İnternetin En Şey Blogu Pilliyet Açıldı

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 29. Temmuz 2009 04:22

Severek okuyacağınıza eminim...

Etiketler:

Kültür

Generation Next

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Mayıs 2009 03:37

60 'larda yollara düştüler, aslında döneceklerdi ama dönmediler ya da dönemediler.İlk zamanlarda yadırgansalar da yavaş yavaş entegre olmaya başladılar.Gurbetçilerden bahsediyorum.

İlk iki jenerasyon çok fazla üst kademelere yükselemedi belki, kendilerini gösteremedi ya da buna fırsat bulamadılar çalışmaktan. Fakat şimdi onların çocukları, üçüncü jenerasyon, birçok alanda, Avrupa' da ve Türkiye' de adlarından çokça söz ettiriyor.

Üçüncü jenerasyondan olmasa da Tarkan, yeni jenerasyondan Hadise müzik alanında, Hamit-Halil Altıntop, Mesut Özil, İlhan Mansız futbolda, Fatih Akın, Sibel Kekilli sinemada (öhöm) uluslarası alanda bizi ve gurbetçi Türkleri başarıyla temsil etti, ediyor.Bunlar sadece ilk düşündüğümde aklıma gelen isimler.Bu isimleri biraz üzerinde düşününce çoğaltmak mümkün. Mesela bi İsmail YK 'mız var bizim. Gerçi o biraz iç piyasaya yönelik ama olsun. Bi tane daha geldi aklıma, engelliyemiyorum kendimi görüyo musun..Ülkemizde Rap'in bugünlerine gelmesinde büyük payı olan Cartel. Say say muhakkak biter ama baya çoklar onu oybirliğiyle kabul edebiliriz.

Yeni jenerasyon yetenekli.Fakat bizim bu güne kadar ki "gavırnmınt"lar gurbetçiler konusunda ne kadar yetenekliler bilemiyorum.Bu konuda yine bi oylama yaparsak, oybirliğiyle tezkereyi reddederiz bence.Avrupa'da, doğu+batı, 5 milyonun üzerinde Türk yaşıyor. Bu adamlar bildiğin vatandaş oralarda. Siyasi, ekonomik, sosyal vs güce sahipler. Sen "gavırnmınt" olarak bu gücü, bugüne kadar nasıl kullandın arkadaş diye de sormuyor kimse.Bi Braveheart çıkar da birşeyler der diye bekledim bugüne kadar ama yok.En sonunda aldım elime kılıcı boyadım yüzümü maviye bu yazıyı yazdım. Başıma birşey gelmeyecekse soruyorum, sadece bu "gavırnmınt"'a değil, hepsine soruyorum: Bu adamlara niye hakettiği değeri vermediniz, vermiyorsunuz gençler? Geçmiş veya şimdiki "gavırnmınt" olarak cevabını da yoruma yaz bi zahmet herkes bilsin neymiş sorun..

Hayır, bizde cidden bu sorun hep vardı, süregeliyor. Bi örgütlenememe, bi lobi oluşturamama, bi üşengeçlik, umursamamazlık.İşbu potansiyelin farkında oluna, lütfen...

Hadise'ye de ilk olarak Eurovision'da, daha sonra tüm yaşantısında başarılar diliyerek bitirelim.Severek takip ediyoruz.

Giulia Y Los Tellarini , Eusebio

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Ocak 2009 22:38

Ösebyo'ya,

Bu yazımda berezilya dizilerinden bahsetmeyi düşünmüyorum sayın seyirciler.Ama latin,hispanic,mediterrianic,trasatlantic,kimi zaman mmm bastic hello fantastic kıpır kıpır şeylerden bahsedicez.Yoksa bizim türkücü Ege'den mi bahsedeceksin dediğinizi duyar gibiyim.Hayır sakın sayın seyirciler bugün ispanyaya gidicez.Yepisyeni, 2008 model bir gruptan ve onların albümlerinden bahsedicez.Giulia Y Los Tellarini ve küçük bebeleri Ösebyo'dan.

  Grubun çok mükemmel ve çekici sesli solisti Giula Tellarini kalkıyor İtalya'lardan İspanya'lara gidiyor.Barcelona'da stüdyo stüdyo geziyor akordiyon çalışıyor falan bi gün kader ya işte grubun çalgıcılarıyla tanışıyor.Sonra biz bi grup yapalım diyorlar.Grubun adını da Giulia Y Los Tellarini koyuyorlar.Akşam yemeklerinde falan işte abi Jazz da olsun Latin de olsun ama Akdeniz ezgileri taşısın diyerek ortak bir noktada buluşuyorlar.Sonra Haziran ayının 24 ünde Eusebio adındaki albümlerini piyasaya sunuyorlar.

Adın kader olacağına kaderin kader olsun sayın seyirciler.Gün geliyor usta yönetmen Woody Allen bunların albümünden bikaç şarkı duyuyor.Hocam çok etkilendim falan derken "Vicky Cristina Barcelona" adlı filmine de bunların albümünden iki şarkı alıyor..Bende bu filmi izlerken soundtrack'ine haryan kalıyorum, hemen araştırıp albümü indiriyorum.

Albüm inanılmaz süper bir albüm.Bende inanılmaz süper bir Türkçe katledicisiyim farkındayım ama üslup işte.Albümde İspanyolca ağırlıklı 12 şarkı var.Biri Fransızca biri de İngilizce sözler içeren 2 şarkı da var.Akdeniz kokusu var.Hemen dinleyesiniz diye size Last Fm linkini de veriyorum. Buradan 

Sayın seyirciler ben birşeyin kötü olduğunu düşünsem size önerir miyim?Bence önermem.Sizin de önermezsin dediğinizi duyar gibi oluyorum.Ayrıca olmuş diyor, 10 üzerinden 10 veriyorum.Yeni albümleri de sabırsızlıkla..

 

Avrupa Birliği, Türkiye ve Bir Soru: Neden?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Kasım 2008 23:44

Tarih: 22 Haziran 1993 Yer:Kopenhag,Avrupa Birliği'ne aday ülkelerin ,AB'ye alım kriterlerleri belirleniyor.

Bu tarihlerde ben Romanya'da yaşıyordum (2 yıl kadar).Henüz 6 yaşında olsamda politikadan anlıyordum diye devam etmeyeceğim tabii ki.Fakat etrafımda ne var ne yok,insanlar nasıl giyiniyor,açlık varlık seviyesi vs. gibi konuların az çok farkındaydım.Romanya'nın o dönemlerde Türkiye'nin 20 yıl gerisinde olduğu herkesçe biliniyor ve rahatlıkla ifade edilebiliyordu.Halk, Nicolae Ceausescu 'nun diktatörlük döneminden demokrasiye geçiş yapıyordu.Fakirdiler,Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar...

Tarih: 1 Ocak 2007

Romanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'ne tam üye oluyordu.Peki 14 yılda ne,ne kadar değişiyordu da Romanya, Türkiye'nin 20-30 yıl gerisindeyken, 35 yıl -Müzakere sürecimizi de düşünürsek (35 + x) yıl- önüne geçiyordu?Dikdatörlükten demokrasiye 18 yılda nasıl ve ne kadar adapte olabiliyordu (Nicolae Ceausescu ,1989 yılında kurşuna dizilmiştir.)?Halk fakirlikten nasıl bu kadar çabuk sıyrılabiliyordu ve tüm bunlar gözümüzün önünde cereyan ederken,demokrasi ile tanışmasının üzerinden 85 yıl geçmiş olan Türkiye, neden hala ucu açık olarak değerlendirebileceğimiz bir müzakere süreci ile karşı karşıya bırakılıyordu?

Günümüzde Türkiye, Romanya,Bulgaristan,Slovakya gibi ülkelerden kesinlikle geride değil.Hatta birçok alanda daha ileride.Peki eksiklerimiz yok mu? Var tabii ki.

AB'nin bizden üye olabilmemiz için şart koştuğu konuların içerisinde de var bu eksikliklerimiz.Fakat biraz detaya indiğimizde pek de kabul edilebilir cinsten istekler olmadıklarını görüyoruz. 

Kıbrıs meselesi..2006 yılında tavrını birleşmeden yana koyan Türkiye ve KKTC değil miydi?Güney Kıbrıs Rum Yönetimi birleşmeye hayır demedi mi?Bu bölünmüşlüğe rağmen Güney Kıbrıs'ı bu haliyle AB'ye alan AB Ülkeleri değil miydi?Gördüğümüz gibi çözümü sunan ve birleşmeden yana tavır koyan Türk Halkı olurken yine cezalandırılan Türk Halkı oluyor.Peki hala bizden istenen nedir?Terketmek mi?

301. Madde,Demokrasi..Meşhur 301. madde ,"Türklüğü, cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen asagilayan kisi, 6 aydan 3 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargi organlarini, askerî veya emniyet teskilatini alenen asagilayan kisi, 6 aydan 2 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türklügü asagilamanin yabanci bir ülkede bir Türk vatandasi tarafindan islenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oraninda artirilir. Elestiri amaciyla yapilan düsünce açiklamalari suç olusturmaz."

301. maddeyi kaldırmamızı veya değiştirmemizi isteyen AB'nin pek değerli üyesi Fransa kendi ülkesi ve halkı ile yakından uzaktan ilgisi olmayan "Sözde Ermeni Soykırımı" 'nı tanımadığını kendi ülke sınırları içerisinde belirten kişilere , AB'nin "Demokrasi" ve "Düşünce Özgürlüğü" savunuculuğunu yaparken,nasıl oluyor da yasal prosedür uygulayabiliyor?

Türkiye'de azınlık hakları başlığı..Çok önemli bir başlık.Kesinlikle savunucusuyum.Herkes istediği gibi ibadet edebilmeli,istediği geleneklerini yaşatabilmeli,dernek,parti vs kurabilmeli.Türkiye'den, AB yolunda isteği bu AB'nin.

Peki kendi üyeleri uyguluyor mu?Yunanistan'da,Bulgaristan'da,Avusturya'da,Almanya'da,Fransa'da Türkler,İspanya'da Katalanlar,Yine Fransa'da Araplar tüm azınlık haklarına sahipler mi?Yanıt kesinlikle hayır.

Türkiye'den düzeltilmesi istenilen bu konular, AB'ye kabul kapsamında, kabul edilebilir istekler değil.Çifte standart kokuyor.

Birçok kriteri tam olarak gerçekleştirememiş onca ülke AB'ye alınırken,neden Türkiye'ye hala "Özel Statü" teklif ediliyor veya ucu açık müzakereler gündenme geliyor?

Bunun nedeni bence Hristiyan bir ülke olmamamız ve kültür farklılığımız.

Öyle bir ülke düşünün ki,Ekonomisi Dünya'nın 15. büyük,Avrupa'nın 5. büyük ekonomisi (bkz),öyle bir ülke düşünün ki 2 kıtayı birleştiriyor,üç tarafı denizlerle çevrili,öyle bir ülke düşünün ki çevresinde hertürlü enerji kaynağı var.Böyle bir ülkeyi AB neden kendi  bünyesine katıp büyümek istemiyor? Ya da kendi içine almadan,kendi kaynaklarından faydalandırmadan bünyesine kattı da haberimiz mi yok ?!?

Dünya üzerinde bitmeyen savaşlara baktığımızda,Yahudi-Müslüman ve Hristiyan-Müslüman savaşları hep ön planda.Daha 50 yıl önce birbirlerinin üzerine bomba yağdırıp savaşanlar bugün sıkı fıkı dost oluyorlar.AB zirvelerinde kolkola geziyorlar.Dünya politikalarını,sanki 50 yıl önce savaşmamışlar,milyonları öldürmemişler gibi belirleyebiliyorlar.Fakat bu savaşta taraf belirtmemiş Türkiye onlar için hiçbir zaman dost bir ülke olamıyor.

Türkiye'nin AB'ye alınmayışının,belki de onların açısından "Alınamayışının" nedeni, belirttikleri,bizden gerçekleştirmemizi istedikleri ve henüz gerçekleştiremediğimiz(!) kriterler değil.Ne ekonomik,ne demokratik..

Neden çok açık,farklı din ve farklı kültür.Avrupa bundan korkuyor. 

Kendinize iyi bakın.Görüşmek üzere..

KOQX Internet Blues Radio

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Eylül 2008 03:31

Bir sevdadır blues Amerika yollarında..Bir hayaldir Arizona dağlarında..Bir öyküdür Manhattan sokaklarında..söylendikçe dinlenen,dinlendikçe dillenen.

O blues ki Ray Charles ile gönlümüzü fethetmiş,BB King ile aynı gönülün telllerini sızlatmış,Blues Brothers ile gözlere gözlük olmuş,Aretha Franklin ile düşünmeye itmiş.. Ergenlikten çıkmamıza yardım etmiş,dertlerimizden arındırırken dert vermiş..  

O blues ki mp3 hedesinden dolayı adsl kotalarını tüketip sınırsıza geçmeye neden olmuş,bilgisayarlarda binlerce "cigawoyt" yer kaplamış,kulaklıkların erimesine sebep olmuş.

Evet şimdi blues KOQX 'te..

Koqx Blues Radio,San Jose..(Jingle)

Global Ekmek Fırınları..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 6. Eylül 2008 01:20

Ülkemizde ekmeğin kutsallığının ne derece önemli olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım.Kimse arkadaşının ananasın üstüne basmasından sonra arkadaşına, "Ananasa basma günaha girersin" diyeceğini zannetmiyorum.Ya da yere düşen bir mangonun üç kere öpülüp başa konması gibi bir vakaya rastlanmışmıdır anadolu da,sanmıyorum (mangonun yere düşmesi de ne olur ama?!?)..Neden böyle tropik meyvelerden örnek verdim onu hiç bilmiyorum.Belki de bize uzak olduğu için =))

Demem o ki her kültürün kendine has "has"ları var ve o hasların herbirinin bir özelliği,bir hikayesi var.Gelecek mi? "Globalization" 'la birlikte gelecekte "Hamburger" dünya geneli için kutsal olacak,görüntü o yönde..Bugüne tekrar dönersek,bakalım bir babanın kızını Gökhan'a,Pedro'ya,Peter'a,Alexander'a vermesi için o gençlerin 40 Fırın ne yemesi gerekiyormuş?

ABD'li  40 Fırın Hamburger   
Arjantin'li 40 Fırın Biftek  
Arnavutluk'lu 40 Fırın Arnavut Ciğeri  
Belçika'lı 40 Fırın Brüksel Lahanası  
Bosna'lı 40 Fırın Cevab Cici  
Brezilya'lı 40 Fırın Kahve  
Çek 40 Fırın Pilsener Birası  
Ekvator'lu 40 Fırın Muz  
Fransız 40 Fırın Şarap  
Japon 40 Fırın Sushi  

İsviçre'li

40 Fırın Çikolata  
İtalyan 40 Fırın Pizza  
Kanada'lı 40 Fırın Balık  
Meksika'lı 40 Fırın Domates  
Nijerya'lı 40 Fırın Kakao  
Suudi Arabistan'lı 40 Fırın Hurma  
Türk 40 Fırın Ekmek  
Yunan 40 Fırın Zeytin  
 
 
   


Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Önergeç

İzlene  : 500 Days of Summer
Dinlene : Never Say Goodbye - Bon Jovi

Hakkımda

 

O bir Bilgisayar Mühendisi.O bir Maribor Hayranı. Seyehat etmeyi seviyor.Önemli bir nokta da Galatasaray aşığı.. O bir ki üç dört Gökhan Besler.

 

Son Yorumlar

Comment RSS

Zubizaretta

Bu site içerisindeki resim, yazı, fotoğraf, o, bu vs şeylerin copyalanıp pastlanması yasaktır.Bu yasakta tarafımdan konulmuştur.Kopyalayın lan nolacak.Ama kaynak fln belirtin abartmayın. 

HTML hit counter - Quick-counter.net