Avrupa Birliği, Türkiye ve Bir Soru: Neden?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Kasım 2008 23:44

Tarih: 22 Haziran 1993 Yer:Kopenhag,Avrupa Birliği'ne aday ülkelerin ,AB'ye alım kriterlerleri belirleniyor.

Bu tarihlerde ben Romanya'da yaşıyordum (2 yıl kadar).Henüz 6 yaşında olsamda politikadan anlıyordum diye devam etmeyeceğim tabii ki.Fakat etrafımda ne var ne yok,insanlar nasıl giyiniyor,açlık varlık seviyesi vs. gibi konuların az çok farkındaydım.Romanya'nın o dönemlerde Türkiye'nin 20 yıl gerisinde olduğu herkesçe biliniyor ve rahatlıkla ifade edilebiliyordu.Halk, Nicolae Ceausescu 'nun diktatörlük döneminden demokrasiye geçiş yapıyordu.Fakirdiler,Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar...

Tarih: 1 Ocak 2007

Romanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'ne tam üye oluyordu.Peki 14 yılda ne,ne kadar değişiyordu da Romanya, Türkiye'nin 20-30 yıl gerisindeyken, 35 yıl -Müzakere sürecimizi de düşünürsek (35 + x) yıl- önüne geçiyordu?Dikdatörlükten demokrasiye 18 yılda nasıl ve ne kadar adapte olabiliyordu (Nicolae Ceausescu ,1989 yılında kurşuna dizilmiştir.)?Halk fakirlikten nasıl bu kadar çabuk sıyrılabiliyordu ve tüm bunlar gözümüzün önünde cereyan ederken,demokrasi ile tanışmasının üzerinden 85 yıl geçmiş olan Türkiye, neden hala ucu açık olarak değerlendirebileceğimiz bir müzakere süreci ile karşı karşıya bırakılıyordu?

Günümüzde Türkiye, Romanya,Bulgaristan,Slovakya gibi ülkelerden kesinlikle geride değil.Hatta birçok alanda daha ileride.Peki eksiklerimiz yok mu? Var tabii ki.

AB'nin bizden üye olabilmemiz için şart koştuğu konuların içerisinde de var bu eksikliklerimiz.Fakat biraz detaya indiğimizde pek de kabul edilebilir cinsten istekler olmadıklarını görüyoruz. 

Kıbrıs meselesi..2006 yılında tavrını birleşmeden yana koyan Türkiye ve KKTC değil miydi?Güney Kıbrıs Rum Yönetimi birleşmeye hayır demedi mi?Bu bölünmüşlüğe rağmen Güney Kıbrıs'ı bu haliyle AB'ye alan AB Ülkeleri değil miydi?Gördüğümüz gibi çözümü sunan ve birleşmeden yana tavır koyan Türk Halkı olurken yine cezalandırılan Türk Halkı oluyor.Peki hala bizden istenen nedir?Terketmek mi?

301. Madde,Demokrasi..Meşhur 301. madde ,"Türklüğü, cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen asagilayan kisi, 6 aydan 3 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargi organlarini, askerî veya emniyet teskilatini alenen asagilayan kisi, 6 aydan 2 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türklügü asagilamanin yabanci bir ülkede bir Türk vatandasi tarafindan islenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oraninda artirilir. Elestiri amaciyla yapilan düsünce açiklamalari suç olusturmaz."

301. maddeyi kaldırmamızı veya değiştirmemizi isteyen AB'nin pek değerli üyesi Fransa kendi ülkesi ve halkı ile yakından uzaktan ilgisi olmayan "Sözde Ermeni Soykırımı" 'nı tanımadığını kendi ülke sınırları içerisinde belirten kişilere , AB'nin "Demokrasi" ve "Düşünce Özgürlüğü" savunuculuğunu yaparken,nasıl oluyor da yasal prosedür uygulayabiliyor?

Türkiye'de azınlık hakları başlığı..Çok önemli bir başlık.Kesinlikle savunucusuyum.Herkes istediği gibi ibadet edebilmeli,istediği geleneklerini yaşatabilmeli,dernek,parti vs kurabilmeli.Türkiye'den, AB yolunda isteği bu AB'nin.

Peki kendi üyeleri uyguluyor mu?Yunanistan'da,Bulgaristan'da,Avusturya'da,Almanya'da,Fransa'da Türkler,İspanya'da Katalanlar,Yine Fransa'da Araplar tüm azınlık haklarına sahipler mi?Yanıt kesinlikle hayır.

Türkiye'den düzeltilmesi istenilen bu konular, AB'ye kabul kapsamında, kabul edilebilir istekler değil.Çifte standart kokuyor.

Birçok kriteri tam olarak gerçekleştirememiş onca ülke AB'ye alınırken,neden Türkiye'ye hala "Özel Statü" teklif ediliyor veya ucu açık müzakereler gündenme geliyor?

Bunun nedeni bence Hristiyan bir ülke olmamamız ve kültür farklılığımız.

Öyle bir ülke düşünün ki,Ekonomisi Dünya'nın 15. büyük,Avrupa'nın 5. büyük ekonomisi (bkz),öyle bir ülke düşünün ki 2 kıtayı birleştiriyor,üç tarafı denizlerle çevrili,öyle bir ülke düşünün ki çevresinde hertürlü enerji kaynağı var.Böyle bir ülkeyi AB neden kendi  bünyesine katıp büyümek istemiyor? Ya da kendi içine almadan,kendi kaynaklarından faydalandırmadan bünyesine kattı da haberimiz mi yok ?!?

Dünya üzerinde bitmeyen savaşlara baktığımızda,Yahudi-Müslüman ve Hristiyan-Müslüman savaşları hep ön planda.Daha 50 yıl önce birbirlerinin üzerine bomba yağdırıp savaşanlar bugün sıkı fıkı dost oluyorlar.AB zirvelerinde kolkola geziyorlar.Dünya politikalarını,sanki 50 yıl önce savaşmamışlar,milyonları öldürmemişler gibi belirleyebiliyorlar.Fakat bu savaşta taraf belirtmemiş Türkiye onlar için hiçbir zaman dost bir ülke olamıyor.

Türkiye'nin AB'ye alınmayışının,belki de onların açısından "Alınamayışının" nedeni, belirttikleri,bizden gerçekleştirmemizi istedikleri ve henüz gerçekleştiremediğimiz(!) kriterler değil.Ne ekonomik,ne demokratik..

Neden çok açık,farklı din ve farklı kültür.Avrupa bundan korkuyor. 

Kendinize iyi bakın.Görüşmek üzere..

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat | Kültür

Mısır Günlükleri..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Kasım 2008 03:15

Sevgili Ramses Amca,  

Uzun zamandır ziyaretine gelemedik.Yaklaşık 21 yıl oldu.Bu yaz 3 arkadaşımla birlikte ziyaretine gelmek istiyoruz.Temmuz gibi gelmeyi düşünüyoruz bi aksilik olmazsa.Gelmemiz için 22 deveye hendek atlatmamız gerekiyor.Yaparsınız dediğini duyar gibiyim,bende aynı fikirdeyim sevgili amcacığım.Bu 2 hafta develeri biraz boş bıraktık ama,merak etmeyesin.Deve demişken geldiğimizde bizi develere bindirirsin değil mi?Hep merak etmişimdir çölde o hızla yol almayı.  

Bizleri sorarsan iyiyiz.Arkadaşlarımın selamları var.Onlarda seni çok seviyorlar,yazın seni ziyaret etmek için sabırsızlanıyorlar.Takımımıza isim bulamadık henüz,senin bir fikrin varsa söyler misin?

Sevgili Amcacığım,bundan sonra sana daha sık yazmaya çalışacağım.Kendine çok iyi bak.Nefertari Yengeme selamlar.

Yeğenlerin.  

 

   

2 kişi tarafından 4.5 olarak değerlendirildi

  • Currently 4,5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Gezi | Hayat

Sonsuz Olmayan Mavi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Kasım 2008 01:08

Okyanusta,

İki kürek,bir kayık.Gitmek.Varmaya çalışmak.Varmaya çalıştığın yerin gerçekten varmaya çalıştığın yer olup olmadığını bilmeden gitmek.Zaman zaman fikir değiştirmek.Yine de varmaya çalışmak.

Zaman zaman saçma kararlar alıp,adanın sağda,adanın solda,adanın karşıda olduğunu düşünmek.Kimi zaman arkada.Daireler çizmek,gittiğini düşündüğün yerin varolduğun yer olduğunu öğrenmek,belki de öğrenememek.

Yine de okyanusun çölleşip,serap şeklinde beyinini kandırması.Ümidini kaybetmek,doğan bir güneşle ümitlenmek.

Aramak,aramak.

Belki bulmak,belki bulamamak...

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Buradaydım..İnternet Belgeseli - 56k Dönemi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 28. Eylül 2008 22:26
   2000 yılıydı.8. sınıftaydım.Bilgisayar da bilgisayar diye tutturduğum yıllar.Ne çabuk geçti..3-5 arkadaşımın evinde,salonun baş köşesinde bulunan ve cazibesiyle beni benden alan,rüyalarıma giren o aletten bende istiyordum.Babamın işyerindeki,fi tarihinden kalma bilgisayarlarda mario,mayın tarlası vs. oynamaktan sıkılmıştım artık.2-3 ay süren uzuuun araştırmalar sonucu ,25 Mart 2000'de kavuştum Pentium 3 - 500 Mhz bilgisayarıma.Arkadaşlardan aldığım Fifa,Roller Coaster,NBA tarzı oyunları yükledim hemen.1-2 ay deliler gibi başından kalkmadım oyunların.Fakat sanki sıkılmaya başlamıştım..Oyunlardan sıkılıyordum,farklı bir tat farklı bir doku lazımdı..

Banu Alkan'ı gördüm TV'de..IXIR internet paketi vardı o zamanlar bilmem hatırlar mısınız...Kontörlü(saatli) internet =).reklamdan çok etkilendim (!),babama açtım konuyu (Banu Alkan'ı değil=)).Biraz bu olayın gereksizliğinden bahsetti.Bende can alıcı nokta olan "Derslerime büyük katkısı olacak" noktasından girince,aylık 10 saatlik paketten aldık bir tane.Efendim bildiğiniz üzere o dönemde hem internet paketine para veriyorduk hem telefona.Yani 10 saat bile ciddi bir maliyetti.İnternetle ilk tanışmam özetle bu şekilde oldu(56 k viiioooowwwziyubiyuuuummmbiiii şeklinde sesle birlikte).İndirdiğim ilk mp3 hiç unutmam Candan Erçetin'den "Unut Sevme Beni" idi.Yaklaşık 3-4 kbps 'lık indirme hızıyla 15-20 dk gibi bir sürede iniyordu o zamanlar mp3'ler.Teyy tey.Bu şarkıyı ne zaman duysam gözlerim dolu dolu olur.O yıllara giderim.  

Fakat belli bir süre sonra aylık 10 saatin bana yetmediğini anlamaya başladım ve 145 e geçtim.Bu geçiş biraz yasadışı (nedenini bilenler muhakkak vardır!) oldu,fakat maliyeti cidden epey düşürdü.Ayrıca 10 saat gibi bir sınırda yoktu.145 'e geçmemin 1. ay dönümünu 33 milyon küsür binlik telefon faturasıyla ve babamın elinde bir adet makasla kutladım..

Devam Edecek...

2 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat

Geçmişten Top 10 Kusurlu Hareket..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Eylül 2008 00:32

10-Analog fotoğraf makinalarında flashta elini unutmak 

9-Casio Chrono F-91w Water Resist saatin 3 düğmesine birden basmak

8-1001 emekle kazanılan taso,futbolcu kartı gibi edevatların anne tarafından lüzumsuz görülüp atılması

7-Kral TV'den kız/erkek arkadaşa Hakan Peker 'den "Unutmadım seni unutamadım,İçimdeki bu aşkı yokedemedim" tarzı şarkılar dinletmek

6-Kırmızı bayrak kuralların benden olması

5-"Maraba Televole" dedikten sonra kahkaha atmak

4-Atari kaseti çalışmayınca,içini kolonya ile silmek

3-56K Modem ile internete girince suçluluk hissetmek

2-İlkokul/Ortaokul'da Power Rangers'tan harhangi bir "Ranger" olmak

1-Bu sene soruları Tübitak'ın hazırlaması

4 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat | Serbest Çağrışım

Microsoft Yaz Okulu 2008 Sonu ve Proje

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 22. Ağustos 2008 23:52

1 ay süren Microsoft Yaz Okulu'nun sonuna geldik..Nasıl geçti?Şahane..Eğitim,Gelecek,Eğitmenler,Arkadaşlık,Oyun,Pasta,Börek..Herşey harikaydı.İlk günler baş gösteren sıkılganlık,çekingenlik,haremlik selamlık 1.hafta dolmadan zaten son bulmuştu.son 3 hafta yer yer eğitimle,yer yer insane (kitleleri peşinden sürükleyen oyun),yer yer bowling kaçamaklarıyla geçti.Evet bugün bitti.Bittiğine üzüldüm diyebilirim..

Bugün,yani son gün,son 3-4 gündür uğraştığımız projemizi sunduk..Projenin üç ayağı vardı:Windows,Web ve Mobile.Kamyoncunun GPS'inden nerede olduğu bilgisinin müşteri ve satıcıya gönderildiği bir projeydi.Demoyu göstermede GPS'imiz olmadığı için sıkıntı yaşasakta bir şekilde sunumumuzu yaptık.

Projeler içinde henüz yayında olmayan www.microsoftyazokulu.com 'da vardı.yakında faaliyete girecek sitede,yaz okulu mezunları tekrar bir araya gelebilecek.Dört gözle bekliyoruz.

Diğer bir proje ise yayına konulan www.haberharitasi.net  .Tolgay ve Deniz'in projeleri de çok hoştu.

Birinci proje ise XNA Game Development Studio kullanılarak modifiye edilmiş olan bir oyundu.Oyunun eski adı muhtemelen Need For Speed tarzı birşeydi.Fakat bizim gençler oyunun adını "Bas Gaza" yapıp araba hareket ederken de yine "Bas Gaza" şarkısını çalarak bizim ve Nuri Çankaya'nın gönlünü fethetmeyi başardılar.Helal olsun dedik kendilerine,koptuk.. :))

Biz kaçıncı mı olduk?Sonuncu olmadık,öyle diyeyim :))

Yakında yaz okulundan birkaç fotoyu paylaşacağım.

Şimdilik görüşmek üzere..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Hayat | Teknik

Yaz Okulu ve Kaynaşım

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 5. Ağustos 2008 00:56
7. iş gününde sanırım iyice kaynaştık.
Burak sarıca 2 gündür ASP .NET anlatıyor herşey yolunda.Verim had safhada.
Bilgilerimi tazeleme ve yeni şeyler öğrenme fırsatı buluyorum.
Bugün çıkışta hep beraber bowlinge gittik.
Çok iyiydi.Burak hocanın takım 1. oldu..
MSP arifesi yenilmek zorundaydık :))))
Şaka bir yana herşey çok iyi gidiyor.
Yarın AJAX ve SharePoint..
Görüşmek Üzere..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat | Teknik

Ne Oldu Ne Bitti

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 30. Temmuz 2008 00:37
Kasımda bırakmışım yazmayı..
Niye bıraktıysam..
Bilmiyorum ve özür diliyorum.Daha güncel bi şekilde devam edicem artık.
Sık sık yazmayı planlıyorum..
Efendim kaldığımız yerden bi özet geçeyim ben naptım nettim,ne ediyorum gibi.

-Birincisi o bir artık 4. sınıf..3. sınıfta hiç olmadığı kadar çok çalıştı ve akla hayale gelmeyecek,vay anasını dedirtecek not ortalaması yaptı..Maşallah..
-Almanca kursunu bitirdi temel düzey sertifika aldı,sonra onu nereye koydu bilmiyo.Kayıp lan sertifika..
-Maribor'u çok ama çok özledi
-Yüksek Lisansı kafasına taktı bakalım nolcak.
-Malum şahısla sık sık sinemaya gitti.
-PlayStation aldı.
-Haziran'da Havelsan'da staj yaptı.
-Yazılım Mühendisliği kursuna yazıldı.
-Gazi'nin spor şeysilerine yazıldı.Açık yüzme havuzunu süper buldu.Sık sık gitmeyi aklına koydu.
-Kardeşleri Gazi Anadolu Lisesini kazandı.Evet ikiside :)
-Şuan Microsoft Yaz Okulunda,Bi taraftan eğitim alıyo diğer taraftan aralarda verilen pasta,börek,çörek,çay ne varsa sömürüyo..
-Yeni arkadaşlar edindi..

daha birsürü şey olmuştur da aklıma ilişmemiştir şuan.edit ederim ama aklıma geldikçe.öyle oldu böyle oldu işte..
Daha farklı konularla çok yakın bi zamanda tekrar burada,artık hep burada olucam.
Sevgilerle..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Microsoft Yaz Okulu 2008

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 26. Haziran 2008 00:51
Son yıllarda Microsoft'un üniversiteler ile ilişkisinin giderek arttığına,yine son yıllarda üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin ve çalışan akademisyenlerimizin büyük çoğunluğunun şahit olduğunu düşünüyorum.

Üniversitelerimizin yurtdışındaki üniversiteler ile özel sektör ile kaynaşması durumunu kıyasladığımızda bir hayli geride olduğumuzu görebiliyoruz.Sanırım son yıllarda kurulan teknopark - teknokent türevleri bu konuda bir nebze olsun yol almamızı sağladı.

Microsoft'un son yıllardaki üniversite öğrencilerine verdiği destekte bir hayli önem arzediyor.
Bizzat içinde bulunduğum okul klubü organizasyonlarımızda daima yanımızda olmalarının yanı sıra kendileri de etkinlikler düzenliyorlar.

Microsoft Yaz Okulu ise Microsoft'un üniversite öğrencileri için düzenlediği yeni ve güzel bir organizasyon.Birkaç yıllık geçmişi var.Her yaz Ankara,İstanbul ve İzmirde 20 iş günü süren "Yaz Okulu" 'nun bu yıl ki başvuruları mayıs ayındaydı.Bende başvurdum ve geçen günlerde kabul edildim.

Bu sene Yaz Okulunda 3 Hafta MVP ler tarafından çeşitli eğitimler verilecek ve son hafta sanırım uygulamaya ayrılacak.İleriki yazılarımda size Yaz Okulunun nasıl geçtiğini anlatacağım..

Şimdilik Görüşürüz..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Teknik | Hayat

Hoşgelmiş =)

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Eylül 2007 00:35
Beklenen,özlenen sendin demek ki:)
Tatlıydı bakışın tatlıydı gülüşün.Büyük süprizim sendin demek ki her akşam şarkılarda söylenen.
Sendin demek ki yağmur yağdıktan sonra açacak gökkuşağım.
Topağa hayat verecek tanrının suyu :)
Bi filiz gibi topraktan doğmamı sağlayan sendin.
Sendin demek ki kırmızı bi vosvosu paylaşacağım :))
Elimi tutup bırakmayacak o parkta.
Benim de bundan sonra hiç bırakmayacağım..
Yıllarca Gizlenmiş Gizim sendin demek.
Gizlenen sendin.
Sonunda geldin ama :)

Hoşgeldin Gizimmmmmm....

5 kişi tarafından 4.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 4/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

KALAN

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 29. Ağustos 2007 00:30
Bir şey kaldı gecelerden birinde
Senden.
Öncesinde bilinmemiş birşey,
Silinmez bir ses gibi giden..
Kelimelerden büyük, kelimelerin içinde,
Bir şey kaldı senden
Yaşamalar'ın arasında kaçamaklı.

Veriliş rengi başka, alınış rengi başka..
Söylemeye vakit kalmadan
Dudakların altına bırakılmış bir şey.
Karanlıkların tam ortasında bir kırmızı nokta..
Gözlerce pırıl pırıl, ellerce saklı.

Bir şey kaldı, bir denizin kıyısında senden,
Bakışlarla yüklü, söylemelerle sessiz..
Seninle dolu, seninle sensiz bir şey..
Arandıkça bulunmamış yıllar yılı,
Bulundukça aramaklı.

Özdemir ASAF

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Bir Erasmus Rüyası

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 8. Ağustos 2007 23:54

İstemekti aslolan,herşeyde olduğu gibi bunda da.İsteyerek başladığım herşeyin istediğim gibi olacağını olduğunu biliyordum.ERASMUS öğrencisi olmayı çok istiyordum...

ERASMUS , European Community Action Scheme for the Mobility of University Students.Açılımı bu şekilde olsa da ERASMUS açılmamış haliyle de çok anlam ifade ediyor. Desiderius Erasmus, 1465 - 1536 yılları arasında yaşamış Hollandalı bir felsefe adamı. Hayatı boyunca Avrupa’nın çeşitli bölgelerini gezen Erasmus,Öğrenci değişim programına da ismini veriyor.

Başvurmak için sadece birkaç form doldudum.Fakat kabul edildiğimde bir yığın kağıtla boğuşacağımı nereden bilebilirdim ki..Yaklaşık 1,5 ay süren yazışmalar,bürokratik işlemler koşuşturmaca sonucu bütün işlemlerim tamamlanmıştı.Gitmek için hazırdım.Aslında tam olarak hazırmıydım bilmiyorum.Hiç bilmediğim bir ülke,yalnız gerçekleşecek bir seyehat ve aslında daha da ötesi neler yaşayacağımı bilmediğim 5 ay.Tereddüt için çok geçti.ERASMUS öğrenci değişim programının benim için ayırdığı yaklaşık 1200 Euro luk kısım hesabıma yatmıştı bile.Gidecektim.Ne olursa olsun,bu benim hayalimdi.Tereddütlere yer yoktu artık.

2 Saatlik uçak yolculuğu ve işte Ljubljana.Slovenya’nın başkenti. Daha sonra hayatımın 5 ayını geçireceğim Maribor şehrine trenle hareket ettim…

Maribor Slovenya’nın 2. büyük şehri.150.000 civarında bir nüfusu olduğunu halkından öğrendim.Avrupa’nın çoğu şehrinde olmadığı gibi Slovenya’da da şehir girişlerinde nüfusu belirten bir levha yok maalesef veya rakımı :) Yurda yerleştikten sonra şehir turu yapmak istedim.Evler çoğunlukla müstakil ve bahçeli.Etraf alabildiğine yeşil ve şehrin ortasından geçen Drava Nehri.Güzel bir doğası var şehrin.Huzur dolu denebilir.İnsanları da şehir kadar hoş.Yardımsever,mütevazi,hayatın kıymetini bilen,yaşamayı seven insanlar... 5 ay boyunca kaldığım yurtta çok iyi arkadaşlar edindim.Yurt demişken ondan bahsetmemek olmaz.2 kişilik olan yurt odaları oldukça modern.Her odada internet bağlantısı çalışma masası,dolap var.Hatta kimi yurtlarda oda içerisinde lavabo bile var.Banyo ve tuvalet ortak kullanılıyor.Her ne kadar ortakta olsa bilinçli kullanımdan olsa gerek etraf tertemiz.Zaten sürekli temizleniyor.Yurtta kaldığım 5 ay boyunca sıkıntı yaşamadığımı söyleyebilirim.ERASMUS ile yurtdışına gittiğiniz zaman özel daire yerine yurtta kalmanızı kesinlikle tavsiye ederim.Bunun nedenleri ise ekonomik olması ve sosyalleşmenize yardımcı olması.

Sosyalleşmek ilk zamanlarda size zor gelse de birkaç kişiyle tanıştığınız an çokta zor değil.Gerisi geliyor.Herkesle kaynaşamasanız da çok yakın arkadaşlar edinebiliyorsunuz.Bu noktada kişiye de gerçekten büyük bir sorumluluk yükleniyor.İçine kapanık bir karakterin açıkçası ERASMUS programında mutlu olabileceğini düşünmüyorum.Sürekli yeni insanlar tanımak farklı kültürlerle tanışmak niyetinde iseniz ERASMUS sizi emin olun çok mutlu edecektir.

İlk haftalarda gerçekleşen tanışmadan sonra yavaş yavaş aktiviteler başlıyor.Beraber buz pateni saatleri,uluslararası yemekler,yine uluslar arası yarışmalar,gece beraber eğlence gibi birçok şey size boş pekte zaman bırakmıyor.Edinilen her arkadaştan öğrenilen veya gözlemlenen farklı bir şey sizi mutlu edebiliyor,şaşırtabiliyor,etkileyebiliyor.Yeri geldiğinde davranışlarınıza yön verebiliyor.Benim de davranışlarımda değişiklik olup olmadığını döndüğümde arkadaşlarıma sorduğumda,bazılarında evet cevabını aldım.Eğer ERASMUS programına katılıyorsanız,bir şekilde değişimi göze almalısınız.Bu değişimin bana çok şey kattığını düşünüyorum.Mesela olaylara farklı açılardan bakabildiğimi düşünüyorum.Herhangi bir olay karşısında göstereceğim hal,tavır ve davranışlarımın farklılaşabildiğini düşünüyorum.Birçok kültür ve insandan olaylar karşısında nasıl davrandıkları gözlemledikten sonra kendimde de bir süre sonra benzer davranışları gözlemlemeye başladım.

Biraz da eğitim açısından ERASMUS programını ele almak istiyorum.Bu programın temel amaçlarından bir tanesi de,Halihazırda bulunduğumuz eğitim sistemin dışındaki eğitim sistemlerini de görmek ve tanımak.Benim oradaki üniversitemin adı University of Maribor’du.Bölümüm olan Bilgisayar Mühendisliği’nin karşılığı ise Computer Science (Bilgisayar Bilimleri) olarak geçiyor.Eğitimdeki temel fark benim gözlemimle uygulama noktasıda.Yani bizim Türkiye’de aldığımız 5 dersin 2 tanesinin uygulaması laboratuarlarda yapılırken orada hemen hemen her dersin uygulama laboratuarı var.Bu sayede bizde oldukça yaygın olan sınav için ders çalışma alışkanlığı ortadan kalkıyor.Çünkü derslerde teorik işlenen konular laboratuarlarda pratiğe dönüştürülerek bir şekilde öğrencinin zihnine kazınıyor.Bir diğer fark öğrencinin dersi geçmesi için elden gelenin yapılması.Yani öğrenci bir dersten kalmışsa ona 1-2 ay içerisinde 2-3 sınav hakkı daha veriliyor.Yaz okulu şeklinde değil,sadece yaz döneminde sınavlar yapılıyor.Bu uygulama da öğrenciler için oldukça avantaj oluşturuyor.Not sistemi 1-10 arası.6 ve üstü başarılı sayılıyor.Öğrenci ve Akademisyen arasında bizim ilişkilerimizden farklı bir ilişki var.Her Akademisyenin haftanın belli bir günü belli bir saat aralığında görüşme saati var ve bu saatler dışında o kişiyle görüşmek oldukça zor.Benim orada aldığım eğitim ne harikaydı ne de çok kötü.Memnun olarak döndüm bu konuda.

Maddi olanaklar gerçekten yeterli denilebilir.Biz aylık 330 euro alıyorduk.5 aylık ücretin %80 i gitmeden önce veriliyor.Programın başarıyla tamamlanması halide %20 lik kısmı da dönüşte alıyorsunuz.Bu para günlük harcamaları karşılıyor.Çokça gezmek,görmek,bol bol hediye almak istiyorsanız bir miktar daha üzerine koyabilirsiniz.Bu sizin ekstralarınıza gidiyor. Ama dediğim gibi aldığınız para temel ihtiyaçlarınıza yetecek düzeyde.

Bilmiyorum çok mu uzun yazdım ama gerçekten anlatılacakların yüzey kısmı bunlar :) İnanın o kadar keyif aldığım bir 5 ay geçirdim ki.Yani sayfalarca daha keyif alarak yazabilirim.Her açıdan çok güzel geçti bu 5 ay.ERASMUS olmak apayrı bir şey.Eğer giderseniz asla pişman olmayacağınızı bilin ve lütfen gidin :)

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat | Teknik

Back to Turkey

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 10. Temmuz 2007 00:28
Başlıkta ki artisliğimden anlaşılacağı üzere Slovenya'dan Türkiye'ye kesin dönüş yapmış bulunmaktayım.

----------------------
Neden geldim İstanbul'a
Tutuldum kaldım avare
----------------------

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Some (Ph)Fotos..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 23. Mart 2007 00:18
Efenim bi araba almamıştık gurbet ellerde onu da yaptık sonunda.Fiat Uno 1.1 ie.ferrari kırmızısı :)).toplam 500 euroya fln maloldu ama iyi oldu.ayağını yerden kesiyo adamın şerefsiz :P aldığımız gün kar yağdı.yollar kapandı felan.arkadaşlar zor anlar yaşadı eve getirene kadar.üstüne üstük ertesi günlerde de bikaç tekledi gitmedi fln ödümüz ağzımıza geldi.maşallah diyelim şimdi iyi.daha eurotrip yapıcaz onunla..
diğer gelişmelere gelince dersler acayip zorluyo bu aralar.hiç bilmediğim konuları okuyarak araştırıyorum tek tek çalış hepsine fln zor iş.geceleri dışardayız genelde.evde durana kız vermiyolar burda..
yarın yunanistan-türkiye maçı var onu izliyemicez ama dışarda.hiçbir barda uydu yok.evde 3-4 online yayından takip etmeye çalışıcaz artık.yenersek akşam samsaraya kutamaya.
samsara buranın lailası.maribor sosyetesi takılıyo genelde.her gece ayrı bi yerdeyiz.dün bongo's taydık mesela.esn parti düzenlemiş 60-70 erasmus ordaydı.güzel geceydi.
ama geceleri bi kötü huyu var buranın marketler kapalı.1 tane açık o da uzakta.bre allahsızlar bi büfe fln koyun.içecek alsın gençler:))stok yapıyoruz artık evde napalım.
şimdilik böyle gelişmeler..bi kaç fotoyla süslüyüyüm bu yazıyı:
He he fanta san sen:))


AAA çok ayıp Florian.Küfür yakışıyo mu ağzına

Katalan bunlar İspanyol değil.

Çok şen bi ortam.

1 kişi tarafından 5.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 5/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat | Fotolar

Ve Maribor

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Şubat 2007 00:13
Maribor çok güzel ve şirin bi şehir.150.000 nüfusu varmış ne girişinde böyle bi tabela gördüm ne de herhangi biyerde.efsane galiba sadece.drava nehrinin iki kenarına kurulmuş bir şehir maribor.slovenyanın kuzeyinde,avusturya'nın graz şehriyle 50 km arası.genelde katoliklerden oluşuyor. evler genelde müstakil.apartmanlar 3-4 katlı.baya yeşil bir şehir.

Şehrin bir ucundan diğer ucuna 1 saatte yürüyebiliyorsunuz.Benim kaldığım yurt şehir merkezine yürüyerek 15 dakika-Gosposvetska Studentski Dom-Hergün yaklaşık 2-3 kilometre yürüyorum.Odam 2 kişilik.Tomas adında bi sloven çocukla kalıyorum.çok yardımsever birisi.Kaldığım kat tamamen Slovenlerden oluşuyor.Çoğusu sıcakkanlı.

İnsanlar genelde bisiklet kullanıyor.Benim de ucuz yollu bişey almam lazım aslında.Otobüsler de çok sık kalkmıyor.Yiyecek fiyatları Türkiye ile hemen hemen aynı.Meyve pahalı ama.Hani denir ya bizde tane tane satıyolar orda diye.Hakkaten de öyle ve pahalı.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat

Ayrılık

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 23. Şubat 2007 00:02
Görkemli bi uğurlamadan sonra bindim otobüse.Yolda 5 aylık bi ayrılığın başladığını yeni anlamıştım.Üç beş zırladım sonra otobüsün kulaklığını taktım kulağıma.Çok kısık ses geliydu.arttorma yerine bastım olmadı.4 saat fln çok kısık dinledim.ondan sonra canıma tak etti çok sert bastırdım.öndeki öhöm öhöm yaptı o derece.baktım ses iyi geldi bu sefer.ama biz istanbula varmak üzereydik.herneysem.havalimanı servisine bindim.bi ton yük elimde.Allahtan gitmeden kas çalışmıştım biraz :p havalimanına geldiğimde saat 11.30 flndı.uçak saat ta 5.30 da.5-10 dakka oturdum içerde baktım olacak gibi değil,laptopumu çıkardım.Aaa çalışmıyo.niye ki??tabi çalışmaz dün akşam açık unutmuştum.Ne yapmalı ne etmeli.Yukarı çıktım restorantların olduğu yere.Hemen bi garsonla muhabbete başladık.Bana fiş buldu sabaha kadar muhabbet ettik.30 milyonluk hesabı da almadı bende sağolsun.3.30-4.00 gibi bagajları koydum bi yere.adını unuttum şimdi.her neyse.ama çok gösterişli bi adı vardı.söylemek isterdim ama unuttum.5 gibi uçağa bindim.adria airways ljubljana ya en ucuz fiyatı verdiği için onu seçmiştim(120 euro).efenim şöyle ki benim yükseklik fobim var.nasıl ucacam ben derken pilot uçurdu bile.yeminlen demiyim de yol boyu(2 saat fln)en az 4-5 kez türbülansa girdik.ben yanıma penguen almıştım okurum diye.o gerginlikte kollarımı oynatamadım bile.2 saat süren yolculuktan sonra ljubljana havaalanına vardık.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat

İlginç Bir Diyalog..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Aralık 2006 23:50
Otobüsle eve dönerken şahit olduğum bu konuşma beni hakikaten çok etkiledi.

+Telefonla yüksek sesle konuşan bayan: Evet ya yeni aldım süper bişey.
-Tahminimce telefonun diğer ucunda ki kişi şöyle diyor:Hadi ya özellikleri ne?
+Kablolu mouse u var,kablosuz klavyesi var,interneti var,5+1 opelyesi var.
-Yine tahminimce karşıdaki: Ooo süper ya
+Bürsürü de bilgisayar özelliği var..

mütüşmüş dedim...

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Mıknatısın Etki Alanı.

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 3. Aralık 2006 23:46
Hayatta pozitifken mıknatıslara yaklaşmamak gerektiğini düşünürüm.Zira yaklaştığınız an negatif kutba yönlenirsiniz.Mutluluk yerini mutsuzluğa bırakır.Ha şimdi benim pozitifliğim yaklaştığım mıknatısın negatifliğine baskın gelir deseniz bile en azından pozitif halinizin biraz da olsa kötüleşeceği kesin.Bu mıknatıslar çok çeşitli.somut veya soyut şeyler sizin mıknatısınız olabiliyor.büyüklükleri ve güçleri de farklı farklı tabii ki.Yapmanız gereken etki alanlarından uzak kalabilmek.

Hayatta negatifken mıknatıslara yaklaşmak gerektiğini düşünürüm.Zira yaklaştığınız an pozitif kutba yönlenirsiniz.Mutsuzluk yerini mutluluğa bırakır.Ha şimdi benim negatifliğim yaklaştığım mıknatısın pozitifliğine baskın gelir deseniz bile en azından negatif halinizin biraz da olsa iyileşeceği kesin.Bu mıknatıslar çok çeşitli.somut veya soyut şeyler sizin mıknatısınız olabiliyor.büyüklükleri ve güçleri de farklı farklı tabii ki.Yapmanız gereken onlara sıkıca sarılmak.

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Serbest Çağrışım | Hayat

Efes Pilsen Blues Festival 17

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 26. Kasım 2006 23:33
Efendim bi gireyim biletix e neler var bu ara dedim bi baktım Efes Blues Fest 17. Geçen sene gi
   
dememiştim bu sene kaçırmıcam bu sefer diyerekten gitme kararı aldım.Hemen bi arkadaşıma söyledim o da tabi gelirim diyince hemen biletleri almak gerekti.Öğrenci biletleri hemen tükenicekti çünkü..Netekim geç kalmamdan mütevellit tam bilet aldım.Ama hiç önemli değildi.İçimdeki Blues aşkı parayla ölçülemezdi :)Aldım biletleri cumartesi akşamına.Bi 5-10 dakika gecikmeli de olsa girdik.Girdiğimizde Micheal Powers çalıyodu.Klasik Blues la biraz gevşedikten sonra Larry Garner & Band la yavaş yavaş ritim bulduk.Eğlendirmeyi biliyolar efenim öyle kuru kuru olmuyo konser.Muhabbet havasında şen şakrak geçiyo.Anlamadığımız yerlerde de anlamış gibi yapıp yeaaaahhh diye cevapladık kendilerini.Aslında dezavantaj gibi gözükse de ayakta izlemek avantajdı.Çünkü oturarak asla izlenemezdi sonuçta dinlediğiniz blues ve biyerlerinizin hareketsiz durması imkansız.Muhakkak müziğin ritmine kapılıp dans ediyosunuz ki bunun testini evde de çok sefer yaptım.Neyse efenim saat 21,30 gibi Larry amca ayrıldı sahneden.1,5 -2 saattir sallanıyorduk.Yorulmuştuk.İçimden sonra ki grupta artık sallanamayacağımı geçirdim.Ayaklarım fena ağrımıştı.Herkesin öyleydi sanırsam ama kimse çaktırmıyordu.Efenim Buckwheat Zydeco bi çıktı sahneye 5 kişi olarak(Önce ki gruplar 2 ve 4 kişiliktiler).Öyle bi girdiler ki birden hoplamaya zıplamaya başladık. Millet aha şimdi sçtık dedi daha da coşacaz...İntrodan sonra 2 kişi daha girdi sahneye bi tanesei esas oğlandı.Elton John a benzettim ben kendini,belki de saçlarından ötürüdür.Ama bu adam delikanlıydı.Louisiana çocuğu bunlar yani..Neyse efenim bizi bi coşturdular bi coşturdular sormayın.Bu arada arkadaşım bateriste aşık oldu sanırsam.Gözlükleri fln baya şekildi yani bide çok cooldu öyle böyle değildi.Işıkta parlayan altın dişi fln..23 civarı kendimizi konserin sonunda bulduk.Çıktığımızda ben sanki hala sağa sola sallanıyomuş gibi hissediyodum.Çok süperdi yeminlen.Yolda da seneye tekrar gitme konusunda hem fikir olaraktan evlerimize koyulduk.Yazıyı bitirirken Aretha Franklin - Respect çalıyo ve dans halindeyim.Yaşasın Blues...

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: ,

Hayat

Diyalog

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Kasım 2006 23:30
Türkçe vizesinde üreyen bi diyalog..

hoca-kendi kağıdına bak önündekinin kağıdına değil.
+ hocam ben çoktan bitirdim ama
hoca-ver o zaman ne bekliyosun
+ kontrol ediyorum

güldük biraz..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Hayat

Sebepsiz olduğu düşünülen can sıkıntısının olası sebepleri:

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 23. Kasım 2006 23:27
Okulsal Boyut
1-Sınav vardır çalışmamışsındır,çalışmışsındırsan da kendinden emin değilsindir.
2-Sınavın kötü geçmiştir
3-Herhangi bir veya birkaç dersten kalma korkusu
4-Sabah ders vardır
5-Sabah ders vardır
6-Sabah ders vardır
7-Okulun rutininden sıkılmışsındır
8-Yarın ki ödevi yapmamışsındır
9-Hocadan azar işitmişsindir
10-Okul açılıyodur veya günlerden pazardır
11-Arkadaşınla tartışmışsındır

Sevgilisel Boyut
1-Sevgilin yoktur
2-Sevgilin vardır
3-Sevgilin olmak üzeredir
4-Ayrılmak üzeresinizdir
5-Sevgiliden sıkılmışsındır
6-Sevgilinin doğum günü yarındır hediyen yoktur,ne alacağını bilemezsin
7-Sevdiğin kişinin telefonda biriyle çok samimi konuştuğuna şahit olmuşsundur."Tamam ozmn 6 da dost un önünde" gibi.(Şizofrenik boyuta da girer)
8-Göz teması azalmıştır
9-Paran yoktur yarın sinema sözün vardır

Evsel Boyut
1-Evdekilerden biriyle tartışmışsındır
2-veya küsmüşsündür
3-Akşam yemeğini beğenmemişsindir(kendin yap ozmn derler adama)
4-Harçlığı az bulmuşsundur
5-Ders çalış lafını duyup inadına çalışmayıp vicdan azabı duyuyosundur
6-TV de bişey msn'de hayat yoktur *msn de hayat(ayrı bi çalışma konusu)
7-Elektrikler gitmiştir
8-Sular kesilmiştir (Öğghh yapma çünkü düşünsene yarın çok önemli bi randevun var leş gibisin öyle yani)
9-Kumanda bozulmuştur
10-Misafir gelmiştir odanı çoluk çocuk kapmıştır
11-Pazar günüdür

1 kişi tarafından 3.0 olarak değerlendirildi

  • Currently 3/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler:

Serbest Çağrışım | Hayat

Mandalina,Kek ve Suluk

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 21. Kasım 2006 00:51
Çok hoş üçlüydü bunlar.
Suluğun içine kola koymazdı annem.Zararlı derdi.Hala diyo gerçi. 3. tenefüsten sonra yerdim öğlenci olduğum zaman.Öğlencilik hem iyiydi aslında hem kötü.Sabah kalkmazdın mesela.Geç yatardın,geç dediğim de 11 fln maksimum yani.Şampiyonlar Ligi maçlarında avantaj sağlardı öğlencilik.Babam izin verirdi.Kötü yanı eve geç gelirdin.2,30-6,00 arası mütüş çizgidizi(öyleydi isimleri)ler olurdu.Kaçırırdım onları.onlar ayrıca bi konu ilerde değinicem.Ders çalışmak sorun olurdu mesela.Benim için en azından.Dediğim gibi bu üçlü çok hoş üçlüydü.Benim gibi herkes 3. tenefüsü beklerdi heyecanla.Zil çaldımmı herkes saldırırdı beslenmeye suluğa.Sanki 1 aydır fln açsın gibi gelirdi.Halbüse 12,00 - 12,30 gibi annenin yaptığı tostu yemişsindir.kaşarda kalmamıştır evde normal peynirden yapmıştır annen.toksundur ama onun acısını çıkarırcasına keke girişirsin.kakaoludur mutemelen.sulukta kola olmadığı kesindir ama ne olduğunu baya merak edersin.hemen ondan da bi fırt çekersin.Muhtemelen değişik bi komposto türü bişeydir.Peh dersin ama kek kuru kuru gitmeyeceğinden içersin yine sineye atarak.Sağdan soldan keke el uzanır ama açım ya diyerekten reddedilir.Ulan versene ne bu cimrilik yani di mi?ama öyleydi yani kimse vermezdi.Sende uyardın onlara.Kek bitesiye zil çalar,mandalinam diğer tenefüse kalırdı.Bi daha ki tenefüste de onu yerdim afiyetle.1-2 parça sıra arkadaşıma verirdim.Tok karnını daha da toklaştırmaktı bu 3 lü nün amacı.Ama şöyle bi psikoloji vardı ailelerde,"oğlum-kızım aç kalmasın gerçi ben doyurdum gitmeden ama yesin doysun gelişme çağı onun oh oh elma da koyayım muz da koyayım." gibi..Sen de yerdin amaçsızca beslenmeydi çünkü yememek anneye hakaret gibi olurdu.Bi de arkadaşların yerken canın bişeyler yemek isterdi.Böyleydi yani ben en çok mandalina kısmını severdim.Kabuğunun özünü arkadaşın gözüne sıkardım eğlenirdim fln..

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Etiketler: , ,

Hayat



Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Hakkımda

 

Gazi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği 4.Sınıf Öğrencisi.Microsoft Student Partner .O bir Maribor Hayranı. Seyehat etmeyi seviyor.Önemli bir nokta da: Galatasaray aşığı..

 

Son Yorumlar

Comment RSS

Zubizaretta

gokhanbesler.com içerisindeki bilgi,resim ve yazıların izinsiz kullanılması yasaktır. Bu yasağı ben koydum.

HTML hit counter - Quick-counter.net