->ööle yemei görünümünde kahvaltı yapma çabası içerisinde kendisi..:
Allah razı olsunnn derim heralde:P
*cns*-->ööle yemei görünümünde kahvaltı yapma çabası içerisinde kendisi..:
ne bilimm öle mi dicekk

(*)SARıkEdi_kıRmızıbAlık_yEşiliguAnA_mAviöRdEk:
süper derim
(*)SARıkEdi_kıRmızıbAlık_yEşiliguAnA_mAviöRdEk:
yürü bee kim tutar seni filan işte

büşra sultan:
Allah razı olsun derim

Yapman canlar.Böyle kabullenmeyin msn sensin msn sizsiniz.Allah Allah gaza bak :)

YORUMSUZLAR

phobiaaaa:
işim var şimdi:D:D
phobiaaaa:
kapatamam ki:D
phobiaaaa:
zaten kaç gündür
phobiaaaa:
açmıyodum

Stifler Ankara da:
hehhe s*kerim bombalarım hahhaha yokla ne olcak valla sevgilim var artık girmek istemiyom ama o istiyo gir diye

Dulchase ( http://www.hasar.gen.tr -> http://seyir-defteri.blogspot.com/):
yapma be oğlum hayat güzel be oğlum

gznfr:
kısmetimizi kapatma derdim

(S)«мøoИeLf»:
nie derim

seviyorum ben bu insanları ya :))

yorumlarınızı lütfen aşşada bulunan yorum şeysine basarak yazın.şünkü anketten herkes bişeyler çıkarmıştır bence :D
hadi..

Okeye Dördüncü Aranıyor...

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 13. Ağustos 2007 00:28
Üç kişiyle de oynanabilen bi oyun için dördüncüyü aramak neden?İki kişiyle bile oynanabiliyosa bu oyun...Duyarız,kullanırız bu kelime öbeğini, okeye dördüncü ararız.Üç kişiyle oynanabilen bi oyunken ben okeye dördüncü ararsam diğer iki kişiye "sizle zevki çıkmaz" demiş olup ayıp etmiş olmam mı?Bence olurum.Eğer onlar da dördüncü ararsa onlar da ayıp etmiş olur.Her kim ki dördüncüyü ararsa ayıp eder.Dört kişi oynayınca daha zevkli olabilir o ayrı.Olsa iyidir hakkaten.Eşli oynarsın falan oyuna farklı opsiyonlar katılır ama üç kişiysen de oynamaktan vazgeçmemelisin bence.Dördüncüyü bulamayınca boşver oynamayalım dememelisin.Benim düşüncem bu.Vazgeçersen küllisin yalansın benim gözümde.Ayıpsın dediğim gibi.Önemli bi cümle edicem şimdi sıkı tutunun: Üç kişiyle okey oynamaktan zevk al,hayattan zevk al.Çok ciddiyim.
Tavlayı tek başına oyna demiyorum veya tenisi 12 kişiyle, ama okeyi üç kişiyle oynayabil diyorum.Gerekirse tavla da yanında seni destekleyene arada zar attır.Bunlar önemli şeyler.
Yine de şu susuz günlerde dördüncünün denk gelmesi dileğiyle efendim..
Adijo..

Adem'in Elmasına Farklı Açılardan Yaklaşmak

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Aralık 2006 23:52
Hikayeyi bir özetleyeyim önce.Adem le Havva pis nalet şeytanın aldatmacalarıyla cennette kendilerine yasaklanan elmayı yemeleri neticesinde,cezalandırılarak Dünya denen yere gönderiliyorlar.(Havva anamız istemiş Adem'den elmayı.Adem de o yüzden almış.Önemli bi nokta yeni öğrendim.Onun üzerine yeniden şekillendirdim düşüncelerimi.Yüce Bilge Hatun' a bu bilgiyi benle paylaştığı için teşekkür ediyorum buradan :) )
Bu olaya yaklaşmak istediğim iki açı var.

A)Diyelim ki her ikisi de elmayı yemedi.

1-Adem kendilerini kandırmaya çalışan şeytana taş attı.Kovaladı,küfretti.
2-Bunun üzerine canı elmayı çok isteyen Havva anamız da vazgeçti elmadan.

Ne yasak elma yenmiş oldu,ne bir günah işlenmiş oldu.İkisi de Allah'ın emrine uydular.Dünya denilen bir yer asla varolmadı sonuç olarak biz de varolmadık veya oldukta hani direk cennette varolduk.Dert yok tasa yok.Her tarafın neşe sevinç para şarap ırmakları felan.Herkes mutlu yani.Bir yasağın delinmesi,bir elma bize nelere malolmuş.Serzeniş değil de -haddim de değil zaten- keşke yenmeseymiş...

B)İkinci seçenek biraz garip

1-Adem kendilerini kandırmaya çalışan şeytana taş attı.Kovaladı,küfretti.
2-Havva anamız elmadan vazgeçmedi.Israr etti Adem nolursun al diye.
3-Adem ben karışmam alıyosan al sen,mesul sen olursun dedi.
4-Havva anamız gitti tek başına aldı yedi.

Bu durumda muhtemelen Havva anamız Dünya'ya gelecek ve tek başına yaşayacaktı sanırım.Yani biz olurmuyduk o zaman bilmiyorum.Olursak da mitozla fln olurduk herhalde.Erkekler kadın olurdu(Kadın diye bişey olmazdı o zaman o yüzden utanmamıza gerek yok).Bi cins bi değişik olurdu yani herşey.Bu sırada Adem Peygamber de cennette olacaktı.Orda da ayrı bi değişik durum olacaktı.Ben onun safında olmayı tercih ederdim heralde.Dünya da erkek yok ama cennette huri var sonuçta.Bi şekilde idare edilir :))


Bu iki açı beni hep düşündürmüştür,beni benden almıştır adeta.Değişik hallere sevketmiştir.Böyle hassas konularda biraz geyik yapar gibi oldum kusura bakmayın.Ben seviyorum Dünya yı zaten.Kuşlar ağaçlar binbir renkli çiçekler fln.Güzel ya burası.İyi ki yenmiş elma.Allah'ım sen affet.

Yıllar Geçerken..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 17. Aralık 2006 23:51
<2,5>Zaman su gibi akıp geçiyor.Daha geçen sene bu zamanlar böyle düşündüğümü hatırlıyorum.(Daha geçen sene bu zamanlar böyle düşündüğümü hatırlıyorum(Daha geçen sene bu zamanlar böyle düşündüğümü hatırlıyorum(Daha geçen sene bu zamanlar böyle düşündüğümü hatırlıyorum.....))).Her yılın sonlarına doğru hep bu düşünce hakim olur bende.5 yıl önce de böyle düşünürdüm 3 yıl önce de.14 yaşımdayken de yaşlandığımı düşünürdüm şimdi de.Aslında tam olarak da öyle.Yaşlanıyoruz.Bir yılın nasıl geçtiğini anlayamadım hiç.Ben anlayamazken yıllar geçti.Her yılsonu analiz yaparım.Her seferinde aklıma gelen olaylar 5 i 10 u geçmez.Yine Her yılsonu günlük tutmaya karar veririm her detayı hatırlayayım diye;fakat bugüne kadar tek bi günlük sayfam mürekkep yüzü görmedi.Daha doğrusu günlüğüm olmadı ki hiç içine bişey yazayım.Almak lazım bi tane şu kilitlilerden.Alınca belki yazılır,denemek lazım :) Hal böyle olunca her sene sonu kendime ne kadar boş bi sene geçirdiğim için kızarım diğer taraftan yine kendimi önümde ki uzun süreci düşünerekten teselli ederim.İyi de seneye ne yapıcam ki?her sene böyle diyorum.Neyse seneye bi gelsin düşünürüm.Güzel bi giriş olduğunu düşünerekten gelişme bölümüne geçiyorum. (15 puan-noktalama ve imla hataları var.Bi de ya seneyi kullan ya yılı..(bu hatayı hep yapardım))

<2,5>Yaşlanınca (Yaşlanmasak da yıllansak hani.Öyle olmak lazım..) eşe dosta anlatacağım güzel anılarım olsun isterdim hep.Övünerek anlatacağım,vay be helal olsun biz de yapsaydık dedirtecek..Bikaç tane oldu bugüne kadar ama bundan sonra olsun istemiyorum.Tabii ki anlatacak güzel anılarım olsun,vay be desinler.Demek istediğim o ki bunları eşe dosta anlatmak için değil kendim için yapmam gerektiğini düşünüyorum son bikaç yıldır.20 yaşındayım,hayat standartlarımızı göz önüne alırsak maksimum önümde 45-50 yıl var(böyle diyince çok güzel geliyo di mi ohh 40-45 yıl.) şimdiye kadar yaşadıklarımın sayısı standartların yaklaşık 1/3 ü.1/3 ü gitmiş bitmiş yani kabul etsen de etmesen de(Bi de 20 benim yaşım sen kendinin kine göre hesapla artık :)).Biliyorum benim de içim karardı.Ama iç karartısı değil de şöyle düşünmek lazım.20 yılda neler yaptım?Hadi bunun ilk 15 ini çocukluk diye saymayalım.5 yılda neler yaptım ne kadar dolu geçirdim ne kadar boş geçirdim.Önümdeki bu zamanı nasıl değerlendirmeliyim?İşte diyorum ya bunu düşünüyorum birkaç yıldır.Özellikle de bu yıl.Büyüdükçe bişeyler yapma isteğim artıyo.Kendim için birşeyler yapmak.Yaşlandığımda yaşlandım değil de yıllandım diyebilmek için kendi kendime(Şarap mıyım lan ben niye öyle diyorum ki?).Bi nevi geleceğe yatırım da denebilir.Boş şeylerle uğraşmamam gerektiğini düşünüyorum artık.Günde 2 saat msn'e girmemek gibi...Tamamen uygulayamasam da azaltıyorum artık.Diğer taraftan eskiden ortada bişeyler olmazken yılsonu,yine tam istediğim gibi olmadığını düşünerekten bu yıl kendim için ortaya bişeyler koydum diyebiliyorum.Ergenlikten çkmış her birey demeli bence.(Haddimi daha fazla aşmadan tek paragrafta topladığım gelişme bölümüne son vereyim.) (35/50 puan-Noktalama,imla + 2 paragrafta yazabilirdin.)

<2,5>Bişeyler yapın,bişeyler ortaya koyun.Baştan kararlı olmak lazım ama onu anladım ben.Küçük şeylerle başlayın büyük hedefler koyun.Zaten küçükler büyükler için yol olur diye düşünüyorum.Yıllanın,yıllananlarla beraber olun.Zamanın kıymetini bilin(Utanmaz herif günde 10 saat uyuyan ben miyim?evet.).Bi de ortaya koyduğunuz şeyin zevkle yapılmış olmasına önem verin.O zaman duyulan haz bi başka oluyo.Onu yaşamak yeter.Noktalarken burada görüşmek üzere dedikten sonra.(5/20 puan - iyi bağlayamamışsın.)

60/orta

*bağladık lan daha ne yapalım.Da Vinci Code gibi oldu hatta.

Yalnızım Dostlarım Yalnızım Yalnız..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 4. Aralık 2006 23:47
Öyle yalnızlık değil dediğim.Hani arkadaşım yok sevgilim yok gibisinden.Yok yok o değil işte.Ne yalnızlığı bende tam bilmiyorum.Her zaman olmasa da zaman zaman yaşadığım bi yalnızlık.Hatırlatmak için tanımlamaya çalışayım biraz..

-Sabah 10-11 gibi kalktın.Kahvaltıdan bıkmışsın artık niyeyse.Zeytin peynir yemek istemiyosun.Bi nefretle yiyosun yinede.Ne nefreti artis.Nimet o...
-Okul yollarına düşüyosun iyi bi gün olacağını düşünerekten.Ne bileyim hoca gelmez belki veya asarız dersi sinemaya gideriz,biyerlerde otururuz,geyik yaparız.Plan da plan..
-Okula gittin.Sınıfın kapısının önündesin.İşte hoca geliyo.Bu yıkım niye yani geleceğini biliyodun zaten.
-Kimseyi de ikna edememişsin asmaya.4 saat derstesin artık.Birden ulan ben girmiyim sokaklarda dolaşırım ya nolcak diye gaza gelsen de yoktur öyle bişey asla.
-4 Saati bitirdin ama ne çektiğini bi sen bilirsin.Ne hayaller kurdun,neler düşündün neler çiziktirdin defterine kimbilir.
-Bi de herkes dersi dinledi ben dinlemedim psikolojisi.En kötüsü o.Halbuse çoğusu senin gibi.
-3-4 oldu saat zaten bu saatten sonra sinemaya gelmiyo kimse haftaya sınav var eve git ders çalış 7-8 olur diyolar.Bahane tabi.
-Eve geliyosun gün afedersin bok gibi geçmiş.Yatıp uyumak istiyosun uyuyamıyosun.Lan herşey mi ters gider.(abartma)
-Kalkıyosun sinirle.
-Artık bi alışkanlık haline gelmiş bi şey var sen de.Ne mi?MSN.
-Açıyosun.Bari arkadaşlarla konuşayım geyik yaparız biraz.
-Açıyosun ama kendini öyle bi psikolojiye sokmuşsun ki geyik yapacak halin de yok.Yine de "slm napıyosun" muhabbetini yapıyosun bikaçıyla.Sonra kesiliyo muhabbet.
-Kimse de bişey yazmıyo ki di mi?o kadar kişi online kimse senle ilgilenmiyo.Öyle işte kimse sevmiyo seni.
-Yalnız hissediyosun.Yapacak bişey de yok.Kesin hobileri olan hep bişeyler yapan arkadaşların geliyo aklına.Aslında öyle birileri de yok.
-Yalnızsın basbaya.
-Depresyona girmek istiyorum lan...
-Giremiyosun da ama öyle pis bişey bu nalet..

Hatırladığınızı umaraktan burada noktalıyorum efendim ahanda.

Mıknatısın Etki Alanı.

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 3. Aralık 2006 23:46
Hayatta pozitifken mıknatıslara yaklaşmamak gerektiğini düşünürüm.Zira yaklaştığınız an negatif kutba yönlenirsiniz.Mutluluk yerini mutsuzluğa bırakır.Ha şimdi benim pozitifliğim yaklaştığım mıknatısın negatifliğine baskın gelir deseniz bile en azından pozitif halinizin biraz da olsa kötüleşeceği kesin.Bu mıknatıslar çok çeşitli.somut veya soyut şeyler sizin mıknatısınız olabiliyor.büyüklükleri ve güçleri de farklı farklı tabii ki.Yapmanız gereken etki alanlarından uzak kalabilmek.

Hayatta negatifken mıknatıslara yaklaşmak gerektiğini düşünürüm.Zira yaklaştığınız an pozitif kutba yönlenirsiniz.Mutsuzluk yerini mutluluğa bırakır.Ha şimdi benim negatifliğim yaklaştığım mıknatısın pozitifliğine baskın gelir deseniz bile en azından negatif halinizin biraz da olsa iyileşeceği kesin.Bu mıknatıslar çok çeşitli.somut veya soyut şeyler sizin mıknatısınız olabiliyor.büyüklükleri ve güçleri de farklı farklı tabii ki.Yapmanız gereken onlara sıkıca sarılmak.

Sebepsiz olduğu düşünülen can sıkıntısının olası sebepleri:

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 23. Kasım 2006 23:27
Okulsal Boyut
1-Sınav vardır çalışmamışsındır,çalışmışsındırsan da kendinden emin değilsindir.
2-Sınavın kötü geçmiştir
3-Herhangi bir veya birkaç dersten kalma korkusu
4-Sabah ders vardır
5-Sabah ders vardır
6-Sabah ders vardır
7-Okulun rutininden sıkılmışsındır
8-Yarın ki ödevi yapmamışsındır
9-Hocadan azar işitmişsindir
10-Okul açılıyodur veya günlerden pazardır
11-Arkadaşınla tartışmışsındır

Sevgilisel Boyut
1-Sevgilin yoktur
2-Sevgilin vardır
3-Sevgilin olmak üzeredir
4-Ayrılmak üzeresinizdir
5-Sevgiliden sıkılmışsındır
6-Sevgilinin doğum günü yarındır hediyen yoktur,ne alacağını bilemezsin
7-Sevdiğin kişinin telefonda biriyle çok samimi konuştuğuna şahit olmuşsundur."Tamam ozmn 6 da dost un önünde" gibi.(Şizofrenik boyuta da girer)
8-Göz teması azalmıştır
9-Paran yoktur yarın sinema sözün vardır

Evsel Boyut
1-Evdekilerden biriyle tartışmışsındır
2-veya küsmüşsündür
3-Akşam yemeğini beğenmemişsindir(kendin yap ozmn derler adama)
4-Harçlığı az bulmuşsundur
5-Ders çalış lafını duyup inadına çalışmayıp vicdan azabı duyuyosundur
6-TV de bişey msn'de hayat yoktur *msn de hayat(ayrı bi çalışma konusu)
7-Elektrikler gitmiştir
8-Sular kesilmiştir (Öğghh yapma çünkü düşünsene yarın çok önemli bi randevun var leş gibisin öyle yani)
9-Kumanda bozulmuştur
10-Misafir gelmiştir odanı çoluk çocuk kapmıştır
11-Pazar günüdür


Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Önergeç

İzlene  : 500 Days of Summer
Dinlene : Never Say Goodbye - Bon Jovi

Hakkımda

 

O bir Bilgisayar Mühendisi.O bir Maribor Hayranı. Seyehat etmeyi seviyor.Önemli bir nokta da Galatasaray aşığı.. O bir ki üç dört Gökhan Besler.

 

Son Yorumlar

Comment RSS

Zubizaretta

Bu site içerisindeki resim, yazı, fotoğraf, o, bu vs şeylerin copyalanıp pastlanması yasaktır.Bu yasakta tarafımdan konulmuştur.Kopyalayın lan nolacak.Ama kaynak fln belirtin abartmayın. 

HTML hit counter - Quick-counter.net