Ramiz Karaeski

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 5. Şubat 2010 10:59

Kardeş sana bir hikaye borcum var değil mi?
Gider ayak ödeşelim istersen
Anlatayayım mı hikayeyi?
Birgün içerdeyken avluda bir çocuk gördüm
Çocuk perperişan dünya başına yıkılmış gibi üzgün
Yanına gittim: “Niye böyle üzgünsün çocuk?” dedim
Baktı… “Dayı..” dedi “Beni öldürdüler…”
Teselli edeyim dedim. “Çocuk” dedim “Burda herkes ya ölmüştür ya öldürmüştür zaten”
Kaldırdı kafasını bana baktı… “Mesele o değil mesele ölmek değil dayı” dedi
Mesele neymiş biliyor musun?
Mesele en mutlu olduğun o gün, en güzel hayaller kurduğun o gün ölmekmiş mesele…
Neymiş mesele?..
Mesele ölmek değil; mesele dost bildiğin, en güvendiğin adamın eliyle ölmekmiş mesele…
İşte öyle dedi o çocuk bana…
Şimdi anladın mı kimmiş o avludaki çocuk?… Kardeş…
Ömeri sormuştun bana şimdi anladın mı Ömer’i…”  
 

Etiketler:

Self Ajans

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Ocak 2010 00:23

5 ay oldu işe gireli. Yaptığım işten ve ortamımdan çok memnunum. Baya eğleniyorum hatta işteyken, kendimi de geliştiriyorum. daha nolcaktı ya.

İki IELTS sınavı aldım birine girdim sonucunu bekliyorum. Diğeri 2 hafta sonra. 6.5 almam lazım. Lazım falan değil bildiğin şart.

Biraz durgunum bu aralar.

Durgunum dediysem dalgalandıktan sonraki durgunluk değil bu. Ona daha var.

Sadece mutlu olduğum şeylerin sayısının azaldığını farkettim o kadar. Haftasonları, Ezel, eve gelip uzanmak, arada bir de olsa uzunca uyumak.

Ama beni bilenler bilir.Eğer bir sessizlik varsa bende altından muhakkak birşeyler çıkar. Ben durgunlukların adamı değilim. Aksiyon şart.

Dönüşüm muhteşem olacak.. (Şair burada Cristiano Ronaldo 'ya seslenmiş ;) )

Etiketler:

3G Reklam Pazarı

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 18. Eylül 2009 13:57
Son dönemde telekomünikasyon sektöründeki canlanma, beraberinde birçok sektöre canlılık getirdi. En belirgin örneği Reklam sektörü oldu. Hemen hemen 3 reklamdan birisinin 3G ile ilgili olduğunu varsayarak Ahmet Çakar gözlüğümü takma vaktinin geldiğini hissettim.

Sektör lideri Turkcell ile başlayalım. Eskiden Turkcell reklamları çok naifti, çok izlenesiydi. Adamlar reklam çekiyor arkadaş diyorduk. Zira birçok ünlüyü ilk olarak bu reklamlarda gördük biz(Bkz. Nil Karaibrahimgil). Ama son zamanlarda bir reklam üretememe, daha doğrusu yaratıcı reklam üretememe durumu söz konusu. Duygu sömürüsü kokan selocan reklamları ile başladı bu seri. 3G Reklamlarında da değişmedi. Cemal Hünal ve Sarp Apak’ın rap yaptıkları reklam, Hido ve 3 Meleğinin oynadığı “Merak ne güzel şey güzel şey merak” sloganlı iğrenç reklam ve son günlerde bolca boy gösteren “Hido ve Nuri” ‘li  “Aç Nuri, Yap Nuri, Tıkla Nuri“ diye devam eden zilyon kere iğrenç reklam. Her reklam kendi içinde bir hedef kitlesi seçmiş bunu anladık ama verilen mesajlar net değil. Bunu izleyen hemen hemen her bireyin bir “Öehh” veya bun eşdeğer bir ses çıkardığını düşünüyorum.

Avea tarafında işler Turkcell’den daha kötü. Neredeyse reklamları yok. Başlarda Ozan Güven’li Melis Birkan’lı reklamla biraz olsun ümit verdiler, her ne kadar son dakika reklamı gibi gözükse de.. Fakat seri çok yavaş ilerledi. En son kızın babasını aradı Ozan Güven, görme görememe muhabbeti falan filan.
Orda da kaldı sonra noldu hiç bilmiyorum. Avea son dönemlerde gerçekten bir krizin eşiğinde ya da içinde. Yönetimsel değişiklikler, kadro değişiklikleri vs. derken duraklama dönemine girdiler zannımca. Ne reklamlar doğru dürüst ne de yayınlanma sıklığı. Olmamış diyor 10 üzerinden 3 veriyoruz.

Gelelim Vodafone’a… Avrupa’da 3G hizmetini halihazırda müşterilerine sunan Vodafone, 4G yolunda emin adımlarla ilerliyor. Bu durum da onlara Türkiye'de büyük avantaj sağladı. 3G kullanıma geçmeden hemen önce Şafak Sezer’li reklamlarla boy gösterdiler. Her ne kadar Şafak Sezer’i sevmesem de, başarılı ve kendinden bahsettiren bir reklam serisi oldu bu seri. Daha sonra çok akıllıca bir hamle yaparak, iş dünyasına Ali Sabancı ile yöneldiler. Ali Sabancı’ya “Vodafone bu işi çoktan yapmış” dedirtmek gerçekten mühim bir olay bence.
Bu reklamın ardından Tugay Kerimoğlu ile modem tanıtımına ve 3G kullanımının ne kadar kolay olduğuna vurgu yaptılar. Tugay’ın yıllarca İngiltere’de yaşayıp “wayırles” diyişini yadırgadım ama reklamı gayet başarılı buldum. Vodafone bu aralar yaptığı yaratıcı ve izlenebilitesi yüksek reklam serilerine 3G reklamları ile "devam" dedi. Mesajı da gayet net ve algılanabilir oldu.

Dolayısıyla Vodafone 3G reklamları en beğendiğim reklamlar oldu ve yayınlanma sıklığını da gayet yeterli buldum. Turkcell 3G reklamlarını beğenmedim fakat yayınlanma sıklığı abartı derecede olduğu için kendinden söz ettirdi ve 2. sıraya yerleşti. Avea ise her 2 kriterde de sınıfta kaldı.

Öyle oldu böyle oldu. Önümüzde 3G ile yaşayacağımız uzun bir süre olduğuna göre, farklı stratejilerin var olabileceğini de göz ardı etmememiz gerek…

Etiketler:

Sevgili Alın, Ekonomiye Hayat Verin !

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 31. Ağustos 2009 23:49
                     

Sıcak paranın dolaştığı, canlı bir ekonomi için sıcacık bir sevgili alın.

Siz sevgili alırsanız, sevgiliniz sizi kazanır. Sizi kazanınca siz günün belli saatlerini telefonda geçirirsiniz, operatör kazanır. Operatör kazanınca daha çok kampanya yapar yine kendisi kazanır. Çekinmeyin alın, verin, ekonomiye can verin.  

Sevgili alırsanız sinemaya gidersiniz. Sinemaya giderseniz patlamış mısır alırsınız. Patlamış mısır alınca patlamış mısırcı kazanır. Ee mısır kuru kuru gitmez tabi, o yüzden kola da alırsınız, yine patlamış mısırcı kazanır. Sinemada pis yağlı ellerinizle sevgilinizin elini tutarsınız ve peçete almak zorunda kalırsınız, kim mi kazanır? Tabii ki patlamış mısırcı kazanır. Yüzü gülen bir ekonomi için gelin siz de bir sevgili alın.

Bu sevgili bütün krizlere iyi gelir, piyasayı yatıştırır. Akşam yemeğine gidersiniz restorant kazanır, restorant kazanınca restorant sahibi arabasını satar son model bir araba alır, aracı satan galeri kazanır. Aracı satan galeri kazanınca üretenin de değirmeni döner. Araç Almanya'dan geldiği için Almanlar kazanır. Almanlar kazanınca doğal olarak biz de kazanmış sayılırız. İyisi mi siz bir sevgili alın, memleketimiz kazansın.

Krizin son etkilerini de yok etmek için hiç durmayın, hemen bir sevgili alın, hepimiz kazanalım.

(Not: İlhamın gelmesinde katkısı olan Selin'e teşekkürler)

 

İş Mülakatı Tüyoları

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 24. Ağustos 2009 23:22
Öncelikle az sonra bahsedeceğim tüyolar öğrenciyken birşeyler yapmak isteyen arkadaşlara ve yeni mezun olmuş arkadaşlara yönelik tüyolardır. Ama genel için de geçerli midir? Evet.

Şimdi efendim mülakata iki türlü çağrılabilirsiniz. Referans yoluyla (Halk arasında torpil olarak adlandırılır), Kariyer.net, gazete vs de yer alan bir ilan yoluyla. Bu yazı ikinci çağrılma şekline göre yazılacak.

Tüyolara aslında mülakata çağrılma öncesinden başlamam lazım. İyi bir CV iyi bir mülakatın habercisi. CV'ni yalandan dolandan uzak bir şekilde doldur. Ayrıca unutma ki göze hoş gelen bir CV mülakata çağrılmanda epey önem taşır.Çiçek böcek çiz de demiyorum. İnternette güzel şablonlar var, birara gözat. "Ben X'de çok zayıfım, CV'me yazsam mı?" diyen kardeşim hiç düşünme yaz. Yaz ama çok iyiyim bu konuda yazma. Orda gözüksün. Uzmanlaştığın alanları ya da daha çok bilgili olduğun konuları dahi iyi bir şekilde belirt. Projelerin varsa bahset. Bilmediğin birşeyi biliyormuş gibi yazma, adamın "sırtından" kan alırlar. İlgi alanları ve aktiviteler kısmı olsun ama oraya hep sosyal şeyler yazma. Mesleğinle ilgili olduğunu göster. Şunu unutma CV her zaman biraz göz boyamaktır. Yalan söylemezsin ama abartırsın. Self Marketing. Bir anlamda ırıspılık. Kendini satacaksın o kağıtta. Kesinlikle bir önyazın olsun. Önyazısız başvuruların çoğu değerlendirilmiyor bile. Küçük gibi gözüken detayları asla pas geçme. Şunu da asla unutma, mülakattan önce otur CV'ne finale çalışıyormuşsun gibi çalış. Sonra adam ""x" biliyormuşsun biraz anlatır mısın?" dediğinde, "Öyle mi yazmışım?" deme, adamı hasta etme. Anında üfürürler. İlanda istenenlere çalış. Olaylara vakıf ol.



Şimdi işin eğlenceli bir o kadar da sıkıntılı kısmı. CV 'n beğenilmiş, mülakattasın. Dur daha değilsin. Erkeksen takımını giy, efendi gibi saçını sakalını kes. Bir arkadaşım gibi (adı lazım değil) capriyle, uzun saçla gitme. Artistiğin lüzumu yok. Kökü sende uzatırsın. Bayansan da bunun eşdeğerlerini uygula. Senin gibi elli tane adam girecek o mülakata, mükkemmel olman bile yetmez haberin olsun.

İş görüşmesinden en az yarım saat önce orada ol. Adamlar senin zamanında iş yapan biri olduğunu düşünsün. Geç kalayım deme baştan işi kaybetme. 30 dakika zamanını mimik ve beyin jimnastiği yaparak geçir. 10 dakika sırıt-somurt-sırıt-somurt. 10 dakika ellerini aç kapa. Bunları milletin gözünün önünde yapıpta deli imajı verme. Çaktırmadan çaktırmadan yap. Son 10 dakikada beynini çalıştır. Tavrını falan netleştir.

İçeri çağrıldın. Gülümse. Asla somurtma. Adeta bir maymun yavrusu gibi olmalısın. Mülakatta sana ana avrat küfretselerde karşında Cem Yılmaz varmışçasına gül. Seni köşeye sıkıştıracaklar, şöyle zor iş böyle zor iş, şöyle mesai var böyle mesai var. Aldırma ve unutma sen çalışkan bir adamsın. Herşeyin üstesinden gelebilirsin ve sorumluluk sahibisin. Gerekirse 7/24 çalışabilirsin. Ki öyle olmalı da. Asla yalan söyleme. Yalandan uzak dur. Bilmiyorsan bilmiyorum de. Emin ol böylesi daha makbul. Bilmiyorum ama öğrenebilirim, adaptasyon sürem kısadır,çalışkanımdır falan filan yaz işte altta da kalma. Ama herşeye de bilmiyorum diyeceksen oraya gitme gerek yok. Öğren de gel o zaman derler.

Gülümse. Stres yapma. Elini yüzünü kemirme. Kızarıp bozarma. Rahat ol.

Saygılı ol. Çok gevşek olma. Şurdan mezunum bu kadar ortalamam var havalarına girme. Böyle birşey "globalleşen" dünyada kalmadı artık. İşi "bilen" alır. Şov yapma. Bırak şovu şovmenler yapsın.

İstekli ol. İşi istediğini hissettir. Ama ezik gibi de olma. Ezilme büzülme. Odaya ilk girdiğinde adamların elini sık güzelce.

Askerlik sorunu önemli. Askerlik yapmadıysan tecilinin farkında ol. Adam sorduğunda yüksek lisans yapmayı planlıyorum, 4-5 yıl uzatabilirim gibi bir cevap verebilirsin(Yeni mezun+Y.L. tecili baya erteletiyor). Bayan adaylarda böyle bir sorun yok. Ne mutlu size kız.

Para konusuna gelince, abartma. Tecrüben yok ya da az var. İstediğin paranın +300 -300 gibi altı üstü olabilir, doğaldır. -700 veriyorlarsa hemen kaç. +700 veriyorsa bana da haber ver. Paranın ikinci planda olduğunu belirtmeyi unutma. Kendini geliştirmek istiyorsun. Çalışma aşkıyla yanıp tutuşuyorsun.

Mülakatta sonlara yaklaşıldı baktın işler kötü gidiyor panik yapma. En sonda eklemek istediğin birşey varmı diye soracaklar.İşte o zaman biraz şov yapman gerekebilir. Başarılı olduğun teknik özelliklerinden bahsetmeye çalış. Mezuniyet projesi vs etkileyici konulardan bahset. İşi bildiğine ikna etmeye çalış. İkna et derken "Valla biliyorum lan" olayına girişme.

Çıkarken ellerini sık. Zaman ayırdıkları için teşekkür et. Kibar ol.

Gülerek ayrıl.

Hayırlı olsun.

DipNot: Eğer bu yazıyı okuduktan sonra iş bulursan ilk maaşınla bana bir yemek ısmarlamayı unutma.

Etiketler:

Microsoft Student Partners Başvuruları Başladı !

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Ağustos 2009 00:10

Geçtiğimiz yıl benim de harikulade bir yıl geçirmemi sağlayıp, mezuniyet sonrası iş hayatına geçiş aşamasında çok faydasını gördüğüm, bunun yanında kendimi (teknik+taktik vs.) epey geliştirdiğim, çeşitli üniversitelerin çok çeşitli bölümlerinden(evet buna işletme de dahil elektronik mühendisliği de) çok değerli arkadaşların katıldığı, "Microsoft Students Partners" programı başvuruları başladı. Tekrar okuduğumda benim bile hazmetmekte güçlük çektiğim, anlaşılması güç bu cümle ile, "öğrenci arkadaşlara bu programı şiddetle öneriyorum" demek istedim. Detaylı bilgi için lütfen 2 ye basınız.              

Etiketler:

Abi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 8. Ağustos 2009 18:41
Eskiden babamla saçımı kestirmeye gittiğimizde, berber, oturacağım koltuğa bir tahta koyardı ve onun üzerine otururdum. Böylelikle berberin eğilmesi gerekmezdi, işini daha kolay yapardı.Çıkışta ise babam parayı verir, bense sadece uzatılan kolonya için "Teşekkürler amca" derdim ve çıkardık.

Sonraları berbere kendim gitmeye başladım.İstediğim saç şekline kendim karar veriyordum.Tarkan'ın diken şeklindeki saç modeli, uzun saç, amerikan...Hepsini denedim.Saç şeklime artık kendim karar vermem dışında kesilen saçın parasını da ben veriyordum.Çırağın bahşişini vermek için henüz küçüktüm.Paranın üstünü direk cebime atardım.Uzatılan kolonyayı yine elime sürüp "Teşekkürler abi" diyip çıkardım.

Birkaç yıl önce bu kez saçlarımı dört numara kestirmek için gittim berbere.Gayet güzel kesti sağolsun usta.Kesim tamamlandıktan sonra borcumu sordum."X lira abi" dedi.Ustanın benden büyük olduğu kesindi ama bana abi demişti.Bir saniye kadar afalladım sonra artık büyümüş olduğumun farkında vardım.Üniversite öğrencisi de olsa insan bazen büyüdüğünü anlayamayabiliyor işte.Ustaya verdiğim paranın üstünü her zamanki gibi yine aldım.Uzatılan kolonya için teşekkür ettim,bu sefer abi demedim ve para üstünden birazını çırağa verdim.

İşte o günden sonra çıraklara hep bahşiş verir oldum, fakat dolmuşçuların hala bana abi dememesi beni düşündürür.

Ne Diyorsun Musti?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 5. Ağustos 2009 17:49

Ne diyorsun kuzum sen yıllardır? Evet doğru, büyük fanınım, kıpır kıpır oluyorum şarkılarında.Hepsine eşlik ediyorum. Sağ elimi göğsümde, sol elimi ise göğsümün yanında çevirerek “Aya Benzer Yüreğim” söylüyorum hergün. Ama ne diyorsun sen orda, kime sesleniyorsun? Ne anlatmak istiyorsun?

“Bu kız beni görmeli bana kazak örmeli” dedin, ev telefonundan kızlara bu şarkıyı dinlettim gizli gizli. “Onun arabası var, şöförü de var, malesef ruhu yok” dedin çocukluk çağlarıma geldin. İdolümdün. ”Aya benzer yüreğim, e doğal olarak takipteyim” dedin. Dans ettim birden durdum ve düşündüm.
Neden astronomiden girdin olaya Musti? Artık bende büyümüştüm ve şarkı sözlerini sorgular olmuştum. Neden astronomi Musti ve neden “e doğal olarak” ?

Seni sorgulamaya başlamıştım. Kaç gecemi seni ve şarkılarını anlamaya çalışarak geçirdim haberin var mı? Kaç genci benim gibi çakma filozof yaptın haberin var mı?
Şimdi de kalkmış,

“Tam isabet
Yakışır mı?
Bize adalet karışır mı?

Vicdan bu vicdan,
Alışır mı?
Külfetiyle barışır mı? “


diyorsun. Bu benim “Hit”im diyorsun. Allah aşkına sen ne diyorsun?Kafamı karıştırıyorsun. Ne adaleti, ne külfeti, ne vicdanı be vicdansız...Bir nesli bitirdin şimdi yenisine mi geldi sıra.

İnan seni dinlerken ingilizce şarkı dinler gibi oluyorum. Kelimeleri seçiyorum, sana eşlik ediyorum ama seni anlamıyorum.

Ve seni hala sorguluyorum Musti, sana sorular soruyorum her gece beni duymayacağını bilircesine ve umarsızca. Sadece harcadığım yılların hesabını vermeni istiyorum. Yine de senden vazgeçemiyorum. Seni "Tek Geçiyorum".

Sende diyorsun ya “Gönlünü gün edeni sevmez sevda, İster hep onu üzeni”,

Benim için belki de düşündüreni...

 

Etiketler:

İnternetin En Şey Blogu Pilliyet Açıldı

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 29. Temmuz 2009 04:22

Severek okuyacağınıza eminim...

Etiketler:

Kültür

Ben Her Doğum Günümde Melankolik Olurum

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 27. Temmuz 2009 03:46

"Beni en güzel günümde, Sebepsiz bir keder alır"

Böyle diyor Nükhet Duru. Bugün bende böyle başlıyorum. Yıllar geçiyor, çok hızlı, nasıl geçtiğini anlamıyorum. Her geçen gün pastamda söndürülmeyi bekleyen mum sayısı artıyor. Aslında artmak fiili olumlu bir kelime gibi geliyor duyulduğunda ama mumların artması çok da iyi değil dostlar. Bilmiyorum, bu yıl ilk defa ailem de yok yanımda. Büyüyorum, hatta büyüdüm galiba. Bir ağacın gövdesi gibi her sene yeni bir halka ekliyorum kendime. Bu durumdan pek hoşnut değilim.

Yıllar olgunlaştırıyor bizi ama olgunlaşmak iyi midir? Özgürlüğümü her geçen gün daha da kısıtlanmış hissediyorum. İnsan küçükken 18 'ini geçince özgürlüğüne kavuşacağını sanır ya, işte o doğru değil bence. Halbuki çocukken ne kadar da özgürdük. Oyuncaklarımız vardı bizim. Şimdi ise kendimizi avutacak şeylerimiz azaldı.

22 bitti. 365 gün çok çabuk geçiyor eminim sizde farkındasınız. Bana her sene eklenen mumu söndürmek değil de, onu oraya koymak zor geliyor. Keşke bir günlük tutabilsem.

Şöyle devam ediyor Duru: "Ne bir dost ne bir sevgili, dünyadan uzak bir deli, beni sarar melankoli"...

Bu aralar çok duygusal yazılar yazar oldum farkındayım. Bir sebebi yok. Ama yakında geçecek. Söz =)

  

Etiketler:

Hayat

Yaz Geçerken

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Temmuz 2009 00:29

Buram buram yaseminler tütüyor sayın seyirciler, öyle bir yaz geçiyor Ankara'da.Bir taraftan lodosla gelen deniz kokusu diğer tarafta bugün hangisine gitsem denilen beachler.Tek eksik Serdar Ortaç'ın albüm yapmaması bu yaz.

O değil de 1 hafta da olsa kaçtım buralardan. Sevgili dostum Volkan ile Didim'e gittik. 7 günde 15 milyon şov yaptık. Şov kelimesini bu yaz çok kullanıyorum. Didim'de bu yaz iyi İngiliz yapmış. Ama garson değilseniz ve gerizekalı olduğunuz ISO tarafından belgelenmemişse size yüz vermiyorlar. Eğer kriterleri sağlıyorsanız yüz de verirler astarda. Verirler yani bu net. Çekemiyorum değil böyle cidden. Git sende gör sinirlendirme beni.

  İş arıyorum evet ama seçiciyim. 3 iş görüşmesine resmen, kasıtlı ve bilerek gitmedim. Niye başvurdum o zaman diye sordum kendime, bakalım aranıyormuyum şeklinde cevabımı aldım. Ha burda şov yapıyorum ama işsiz miyim? Evet. 1 Ay oldu mezun olalı, abartmayın.

27 Temmuz doğum günüm. Kimse bu yazının yorumuna şimdiden kutlu olsun falan yazmasın. 39 kontöre 26000 sms in zorla verildiği günümüzde bi mesajı çok görmeyin. Artis numaran yok bende diyenler için bişey diyemiyorum onlar yoruma yazsın. Kutlayın işte yalnızım lan.

Bi de böyle zaman geçirmemi sağlayacak güzel bişeyler biliyorsanız (kitap,dizi,sinema,opera vs. hariç) lütfen iletin.Ama devamlılığı olsun. Anlık olmasın. Knight Online,WoW tarzı şeylerle gelmeyin bana. Dikiş nakışa yazılma esprisini de ben şimdiden yaptım.

Domain ve hostumun süresi 15 ağustosta bitiyomuş. Haberiniz olsun. Now Donate gokhanbesler.com !

 

Taze Mezun

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Haziran 2009 02:12

Temiz bitti.

Artık Bilgisayar Mühendisi. Dört yıl çabuk geldi geçti. Yapmak istediğim ne varsa yapmaya çalıştım.Herşeyi planlamıştım, planladığım gibi oldu(Ne pis bi adammışsın,planlarına bizi de mi alet ettin lan). Hiçbir zaman hayatı akışına bırakamadım.Bırakmadım daha doğru olur.Hayatı akışına bırak felsefesi bana göre değil.Bi değerlendirme yapalım şöyle,

 

1.Yıl: "Gez,toz,eğlen,arkadaş edin" yapıldı, Zekeriya Beyaz konferansa getirildi, bizzat havalimanından alındı(havada bilim kokusu vardı).Topluluk faliyetlerine girişildi, başkan yardımcısı olundu. 1. sınıfın verdiği heyecanla hocalara gidilip bize proje verin denildi, projeler alındı oha biz bunu nasıl yapalım diyip yapılmadı.Şenlik falan var dediler gidildi.İlginçtir yazı da güzel geçti bu yılın.

2.Yıl: Topluluğa başkan olundu,taş gibi etkinlikler yapıldı,Intel'inden Microsoft'una,Havelsan'ından Aselsan'ına herkes geldi.Takım arkadaşlarıyla bu işler başarıldı.Ankara kesmedi akla ERASMUS konuldu,2. dönem Slovenya'ya gidildi.Hayatının en güzel 5 ayı geçirildi.Vur patlandı çal oynandı.Bi tarafta elin ingilizce bilmez prof.larıyla uğraştı diğer tarafta ingilizce bilip bilmediği hiç önemli olmayan kişilerle kaynaştı(evet bunu da belirtmeden geçemedim napıyım) ama derslerin hepsi geçildi mi,geçildi.Avrupa kıtası "haritasız" tekrar keşfedildi mi keşfedildi.Kırmızı Uno'ları hayatının en ilginç anılarından (limit sonsuza giderken x kez yolda bırakmasıyla) birçoğu oldu mu oldu.Türkiye'ye ağlayarak dönüldü.Yurttaki ilk tepki "Yayalara yol verin lan" olup medenileşme fark ettirilmeye çalışıldı.Türk Telekom'da staj yapıldı.

3.Yıl: ERASMUS'tan hiç beklenmedik bi şekilde inek olarak dönüldü. 3. sınıf artık bişeyler yapma yılıydı.Çok pis ortalama yapıldı (Bu daha sonraları bir seri olarak devam etti) Almanca+Yazılım Mühendisliği kurslarına gitti.Kişisel gelişti.Bu gelişim 12 ayın haftasonuna maloldu mu oldu.Topluluk işlerine tövbe etti.Her koyun kendi bacağından asılır sözü ona hatırlatıldı.Havelsan ve Microsoft'ta stajını yaptı.1 yıl boyunca kendini ecayip geliştireceği Microsoft Student Partners programına seçildi.  

4.Yıl: Bu yıl kariyere çok önem verildi.Verilen önemin de karşılığını alındı. Microsoft Student Partner olarak çeşitli üniversitelerde seminerler verildi. Yine Microsoft'un düzenlediği "Imagine Cup Yarışması Yazılım Tasarımı Kategorisi"' 'nde GhipGreen takımı olarak Türkiye finaline kalındı.Avea'da Kırmızı Kuşak olundu,bununla yetinemeyeceğini anlaşıldı, KampAvea'ya seçildi.TOEFL kursuna gidildi,kursla olmaz bu işler anlaşıldı, sınavı yaza ertelendi.Kursların adamı olundu.İşe girme telaşı yavaş yavaş sarmaya başladı.3,22 ortalamayla bölüm 4. sü olarak mezun olundu.Kep falan verdiler,atıldı.

Görüldüğü üzere 1. sınıfta yumuşak bir giriş yapıldı.1-2 de eğlenildi, 3-4 te mesleki eğitime ağırlık verildi.

İşte böyleydi.Acısı tatlısı pek çok şey yaşandı bunların dışında.aklıma geldikçe eklicem.Ekleyeceğim.Ecek acak.

Geldi geçti 4 yıl.Başta ailem olmak üzere,bir tanesi hariç değerli hocalarıma (böyle de kindarım işte) ve yanımda olmuş herkese teşekkür ederim.

Hadi dağılın ağlatmayın beni...

Etiketler:

Hayat

Sabri Ada Yolunda

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 10. Haziran 2009 01:06

Wenger İstedi

Transfer döneminin başlamasıyla birlikte, Avrupa'da Sabri Sarıoğlu savaşı başladı.Genç futbolculardan kurulu takım oluşturmasıyla tanınan Arsenal teknik direktörü Arsene Wenger, yönetime Sabri'yi alın talimatı verdi. Önümüzdeki günlerde Sabri ile Arsenal yönetiminin masaya oturacağı, prensip anlaşmasına varılırsa Sabri'nin ada yolunu tutacağı belirtildi.Bilindiği üzere İngiltere'nin önde gelen gazetelerinden Daily Mirror, Sabri ile ilgili gelişmeleri dün manşetten vermişti.

İngilizce Kursuna Gidiyor

Sabri'nin muhtemel bir "Ada" yolculuğu öncesi İngilizce kursuna başladığı öğrenildi. Sabri'nin İngilizce'ye  beginner seviyesinden başladığı, kurs yetkililerine de 3 ay içinde advanced olur,TOEFL'dan da 100'ü geçerim dediği vurgulandı. Sabri'nin kendine çok güvendiği, 31 Ağustos için TOEFL sınavı satın aldığı belirtilirken, sınava gireceği merkezin sır gibi saklandığı öğrenildi.

 

Bonservisinde Pürüz Var

Galatasaray Başkanı Adnan Polat, Arsenal'den henüz bir resmi teklif almadıklarını fakat gelen tekliflere açık olduklarını belirtti. Sabri'nin başkan Adnan Polat'a, "Yıllardır Galatasaray'a hizmet ediyorum,izin ver gideyim başkan" dediği belirtildi.Frank Rijkaard'la bir görüşme yapan Polat "Hiç beklemeyin" yanıtını aldı. Bunun üzerine İngiliz ekibi ile pazarlık masasına oturabileceklerini açıklayan Adnan Polat, Sabri'nin bonservisini ücretsiz verebileceklerini belirtti. Arsenal cephesinde ise bu gelişmeler üzerine şaşkınlık yaşandı. İngiliz ekibinin bir an önce görüşmelere başlamak istediği, fakat son açıklamalardan sonra biraz da kıllandığı öğrenildi.

Taraftar "Sabri"sızlanıyor

Gelişmeler üzerine Galatasaray Taraftarlarında büyük heyecan yaşanıyor. Galatasaray'ın en büyük taraftar grubu Ultraslan, resmi bir açıklama yaparak Sabri'yi uğurlamak için Atatürk Havalimanı'na "bin"leri götüreceğini açıkladı.

Gazi Gökhan Besler - SoteGol,Londra

 

Eski Eurovisionculardan Kim Kaldı?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 18. Mayıs 2009 04:03

Efendim bir örovizyon daha geldi geçti, hepimize geçmiş olsun.Akıllarda her seneki gibi üç beş şey kaldı.Ufak ufak notlar:

  *Bir kere bir yarışmaya ilk sıralarda çıkıyorsan afedersin ama sçtın. Bir Patricia Kaas vardı yarışmada bilmiyorum hatırlıyor musunuz. 3. sırada çıktı "S'il Fallait Le Faire" isimli şarkısıyla. Böyle şarkı, böyle ses, böyle duruş, böyle bakış, böyle röfle, böyle balyaj, böyle kadraj, böyle endaj olamaz sayın seyirciler. Şarkı başladı benim dikenlerim tüy tüy oldu. Fransızca şarkı ama ağladım ağlıycam o derece. O nasıl bi "Ğö" dür o nasıl bir söyleyiştir Patricia dedim, ertesi gün disköğrafyasını indirdim.impressionnantsın Patricia, tutunacak dalımsın, sen başımın tacısın.

*Birinci olan, Bülend Özveren' in tabiriyle, "Çok sevimli bir genç oğlan" olan Alexander Rybak bu yarışmayı Kaas'tan sonra hak eden ikinci isimdi bence. Hadise' den kesinlikle ve kesinlikle daha iyi bir şarkıya ve sese sahip. Fairytale benim dilimde şuan açıkçası.Years ago, when i was younger..... Alexander' a bakarak Yalın' ı seneye örovizyona yollamakta bizim en büyük hatamız olur onu diyim.

*Gelelim Hadise'ye..Hadisem, iyisin, hassın, hoşsun, güzelsin, maşallahın da var ama şarkıyı söyleyemedin be Hadisem, sesin yetmedi, başlarda iyiydin ama sonlarda düştü sesin. Yine de elinden geleni yaptın. İlk 5 hakkındı öyle oldu. Gayette yeterli bi sonuç bence. Napıcaz, sese önem vericez bundan sonra biraz daha. Hadi kızım.

*Aklımda kalanlar; Aysel yarışmanın en güzel kızı, Maltalı gelmesin bu yarışmaya bi daha, Örümcek adama saygısızlık, Heryerde zıplayan adamlar, Sakis Rouvas koçum o işler öyle olmuyor, Lordi'nin kemikleri sızladı, Komşu komşunun oyuna muhtaçtır, Bülend Özveren yine komşuya gidiyor be ustam, Türkiye'den oy veren kız artık İngilizce konuşmasın hatta hiç konuşmasın,uyusun o uyusun, Spasibo, Gagarin, Nazdravya..  

*Delta Zımba, çakarsa tam çakar, çaktı mı yerinde tutar.

*O değil de bi Patricia Kaas vardı, Hastasıyız..

Etiketler:

Müzik

Generation Next

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Mayıs 2009 03:37

60 'larda yollara düştüler, aslında döneceklerdi ama dönmediler ya da dönemediler.İlk zamanlarda yadırgansalar da yavaş yavaş entegre olmaya başladılar.Gurbetçilerden bahsediyorum.

İlk iki jenerasyon çok fazla üst kademelere yükselemedi belki, kendilerini gösteremedi ya da buna fırsat bulamadılar çalışmaktan. Fakat şimdi onların çocukları, üçüncü jenerasyon, birçok alanda, Avrupa' da ve Türkiye' de adlarından çokça söz ettiriyor.

Üçüncü jenerasyondan olmasa da Tarkan, yeni jenerasyondan Hadise müzik alanında, Hamit-Halil Altıntop, Mesut Özil, İlhan Mansız futbolda, Fatih Akın, Sibel Kekilli sinemada (öhöm) uluslarası alanda bizi ve gurbetçi Türkleri başarıyla temsil etti, ediyor.Bunlar sadece ilk düşündüğümde aklıma gelen isimler.Bu isimleri biraz üzerinde düşününce çoğaltmak mümkün. Mesela bi İsmail YK 'mız var bizim. Gerçi o biraz iç piyasaya yönelik ama olsun. Bi tane daha geldi aklıma, engelliyemiyorum kendimi görüyo musun..Ülkemizde Rap'in bugünlerine gelmesinde büyük payı olan Cartel. Say say muhakkak biter ama baya çoklar onu oybirliğiyle kabul edebiliriz.

Yeni jenerasyon yetenekli.Fakat bizim bu güne kadar ki "gavırnmınt"lar gurbetçiler konusunda ne kadar yetenekliler bilemiyorum.Bu konuda yine bi oylama yaparsak, oybirliğiyle tezkereyi reddederiz bence.Avrupa'da, doğu+batı, 5 milyonun üzerinde Türk yaşıyor. Bu adamlar bildiğin vatandaş oralarda. Siyasi, ekonomik, sosyal vs güce sahipler. Sen "gavırnmınt" olarak bu gücü, bugüne kadar nasıl kullandın arkadaş diye de sormuyor kimse.Bi Braveheart çıkar da birşeyler der diye bekledim bugüne kadar ama yok.En sonunda aldım elime kılıcı boyadım yüzümü maviye bu yazıyı yazdım. Başıma birşey gelmeyecekse soruyorum, sadece bu "gavırnmınt"'a değil, hepsine soruyorum: Bu adamlara niye hakettiği değeri vermediniz, vermiyorsunuz gençler? Geçmiş veya şimdiki "gavırnmınt" olarak cevabını da yoruma yaz bi zahmet herkes bilsin neymiş sorun..

Hayır, bizde cidden bu sorun hep vardı, süregeliyor. Bi örgütlenememe, bi lobi oluşturamama, bi üşengeçlik, umursamamazlık.İşbu potansiyelin farkında oluna, lütfen...

Hadise'ye de ilk olarak Eurovision'da, daha sonra tüm yaşantısında başarılar diliyerek bitirelim.Severek takip ediyoruz.

Yapma Bunu Yapma Bunu

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Mayıs 2009 03:35

Gecenin 3 ü,

O site senin bu site benim.Blog ödüllerine bakıyorum.Yemek kategorisi.Açıyorum bikaçını.Dometesli pizza, yaprak sarması, ev dürümü.

 

Gecenin üçünde adama bu yapılmaz.Tarifini yazıyorsun, ona diyeceğim yok, bu konuda anlaştık, tamam emeğe saygı ama fotosunu niye koyuyorsun dostum. Caps maps koyma istemiyorum. Yazıklar olsun sana yani. Bırak isteyen pişirsin, fırına sürsün, haşlasın ne yapıyorsa yapsın. Ondan sonra görsün ortaya ne çıktığını. Oraya koymuşsun dumanı üstünde fotoğrafını, sonrada tarif veriyorsun. Bırak allasen arkadaş. Yazıktır günahtır. Senin yaptığını çorumlu yapmaz.

Bundan sonra değerli yemek tarifi yazarlarından ricam, lütfen tarifini koyduğunuz yemeğin fotoğrafını, tarifin sağına soluna koymayın, ayrı bi link verin isteyen açsın görsün neye benziyor neye benzemiyor.

Fotoğrafları görmek istemiyorsan girme gecenin o saatinde yemek tarifi sitelerine diyenlere de cevabım, öğrenmek istiyorum arkadaş, tarifini yazıp çıkıcam siteden var mı diyeceğin.              Lie Another Day - Madonna.

İnan çok açım şuan.

 

Imagine Cup 2009 Türkiye Finali Ardından

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Nisan 2009 00:14

Öncelikle yazıma arkadaşlarım Çağdaş Eşiyok, Osman Çebin ve Ozan Aslaner 'e teşekkür ederek başlamak istiyorum.Çok iyi bir proje süreci geçirdiğimize inanıyorum. Bir kez dahi yüksek sesli bir tartışma yaşamadık, her problemi karşılıklı anlayış içerisinde çözdük ve ortaya gerçektende kayda değer birşeyler koyduk. Ekip olduk. Tekrardan, özverili çalışmalarından ve ekip ruhunu tam olarak yansıttıkları için teşekkür ediyorum.

Final e gelirsek kazanan ekipleri tek tek tebrik ederim. Hepsinin bir emek verdiği çok açık, az veya çok hiç önemli değil.Bizim bu ilk üç ekipte olamadığımızı da üzülerek ekliyorum.Gönül isterdi ki en azından derece yapalım ama olmadı.Kabullenmek gerek ama sonuç için objektif olarak yapmaya çalışacağım yorumlarım olacak..

Bu seneki yarışmanın teması Milenyum Gelişme Hedefleri idi. Slogan da dünya üzerindeki zorlu bir probleme sorun bulun şeklindeydi.Açıkçası ben bir yazılım geliştirme yarışmasında temaya bağlı kalınarak bir yazılım geliştirilmesi taraftarıyım.Fakat sonuçlar pek öyle değildi. Hakedenin dereceye girdiğini düşünmüyorum.Bu cümlemden lütfen biz dereceye girmeliydik sonucunu çıkarmayın.Bizim projemizi tamamen safdışı bırakarak konuşuyorum.Dereceye giremeyen 3 projenin, dereceye giren 3 projeden yarışmanın içeriğine ve amacına daha uygun olduğunu düşünüyorum. Kazanan arkadaşlara tabiki alkışlar ama jüriye de eksi yönde bir alkış. Ne yarışmasında olduklarının farkında olduklarını düşünmüyorum ya da biz nasıl bir yarışma içerisinde bulunduğumuzun farkında değilmişiz. Dünya birincilerinin projelerine baktığımda derece alan projelerle yakından uzaktan alaka göremiyorum. Bu benim objektif olmaya çalışarak yaptığım yorum. Kimse alınsın, kırılsın istemem. Dünya finallerinde derece çıkaramamızın sebebini bu yarışmanın değerlendiriliş şekli olarak yorumlamak gerekir diye düşünüyorum. Yine de birinci olan ekibe en içten başarı dileklerimi sunuyorum.

Sonuç her ne olursa olsun kişisel olarak bu sürecin bana çok şey kattığını düşünüyorum. En başta takım çalışması, ekip içi iletişim, sunum becerileri, teknik gelişimler. Her birisi altın değerinde kazanımlar. İş hayatı öncesi her öğrencinin yaşaması gereken bir süreç olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar kazananların hakedenler olduğunu düşünmesem de yenilgiyi de kabullenmek gerekir. Kaybetmeyi öğrenmek gerekir. Hayatta her zaman kazanamıyorsunuz. Hayatta her zaman hakettiğiniz değeri bulamıyorsunuz. Aslında biraz polyannacı olan bi tavırla bu kaybı uzun vadede bir kazanca dönüştürmek bile mümkün =)

Bir şey daha eklemek isterim. Başta Bölüm Başkanımız Sn. Prof. Dr. Şeref Sağıroğlu olmak üzere bizi yarışmada desteklemeye gelen ve en kalabalık ekip olan Gazi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğrencilerine tek tek teşekkürlerimi borç biliyorum. Yarışmaya gelemeyen, desteklerini bizden esirgemeyen herkese teşekkürler.

Son bir şey daha =)) Seyirci oylaması GhipGreen : 2700, ikinci sıradaki ekibin oyu: 1300. Gönüllerin birincisiyiz biz :D

Sevgiler..

Kampavea AveAvea =)

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Nisan 2009 12:27

Perşembe gününü bu aralar çok seviyorum.Uzun süredir sabahın erken saatlerinde kalkıyorum.Perşembeleri dersimin saat 2'de olmasından mütevellit az buçukta olsa uyuyabiliyordum.Ta ki bu sabaha kadar.Saat 9 gibi telefonum çaldı, yine uyku yok, kalktım. 212 li bi numara. Avea'dan arıyorlar  =) Geçen ay yapılan, yaklaşık olarak 3  saat süren kampavea mülakatının sonucunu bildirmek için  aramışlar.

"Pozitif"

Bu sefer uykusuz kalmak mutlu etti beni.Hayret =)

"Geleceğin Fark Yaratacak Yöneticileri" 'ni yetiştirme sloganlı Kampavea 'da, yaklaşık 800 kişi içerisinden ilk 40'a kalarak sürece girmiş bulunuyorum."İyi, peki, çok güzel, tamam da daha detaylı olarak nedir bu Kampavea, biz nasıl entegre oluruz?" diyenler için bkz. http://www.aveakirmizikusak.com/kampavea/

 

Gençsen Geleceksin 2.0 Fırat Üniversitesi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Mart 2009 23:41

Microsoft ve Turkcell tarafından düzenlenen "Gençsen Geleceksin" 24 Mart Salı günü Elazığ'da Fırat Üniversitesi 'ndeydi.Microsoft adına konuşmacı olarak bulunduğum etkinlik oldukça keyifli ve faydalı geçti.Yaklaşık 300 kişi tarafından takip edilen etkinlik sonrasında, Fırat Üniversitesi ile önümüzdeki yıllarda daha sıkı bir şekilde iletişimde olma konusunda hemfikir olduk.Etkinliğin düzenlenmesinde katkısı bulunan herkese teşekkürlerimi borç biliyorum.Etkinlikten birkaç fotoğraf:

 

          

GhipGreen, Imagine Cup 2009 Türkiye Finalisti

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Mart 2009 20:15

Herkese selamlar,

Blogumu takip ediyorsanız önceki yazılarda Ramses 'e bir mesaj yolladığımı görmüşsünüzdür.O mektuptakileri gerçekleştirmek için ilk adımımızı attık.

Takımımız, GhipGreen,Imagine Cup 2009 Yazılım Tasarımı Türkiye yarı finalinde 20 ekip arasından ilk 7 ye kalarak, 17 Nisan 'da İstanbul 'da yapılacak olan Türkiye finallerine katılmaya hak kazandı.

Hedef tabii ki birinci olup Türkiye 'yi, Mısır 'da yapılacak olan Dünya Finallerinde temsil etmek. O da olacak inanıyorum =) Projemizin ne olduğu ile ilgili bilgiyi yakında sizinle paylaşacağım.

Şimdilik görüşmek üzere.

Alo Buyrun Benim..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 25. Ocak 2009 05:38

Aslan burcu erkeği ılımlı, zeki, sevecen, romantik ve pratik tavrıyla dikkat çeker. İkili ilişkilerde mükemmel bir partnerdir. Gururlu aslan burcu erkeği iltifatlardan ve övgülerden çok keyif alır. Ateş grubundan olduğu için sinirlendiğinde kızgınlığı patlama şeklinde cereyan eder. Kin tutmaz ve kızgınlığı gelip geçicidir.

Hareketli ve neşeli tavırlarıyla dost ortamlarının aranan ve vazgeçilmez kişilerindendir. Rahatına oldukça düşkündür ve lüksü sever. Gezmeyi, eğlenmeyi ve sosyal aktivitelerde bulunmayı çok sever.

Aslan burcu erkeği sorumluluk sahibidir ve işlerinde detaycıdır. Emir almaktan hoşlanmaz ve yönetmeyi sever. Çevresini kolaylıkla etkileyebilir ve popüler olur. Çevresiyle oldukça ilgilidir ve merhametli olduğu için de yakınlarının ve dostlarının dertleriyle ilgilenir. İyi bir dinleyici olan aslan burcu erkeği pratik çözümler üretmek konusunda kabiliyetlidir.

Aslan burcu erkeği dostane tavırları ve girişken yapısıyla çok fazla dost edinir. Romantiktir. Birini sevdiği zaman iyi bir aşık olur. Sadıktır. Evlilikten hoşlanır ve evine bağlıdır. Çocuklarına düşkün ve sevecen bir baba olur.

Aslan burcu erkeği iş konusunda fazlasıyla başarılıdır. Cömerttir, fakat her türlü kötü duruma karşı temkinlidir ve tasarrufu sever.

Biri beni gözetliyor..

Giulia Y Los Tellarini , Eusebio

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Ocak 2009 22:38

Ösebyo'ya,

Bu yazımda berezilya dizilerinden bahsetmeyi düşünmüyorum sayın seyirciler.Ama latin,hispanic,mediterrianic,trasatlantic,kimi zaman mmm bastic hello fantastic kıpır kıpır şeylerden bahsedicez.Yoksa bizim türkücü Ege'den mi bahsedeceksin dediğinizi duyar gibiyim.Hayır sakın sayın seyirciler bugün ispanyaya gidicez.Yepisyeni, 2008 model bir gruptan ve onların albümlerinden bahsedicez.Giulia Y Los Tellarini ve küçük bebeleri Ösebyo'dan.

  Grubun çok mükemmel ve çekici sesli solisti Giula Tellarini kalkıyor İtalya'lardan İspanya'lara gidiyor.Barcelona'da stüdyo stüdyo geziyor akordiyon çalışıyor falan bi gün kader ya işte grubun çalgıcılarıyla tanışıyor.Sonra biz bi grup yapalım diyorlar.Grubun adını da Giulia Y Los Tellarini koyuyorlar.Akşam yemeklerinde falan işte abi Jazz da olsun Latin de olsun ama Akdeniz ezgileri taşısın diyerek ortak bir noktada buluşuyorlar.Sonra Haziran ayının 24 ünde Eusebio adındaki albümlerini piyasaya sunuyorlar.

Adın kader olacağına kaderin kader olsun sayın seyirciler.Gün geliyor usta yönetmen Woody Allen bunların albümünden bikaç şarkı duyuyor.Hocam çok etkilendim falan derken "Vicky Cristina Barcelona" adlı filmine de bunların albümünden iki şarkı alıyor..Bende bu filmi izlerken soundtrack'ine haryan kalıyorum, hemen araştırıp albümü indiriyorum.

Albüm inanılmaz süper bir albüm.Bende inanılmaz süper bir Türkçe katledicisiyim farkındayım ama üslup işte.Albümde İspanyolca ağırlıklı 12 şarkı var.Biri Fransızca biri de İngilizce sözler içeren 2 şarkı da var.Akdeniz kokusu var.Hemen dinleyesiniz diye size Last Fm linkini de veriyorum. Buradan 

Sayın seyirciler ben birşeyin kötü olduğunu düşünsem size önerir miyim?Bence önermem.Sizin de önermezsin dediğinizi duyar gibi oluyorum.Ayrıca olmuş diyor, 10 üzerinden 10 veriyorum.Yeni albümleri de sabırsızlıkla..

 

Vuslata Beş Kala

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 11. Ocak 2009 00:10

Finallere beş kala bu yazıyı yazıyor olmam, bu yazının ana temasını oluşturuyor.

Ne kadar gereksiz davranış varsa sergiliyorum.Tam konsantre oluyorum çalışmaya -çalışmaya başlayalı 10 dk olmuş mesela- aklıma saçma sapan bişey geliyor.Mesela bi boğazlı kazağım vardı uzun zamandır giymiyodum, onu denedim geçen.Bugün tam 1 saat Youtube'da Shaq videoları izledim.Daha önce Shaq'a dair bi videoyu Youtube'da izlediğimi hatırlamıyorum.Gereksiz yere içilen sular, gereksiz verilen wc molaları,gereksiz yere girilen facebooklar,msnler ve nice vakit geçirme aktiviteleri.Girişte de dediğim gibi bu yazıyı da belki vakit geçirmek,ders çalışmamak için yazıyorum.

Affedin beni..

Bu Nasıl Rüya?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 29. Aralık 2008 22:58

Şimdi Harold and Kumar Escape from Guantanamo Bay diye bi film var baya güzel, öncelikle bunu izleyin.3-4 gibi bitti film yattım.Nasıl ilginç bi rüya anlatamam.Birisi var yanımda hatırlamıyorum kim olduğunu, cafe gibi bi yerdeyiz.O kişiyi kendin olarak hayal edebilirsin.Herneyse..Erol Köse'nin şişmanı ve gözlüklüsünü hayal et.Karşımızda o var.Sanırım biz oraya arkadaşımın sesini beğendirmek ve ona albüm yaptırmak için gitmişiz.Arkadaşa oku bakalım cemşit diyor ki cemşit dememiştir muhtemelen.Cemşit şarkısını okuduktan sonra,Erol Kösemsi bi olmamış yüz ifadesi atıyor.Üzülüyor çocuk.Sonra bende durduk yere giriyorum olaya ama o cafeye gidiş amacımda kesinlikle albüm yaptırmak,arkadaşımı satmak fln değil.Birden oluyor.

 

"Kim bu gözlerindekii yab-ancı,Yaralar be-ni yüreğimden" şeklinde gidiyorum urfa accent'ıyla, ama sevgili okur nasıl gidiyorum görmelisiniz.Adeta bir İbrahim Tatlıseks havasında gidiyorum.Neyse şarkı bitiyor ama benim amaç işte hala albüm fln değil,öyle bi beklentim yok.Kösemsi "geceliği 3 bin ytl den başlamak ister misin?" diyor.Benimde, "abi 3 bin değil bedavaya bile söylerim ama bu işin eğitimini almam lazım "gibi saçmasapan bi cümle ettiğimi çok iyi hatırlıyorum.Sonra işte o da olmaz yılbaşında Mola Hotel 'de sahneye çıkıyorsun,ekibi ben ayarlayacağım diyor.  

Sonra rüya bitti işte ben bi şoktayım uyandım, lan gerçekmi dercesine.deli dumrul oldum bi havalardayım.Sabah evde söylüyorum şarkıyı annem de beğendi sesimi,eğitim alsan olabilir aslında dedi.Bilmiyorum aklım çok karışık sevgili okur.Bi demo yapsam mı diyorum.Yardımcı ol..

 

MSP Days

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 24. Aralık 2008 04:28

Mobil Teknolojiler ve uygulama geliştirme konusu ile konuşmacı olarak katılacağım, Microsoft Türkiye tarafından seçilen 2008-2009 Yılı Microsoft Student Partnerları tarafından hazırlanan MSP Days ile teknoloji dolu 2 gün geçirmeye hazır mıyız?o zaman eller havaya =))
27-28 Aralık 2008 tarihlerinde Çankaya Üniversitesi'nin Konferans Salonu'nda düzenlenecek olan MSP Days sizleri bekliyor. MSP'ler tarafından verilecek 45'er dakikalık seminerler ile teknolojilere daha yakından bakma fırsatını ve MSP'lere sorularınızı yöneltme fırsatını bulacaksınız. Peki bu 2 Günde hangi konular hakkında yeni birşeyler öğrenebilirim diyorsanız?...

* Facebook Uygulaması Geliştirme
* Robotics Developer Studio
* XNA Game Studio 3.0
* Güvenlik v e Yönetim
* Live mesh Servisi
* Touchless SDK
* Photosynth
* SharePoint
* IronPython
* Imagine Cup
* Windows Azure
* Windows Mobile
* Internet explorer 8.0
* .net Compact Framework 3.5
* ASP.Net'te Navigasyon Kontrolleri

                                                                                                                                                             Detaylı Bilgi İçin Tıklayınız...

Etiketler:

Teknik

Avrupa Birliği, Türkiye ve Bir Soru: Neden?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Kasım 2008 23:44

Tarih: 22 Haziran 1993 Yer:Kopenhag,Avrupa Birliği'ne aday ülkelerin ,AB'ye alım kriterlerleri belirleniyor.

Bu tarihlerde ben Romanya'da yaşıyordum (2 yıl kadar).Henüz 6 yaşında olsamda politikadan anlıyordum diye devam etmeyeceğim tabii ki.Fakat etrafımda ne var ne yok,insanlar nasıl giyiniyor,açlık varlık seviyesi vs. gibi konuların az çok farkındaydım.Romanya'nın o dönemlerde Türkiye'nin 20 yıl gerisinde olduğu herkesçe biliniyor ve rahatlıkla ifade edilebiliyordu.Halk, Nicolae Ceausescu 'nun diktatörlük döneminden demokrasiye geçiş yapıyordu.Fakirdiler,Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar...

Tarih: 1 Ocak 2007

Romanya ve Bulgaristan Avrupa Birliği'ne tam üye oluyordu.Peki 14 yılda ne,ne kadar değişiyordu da Romanya, Türkiye'nin 20-30 yıl gerisindeyken, 35 yıl -Müzakere sürecimizi de düşünürsek (35 + x) yıl- önüne geçiyordu?Dikdatörlükten demokrasiye 18 yılda nasıl ve ne kadar adapte olabiliyordu (Nicolae Ceausescu ,1989 yılında kurşuna dizilmiştir.)?Halk fakirlikten nasıl bu kadar çabuk sıyrılabiliyordu ve tüm bunlar gözümüzün önünde cereyan ederken,demokrasi ile tanışmasının üzerinden 85 yıl geçmiş olan Türkiye, neden hala ucu açık olarak değerlendirebileceğimiz bir müzakere süreci ile karşı karşıya bırakılıyordu?

Günümüzde Türkiye, Romanya,Bulgaristan,Slovakya gibi ülkelerden kesinlikle geride değil.Hatta birçok alanda daha ileride.Peki eksiklerimiz yok mu? Var tabii ki.

AB'nin bizden üye olabilmemiz için şart koştuğu konuların içerisinde de var bu eksikliklerimiz.Fakat biraz detaya indiğimizde pek de kabul edilebilir cinsten istekler olmadıklarını görüyoruz. 

Kıbrıs meselesi..2006 yılında tavrını birleşmeden yana koyan Türkiye ve KKTC değil miydi?Güney Kıbrıs Rum Yönetimi birleşmeye hayır demedi mi?Bu bölünmüşlüğe rağmen Güney Kıbrıs'ı bu haliyle AB'ye alan AB Ülkeleri değil miydi?Gördüğümüz gibi çözümü sunan ve birleşmeden yana tavır koyan Türk Halkı olurken yine cezalandırılan Türk Halkı oluyor.Peki hala bizden istenen nedir?Terketmek mi?

301. Madde,Demokrasi..Meşhur 301. madde ,"Türklüğü, cumhuriyeti veya Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni alenen asagilayan kisi, 6 aydan 3 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türkiye Cumhuriyeti hükûmetini, devletin yargi organlarini, askerî veya emniyet teskilatini alenen asagilayan kisi, 6 aydan 2 yila kadar hapis cezasi ile cezalandirilir. Türklügü asagilamanin yabanci bir ülkede bir Türk vatandasi tarafindan islenmesi halinde, verilecek ceza üçte bir oraninda artirilir. Elestiri amaciyla yapilan düsünce açiklamalari suç olusturmaz."

301. maddeyi kaldırmamızı veya değiştirmemizi isteyen AB'nin pek değerli üyesi Fransa kendi ülkesi ve halkı ile yakından uzaktan ilgisi olmayan "Sözde Ermeni Soykırımı" 'nı tanımadığını kendi ülke sınırları içerisinde belirten kişilere , AB'nin "Demokrasi" ve "Düşünce Özgürlüğü" savunuculuğunu yaparken,nasıl oluyor da yasal prosedür uygulayabiliyor?

Türkiye'de azınlık hakları başlığı..Çok önemli bir başlık.Kesinlikle savunucusuyum.Herkes istediği gibi ibadet edebilmeli,istediği geleneklerini yaşatabilmeli,dernek,parti vs kurabilmeli.Türkiye'den, AB yolunda isteği bu AB'nin.

Peki kendi üyeleri uyguluyor mu?Yunanistan'da,Bulgaristan'da,Avusturya'da,Almanya'da,Fransa'da Türkler,İspanya'da Katalanlar,Yine Fransa'da Araplar tüm azınlık haklarına sahipler mi?Yanıt kesinlikle hayır.

Türkiye'den düzeltilmesi istenilen bu konular, AB'ye kabul kapsamında, kabul edilebilir istekler değil.Çifte standart kokuyor.

Birçok kriteri tam olarak gerçekleştirememiş onca ülke AB'ye alınırken,neden Türkiye'ye hala "Özel Statü" teklif ediliyor veya ucu açık müzakereler gündenme geliyor?

Bunun nedeni bence Hristiyan bir ülke olmamamız ve kültür farklılığımız.

Öyle bir ülke düşünün ki,Ekonomisi Dünya'nın 15. büyük,Avrupa'nın 5. büyük ekonomisi (bkz),öyle bir ülke düşünün ki 2 kıtayı birleştiriyor,üç tarafı denizlerle çevrili,öyle bir ülke düşünün ki çevresinde hertürlü enerji kaynağı var.Böyle bir ülkeyi AB neden kendi  bünyesine katıp büyümek istemiyor? Ya da kendi içine almadan,kendi kaynaklarından faydalandırmadan bünyesine kattı da haberimiz mi yok ?!?

Dünya üzerinde bitmeyen savaşlara baktığımızda,Yahudi-Müslüman ve Hristiyan-Müslüman savaşları hep ön planda.Daha 50 yıl önce birbirlerinin üzerine bomba yağdırıp savaşanlar bugün sıkı fıkı dost oluyorlar.AB zirvelerinde kolkola geziyorlar.Dünya politikalarını,sanki 50 yıl önce savaşmamışlar,milyonları öldürmemişler gibi belirleyebiliyorlar.Fakat bu savaşta taraf belirtmemiş Türkiye onlar için hiçbir zaman dost bir ülke olamıyor.

Türkiye'nin AB'ye alınmayışının,belki de onların açısından "Alınamayışının" nedeni, belirttikleri,bizden gerçekleştirmemizi istedikleri ve henüz gerçekleştiremediğimiz(!) kriterler değil.Ne ekonomik,ne demokratik..

Neden çok açık,farklı din ve farklı kültür.Avrupa bundan korkuyor. 

Kendinize iyi bakın.Görüşmek üzere..

Mısır Günlükleri..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Kasım 2008 03:15

Sevgili Ramses Amca,  

Uzun zamandır ziyaretine gelemedik.Yaklaşık 21 yıl oldu.Bu yaz 3 arkadaşımla birlikte ziyaretine gelmek istiyoruz.Temmuz gibi gelmeyi düşünüyoruz bi aksilik olmazsa.Gelmemiz için 22 deveye hendek atlatmamız gerekiyor.Yaparsınız dediğini duyar gibiyim,bende aynı fikirdeyim sevgili amcacığım.Bu 2 hafta develeri biraz boş bıraktık ama,merak etmeyesin.Deve demişken geldiğimizde bizi develere bindirirsin değil mi?Hep merak etmişimdir çölde o hızla yol almayı.  

Bizleri sorarsan iyiyiz.Arkadaşlarımın selamları var.Onlarda seni çok seviyorlar,yazın seni ziyaret etmek için sabırsızlanıyorlar.Takımımıza isim bulamadık henüz,senin bir fikrin varsa söyler misin?

Sevgili Amcacığım,bundan sonra sana daha sık yazmaya çalışacağım.Kendine çok iyi bak.Nefertari Yengeme selamlar.

Yeğenin.  

 

   

Sonsuz Olmayan Mavi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Kasım 2008 01:08

Okyanusta,

İki kürek,bir kayık.Gitmek.Varmaya çalışmak.Varmaya çalıştığın yerin gerçekten varmaya çalıştığın yer olup olmadığını bilmeden gitmek.Zaman zaman fikir değiştirmek.Yine de varmaya çalışmak.

Zaman zaman saçma kararlar alıp,adanın sağda,adanın solda,adanın karşıda olduğunu düşünmek.Kimi zaman arkada.Daireler çizmek,gittiğini düşündüğün yerin varolduğun yer olduğunu öğrenmek,belki de öğrenememek.

Yine de okyanusun çölleşip,serap şeklinde beyinini kandırması.Ümidini kaybetmek,doğan bir güneşle ümitlenmek.

Aramak,aramak.

Belki bulmak,belki bulamamak...

Etiketler:

Hayat

Kelimeler tükendi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 20. Ekim 2008 23:49
...

Etiketler:

Imagine Cup 2009 ve Dreamspark Tanıtım Etkinliği

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 8. Ekim 2008 02:13

Imagine Cup 2009 Öğrenci yarışması ve DreamSpark programını tanıtacağımız etkinliğin detaylarına buradan ulaşabilirsiniz.  

MSP olarak ilk ciddi sunumum olacak olan olacak olan Imagine Cup 2009 ve DreamSpark tanıtım etkinliğine herkesi bekliyorum =))

Tarih : 9 Ekim, Perşembe
Saat  : 10.45
Yer    : Gazi Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Akademi Salonu

Buradaydım..İnternet Belgeseli - 56k Dönemi

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 28. Eylül 2008 22:26
   2000 yılıydı.8. sınıftaydım.Bilgisayar da bilgisayar diye tutturduğum yıllar.Ne çabuk geçti..3-5 arkadaşımın evinde,salonun baş köşesinde bulunan ve cazibesiyle beni benden alan,rüyalarıma giren o aletten bende istiyordum.Babamın işyerindeki,fi tarihinden kalma bilgisayarlarda mario,mayın tarlası vs. oynamaktan sıkılmıştım artık.2-3 ay süren uzuuun araştırmalar sonucu ,25 Mart 2000'de kavuştum Pentium 3 - 500 Mhz bilgisayarıma.Arkadaşlardan aldığım Fifa,Roller Coaster,NBA tarzı oyunları yükledim hemen.1-2 ay deliler gibi başından kalkmadım oyunların.Fakat sanki sıkılmaya başlamıştım..Oyunlardan sıkılıyordum,farklı bir tat farklı bir doku lazımdı..

Banu Alkan'ı gördüm TV'de..IXIR internet paketi vardı o zamanlar bilmem hatırlar mısınız...Kontörlü(saatli) internet =).reklamdan çok etkilendim (!),babama açtım konuyu (Banu Alkan'ı değil=)).Biraz bu olayın gereksizliğinden bahsetti.Bende can alıcı nokta olan "Derslerime büyük katkısı olacak" noktasından girince,aylık 10 saatlik paketten aldık bir tane.Efendim bildiğiniz üzere o dönemde hem internet paketine para veriyorduk hem telefona.Yani 10 saat bile ciddi bir maliyetti.İnternetle ilk tanışmam özetle bu şekilde oldu(56 k viiioooowwwziyubiyuuuummmbiiii şeklinde sesle birlikte).İndirdiğim ilk mp3 hiç unutmam Candan Erçetin'den "Unut Sevme Beni" idi.Yaklaşık 3-4 kbps 'lık indirme hızıyla 15-20 dk gibi bir sürede iniyordu o zamanlar mp3'ler.Teyy tey.Bu şarkıyı ne zaman duysam gözlerim dolu dolu olur.O yıllara giderim.  

Fakat belli bir süre sonra aylık 10 saatin bana yetmediğini anlamaya başladım ve 145 e geçtim.Bu geçiş biraz yasadışı (nedenini bilenler muhakkak vardır!) oldu,fakat maliyeti cidden epey düşürdü.Ayrıca 10 saat gibi bir sınırda yoktu.145 'e geçmemin 1. ay dönümünu 33 milyon küsür binlik telefon faturasıyla ve babamın elinde bir adet makasla kutladım..

Devam Edecek...

Etiketler: ,

Hayat

MSP 2008-2009 Kick-Off 'un ardından..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 18. Eylül 2008 01:22

2008-2009 yılı Microsoft Student Partner Kick-Off buluşması sona erdi.45 MSP 'nin katıldığı toplantı 2 gün sürdü.İlk gün Microsoft Beşiktaş ofisindeydik.Ağırlıklı olarak Microsoft Teknolojileri ile ilgili eğitim ve söyleşilere katıldık.MSP olarak neler yapmamız gerektiği konusunda bilgilendirildik.Günün sonunda Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Cemal Akyel bize tecrübelerini aktardı.
Birinci gün seminerlerlerinden sonra hep beraber Barboros bulvarında bir restoranta gittik.Daha sonra vapurla Anadolu Yakasına geçtik.Kız Kulesi karşısında çayımızı içtik epey muhabbet ettik.Sonrasında tekrar otelimize geçtik.Otelde de gırgır şamata yaptıktan sonra 4 gibi yattık.
Yaklaşık 3-4 saat sonra(1) uyandık ve bu sefer İstiklal Caddesi'ndeki "Turkcell Akademi" binasına geçtik.ilk olarak "gnctrkcll" ile ilgili bir söyleşi yaptık ve açıkçası epey eğlenceliydi =))Öğle yemeğinden sonra Mehmet Nuri Çankaya bize "Beden Dili" ile ilgili bir eğitim verdi.MSP Kickoff 'ta beni en çok etkileyen eğitim Nuri Hocam'ın eğitimi oldu.Daha sonrasında Daron Yöndem'in Silverlight ve MVP söyleşisi vardı ki,oldukça "eğlenceliydi"(2).Son olarak ise Microsoft Türkiye Akademik Programlar Yöneticisi Mehmet Tunçkanat ile organizasyon ile ilgili ve MSP olarak yapacaklarımız hakkında konuştuk.

Kickoff 'ta birçok arkadaş edindik.En önemli noktaların birisi de buydu.Hep beraber güzel vakit geçirdiğimizi düşünüyorum.2 gün içinde "tanışamadığım"(3) arkadaşlarla da Şubat ayında tanışmayı umut ediyorum. =)

2 Gün gerçekten çok çabuk geçti.Gönül isterdi ki 22 gün sürsün,olmadı..Artık şubat ayına kadar bölgesel toplantılar yapacağız.Bu toplantılar da eminim oldukça keyifli geçecektir.

Bu arada İstanbula gittiğim ilk gece(Pazar gecesi) de oldukça güzeldi.Önce Ortaköy'de oturduk boğazı seyrettik,sonra Bebek,Bebek sahili ..

İşte böyle geldi geçti Kickoff.Şimdi dört gözle Şubat'ı bekliyorum =)

(1)Sanırım 3 günde toplam 8 saat uyudum..
(2)Hehehe,eğlenceli lafını pek sevmiyor ama öyle =))
(3)Teknik aksaklıklar sebebiyle..

KOQX Internet Blues Radio

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 12. Eylül 2008 03:31

Bir sevdadır blues Amerika yollarında..Bir hayaldir Arizona dağlarında..Bir öyküdür Manhattan sokaklarında..söylendikçe dinlenen,dinlendikçe dillenen.

O blues ki Ray Charles ile gönlümüzü fethetmiş,BB King ile aynı gönülün telllerini sızlatmış,Blues Brothers ile gözlere gözlük olmuş,Aretha Franklin ile düşünmeye itmiş.. Ergenlikten çıkmamıza yardım etmiş,dertlerimizden arındırırken dert vermiş..  

O blues ki mp3 hedesinden dolayı adsl kotalarını tüketip sınırsıza geçmeye neden olmuş,bilgisayarlarda binlerce "cigawoyt" yer kaplamış,kulaklıkların erimesine sebep olmuş.

Evet şimdi blues KOQX 'te..

Koqx Blues Radio,San Jose..(Jingle)

Microsoft DreamSpark Gazi Üniversitesi'nde

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 8. Eylül 2008 00:22

Efendim bu müjdeyi verirken ne kadar büyük keyif alıyorum anlatamam.Microsoft DreamSpark Gazi Üniversitesi'nde.Peki DreamSpark nedir?

Microsoft DreamSpark, Dünya'nın üzerinde sayılı ülkelerin, lise ve üniversite öğrencilerinin, ücretsiz olarak en yeni Microsoft geliştirme,tasarım araçları ve Microsoft platformlarını kullanabildiği bir program. 

Bugün Üniversitemizin öğrenci bilgi sayfasına girdiğimde sol üstte logosuyla beni selamlayan DreamSpark'ın kullanımı üniversitemizde test aşamasında.Fakat en kısa sürede sorunsuz bir şekilde hayata geçireleceğinden şüpheniz olmasın.Peki DreamSpark ile hangi yazılımları ücretsiz,lisanslı olarak kullanabileceğiz?

*Microsoft Visual Studio 2008 Professional Edition  
*XNA Game Studio 2.0  
*Microsoft Expression Studio  
*Windows Server 2003 Standart Edition  
*SQL Server 2005 Developer Edition  
*Microsoft Virtual PC  
*Microsoft Visual Studio 2005 Professional Edition  
*Microsoft Visual C++ 2005 Express Edition  
*Microsoft Visual Basic 2005 Express Edition  
*Microsoft Visual C# 2005 Express Edition  
*Microsoft Visual J# 2005 Express Edition  
   
 
 

Bu güzel haberle ilgili detaylı bilgileri (Nasıl üye olunacağı,Yazılımların nasıl indirilip kullanılacağı vb.) yakın zamandan sizinle paylaşacağım.Şimdilik görüşmek üzere..

Global Ekmek Fırınları..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 6. Eylül 2008 01:20

Ülkemizde ekmeğin kutsallığının ne derece önemli olduğunu tartışmaya gerek yok sanırım.Kimse arkadaşının ananasın üstüne basmasından sonra arkadaşına, "Ananasa basma günaha girersin" diyeceğini zannetmiyorum.Ya da yere düşen bir mangonun üç kere öpülüp başa konması gibi bir vakaya rastlanmışmıdır anadolu da,sanmıyorum (mangonun yere düşmesi de ne olur ama?!?)..Neden böyle tropik meyvelerden örnek verdim onu hiç bilmiyorum.Belki de bize uzak olduğu için =))

Demem o ki her kültürün kendine has "has"ları var ve o hasların herbirinin bir özelliği,bir hikayesi var.Gelecek mi? "Globalization" 'la birlikte gelecekte "Hamburger" dünya geneli için kutsal olacak,görüntü o yönde..Bugüne tekrar dönersek,bakalım bir babanın kızını Gökhan'a,Pedro'ya,Peter'a,Alexander'a vermesi için o gençlerin 40 Fırın ne yemesi gerekiyormuş?

ABD'li  40 Fırın Hamburger   
Arjantin'li 40 Fırın Biftek  
Arnavutluk'lu 40 Fırın Arnavut Ciğeri  
Belçika'lı 40 Fırın Brüksel Lahanası  
Bosna'lı 40 Fırın Cevab Cici  
Brezilya'lı 40 Fırın Kahve  
Çek 40 Fırın Pilsener Birası  
Ekvator'lu 40 Fırın Muz  
Fransız 40 Fırın Şarap  
Japon 40 Fırın Sushi  

İsviçre'li

40 Fırın Çikolata  
İtalyan 40 Fırın Pizza  
Kanada'lı 40 Fırın Balık  
Meksika'lı 40 Fırın Domates  
Nijerya'lı 40 Fırın Kakao  
Suudi Arabistan'lı 40 Fırın Hurma  
Türk 40 Fırın Ekmek  
Yunan 40 Fırın Zeytin  
 
 
   

Asp.NET Ziyaretçi IP 'si alma

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 4. Eylül 2008 02:38

Bu yazımda Asp.NET ile oluşturduğunuz websitenize giren kullanıcıların IP lerini nasıl alacağınız konusunda size yardım etmeye çalışacağım..Öncelikle Yeni bir C# Asp.NET  projesi açıyoruz(Kodları rahatlıkla vb ye çevirebilirsiniz..).Solution Explorer'da beliren Default.aspx 'e çift tılayarak "Design" görünümüne geçiyoruz.Toolbox'tan bir adet "Label"'ı sürükleyip design view in içine bırakıyoruz.Label'ın ID 'si otomatik olarak Label1 gelecektir,bu şekilde bırakıyoruz.Daha sonra Design 'da boş bir alana sağ tıklayarak "View Code" diyoruz.Açılan kod sayfasında;

protected void Page_Load(object sender, EventArgs e){  }

üstteki kod parçacığını buluyoruz ve kıvırcık parantezler arasına aşağıdaki kodu yazıyoruz.. 

        string ZiyaretciIPsi = "";     
        if (HttpContext.Current.Request.ServerVariables["HTTP_X_FORWARDED_FOR"] != null)
        {
            ZiyaretciIPsi = HttpContext.Current.Request.ServerVariables["HTTP_X_FORWARDED_FOR"].ToString();
        }
        else
            if
            (HttpContext.Current.Request.UserHostAddress.Length != 0)
            {
                ZiyaretciIPsi = HttpContext.Current.Request.UserHostAddress;
            }

        Label1.Text = ZiyaretciIPsi;

F5 ile Projemizi Debug ettiğimizde Label'da local olan 127.0.0.1 gözükecektir.Bu sizin makinanızın IP 'sidir.Projenizin istediğiniz kısmına bu kodu ekledikten sonra host ettiğinizde,Ziyaretçilerinizin IP'lerini rahatlıkla veritabanınıza yazabilirsiniz ya da kendisine gösterebilirsiniz.

Umarım faydalı olmuştur...Şimdilik görüşmek üzere...

Etiketler: , ,

Teknik

Geçmişten Top 10 Kusurlu Hareket..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 2. Eylül 2008 00:32

10-Analog fotoğraf makinalarında flashta elini unutmak 

9-Casio Chrono F-91w Water Resist saatin 3 düğmesine birden basmak

8-1001 emekle kazanılan taso,futbolcu kartı gibi edevatların anne tarafından lüzumsuz görülüp atılması

7-Kral TV'den kız/erkek arkadaşa Hakan Peker 'den "Unutmadım seni unutamadım,İçimdeki bu aşkı yokedemedim" tarzı şarkılar dinletmek

6-Kırmızı bayrak kuralların benden olması

5-"Maraba Televole" dedikten sonra kahkaha atmak

4-Atari kaseti çalışmayınca,içini kolonya ile silmek

3-56K Modem ile internete girince suçluluk hissetmek

2-İlkokul/Ortaokul'da Power Rangers'tan harhangi bir "Ranger" olmak

1-Bu sene soruları Tübitak'ın hazırlaması

Microsoft Student Partner

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Eylül 2008 23:29

Herkese Merhaba,

Geçen cuma açıklanan 2008-2009 yılı Microsoft Student Partner'ları arasına girmiş olmanın verdiği mutlulukla yazıma başlıyorum.Öncelikle MSP programı ile ilgili biraz açıklama yapmak istiyorum:

Microsoft’un akademik dünyaya yönelik yürüttüğü çalışmaların öğrencilere akatarılabilmesine katkıda bulunmak; MSP olarak kendisine yöneltilen yazılı ve sözlü soruları, gerekiyorsa araştırma yaparak, doğru ve etkin şekilde yanıtlamak; Microsoft teknolojilerinin ve akademik programların bilinirliğinin artmasına yönelik seminer, eğitim, çalıştay vb. etkinlikler düzenleyerek öğrencilerin aktif katılımının sağlanması için gerekli alt çalışmaları planlamak, organize etmek ve gerçekleştirmek; bölüm derslerinde Microsoft ve akademisyenlerle ilgili olası işbirliği çalışmalarına yardımcı/yönlendirici olmak; öğrenci kulüpleriyle iletişim halinde olarak çift taraflı koordinasyona katkıda bulunmak; www.msakademik.net Akademik Yazılım Geliştiriciler topluluk sitesine makale, içerik sağlamak ve/veya sağlayabilecek kişileri belirleyerek gerekli yönlendirmeyi yapmak; kişisel websitesi/blog tutarak bilgi paylaşımına aktif katkı sağlamak; bu ve benzeri çalışmalar için belirli bir zamanını gönüllü olarak ayırmak.

Bu sene Türkiye'nin çeşitli üniversitelerinden yaklaşık 50 öğrencinin seçildiği organizasyonun ilk toplantısı yakın bir tarihte yapılacak.İleriki zamanlarda sizinle daha çok bilgi paylaşacağım.

Microsoft Yaz Okulu'ndan birkaç foto ile veda edelim şimdilik o zaman..

 

Ölene Kadar..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 28. Ağustos 2008 00:52
 

Küçük yaşta çıkmaya karar verdiğimiz yolda sırtımıza aldığımız bir çantaydı Galatasaray.İçine umutlarımızı, tutkularımızı, sevgilerimizi koyduk. Taşımaktan hiç yorulmadık, gocunmadık. Zaman zaman ağırlaştığı, sırtımızı kamburlaştırdığı da oldu ama görmezden gelecektik artık.Yola birlikte çıkmışsak, sonunu da birlikte getirecektik....Yola çıkmaya yemin ettiğimiz o gün göğsümüzden armamızı, üzerimizden de parçalı formamızı eksik etmedik biz.

...ve yola çıkmaya yemin ettiğimiz o gün sahip olduğumuz tek şey bunlardı. bunlarla yeteri kadar mutluyduk biz. başka da hiçbir beklentimiz olmadı. Sadece sevdik. Hem de çok!

 Kaynak:Ekşisözlük

 

Etiketler:

Microsoft Yaz Okulu 2008 Sonu ve Proje

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 22. Ağustos 2008 23:52

1 ay süren Microsoft Yaz Okulu'nun sonuna geldik..Nasıl geçti?Şahane..Eğitim,Gelecek,Eğitmenler,Arkadaşlık,Oyun,Pasta,Börek..Herşey harikaydı.İlk günler baş gösteren sıkılganlık,çekingenlik,haremlik selamlık 1.hafta dolmadan zaten son bulmuştu.son 3 hafta yer yer eğitimle,yer yer insane (kitleleri peşinden sürükleyen oyun),yer yer bowling kaçamaklarıyla geçti.Evet bugün bitti.Bittiğine üzüldüm diyebilirim..

Bugün,yani son gün,son 3-4 gündür uğraştığımız projemizi sunduk..Projenin üç ayağı vardı:Windows,Web ve Mobile.Kamyoncunun GPS'inden nerede olduğu bilgisinin müşteri ve satıcıya gönderildiği bir projeydi.Demoyu göstermede GPS'imiz olmadığı için sıkıntı yaşasakta bir şekilde sunumumuzu yaptık.

Projeler içinde henüz yayında olmayan www.microsoftyazokulu.com 'da vardı.yakında faaliyete girecek sitede,yaz okulu mezunları tekrar bir araya gelebilecek.Dört gözle bekliyoruz.

Diğer bir proje ise yayına konulan www.haberharitasi.net  .Tolgay ve Deniz'in projeleri de çok hoştu.

Birinci proje ise XNA Game Development Studio kullanılarak modifiye edilmiş olan bir oyundu.Oyunun eski adı muhtemelen Need For Speed tarzı birşeydi.Fakat bizim gençler oyunun adını "Bas Gaza" yapıp araba hareket ederken de yine "Bas Gaza" şarkısını çalarak bizim ve Nuri Çankaya'nın gönlünü fethetmeyi başardılar.Helal olsun dedik kendilerine,koptuk.. :))

Biz kaçıncı mı olduk?Sonuncu olmadık,öyle diyeyim :))

Yakında yaz okulundan birkaç fotoyu paylaşacağım.

Şimdilik görüşmek üzere..

Telerik Development Suite Üzerine..

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 19. Ağustos 2008 21:18

Son yıllarda yazılım alanında yükselen dallardan birisi ve bence en başta geleni görsellik.Görselliğin verdiği o hazla birçok firma bu alanda yazılımlar geliştirmeye başladı.
Telerik'te bunlardan bir tanesi.
.NET üzerindeki toolları gerek görsel olarak gerekse içerik olarak geliştirme odaklı çalışan Telerik,AJAX ve JavaScript'ten sonuna kadar faydalanıyor.
Windows Form ve Web Applications üzerine çok başarılı tool'lar geliştiren Telerik, bu ürünlerini tek tek veya bir bütün halinde satıyor.

Bu toolların 30 günlük deneme sürümüne http://www.telerik.com/ adresinden erişebilirsiniz.

Görüşmek Üzere..

Etiketler: ,

Teknik

gokhanbesler.com yayında

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 16. Ağustos 2008 23:21

printf("Hello World");

Uzun uğraşlar sonucu websitem yayında.Yazıcam bol bol,sizde okursunuz umarım :)

Bundan önceki yazılarıma da buradan erişebileceksiniz..

Galaksiye hayırlı uğurlu olsun..

Etiketler:

Cuil mi,O da ne?

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 9. Ağustos 2008 00:57
www.cuil.com
google'dan ayrılan bi grup çalışanın kurduğu cuil'in adını bugünlerde sık sık duymaya başladık..
sayfayı ilk açtığımızda siyah bir fontun üstünde cuil yazısı ve onun hemen altında arama textbox u karşılıyor bizi.ilk olarak şunu söylemeliyim,google'ın o beyaz arayüzüne alışmışım ki,cuil'in tasarımını biraz yadırgadı gözlerim..
methini duymuştum cuil'in.özellikle index yapısının çok başarılı olduğundan bahsediliyorudu..
"Search 121,617,892,992 web pages" yazısını da görünce hadi bakalım görelim dedim.ilk arattığım şey kendi adımdı.
sonuç:malesef başarısız.tırnak içinde "gökhan besler" google bana 30 a yakın kayıt getirirken,cuil sadece 1 kayıt getirdi.
Bu bir sorundu.
"Gökhan Besler" 'e ise 8 sonuç getirdi.Bunların 6 tanesinde adım bile geçmiyordu.
bu bir başka sorundu..
son olarak ise cuil'de "google" ve "cuil" kelimelerini arattırdım.ikisinde de sonuç 16000 küsür çıktı ve cuil'de arama yapma maceramı bir süreliğine sonlandırmaya karar verdim..
Peki cuil arama motoru google kadar iyi olabilir mi?
bunu ilerleyen yıllarda göreceğiz..
google'ın pazardaki tekeli şimdilik pek kırılacakmış gibi gözükmüyor.
cuil'in google'a rakip olabilmesi için,deyim yerindeyse 40 fırın ekmek yemesi gerekiyor..
şimdilik cuil'e veda ediyor,gelecek bir tarihte kendisiyle tekrar görüşmeyi ümit ediyorum..

Etiketler: ,

Teknik

Yaz Okulu ve Kaynaşım

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 5. Ağustos 2008 00:56
7. iş gününde sanırım iyice kaynaştık.
Burak sarıca 2 gündür ASP .NET anlatıyor herşey yolunda.Verim had safhada.
Bilgilerimi tazeleme ve yeni şeyler öğrenme fırsatı buluyorum.
Bugün çıkışta hep beraber bowlinge gittik.
Çok iyiydi.Burak hocanın takım 1. oldu..
MSP arifesi yenilmek zorundaydık :))))
Şaka bir yana herşey çok iyi gidiyor.
Yarın AJAX ve SharePoint..
Görüşmek Üzere..

Hayvanat!

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 4. Ağustos 2008 00:43

Deveye sormuşlar: "boynun neden eğri?" diye, "nerem doğru ki?" demiş.
Eşeğe sormuşlar: “Bugün yolculuk nereye?”, “Onu ben bilmem sopa bilir" demiş.
Ayıya sormuşlar: "Ensen neden kalın?", "Kendi işimi kendim görürüm" demiş.

soruyorum, allah aşkına ne bu şimdi??..ne kadar aşağılayıcı,ne kadar küçük düşürücü..
çok merak ediyorum;

1)Bu soruları kim veya kimler sormuş.yani bir duyum,bir rivayet mi,yoksa gerçekten bir grup psikopat yıllar yılı kasıp hayvanlarla nasıl konuşulacağını mı öğrenmiş..

2)Peki konuşmayı öğrendiniz.Müthiş...Lan hayvandan bişeyler kapmaya çalışsana.
sahrada karşılaştığın bi deveye şehir ne tarafta diye sor.depremin ne zmn olacağını sor,sevgilim sence beni neden terkettiye kadar gidebilecek soru yumağını oluştur. o kadar "hayvanca" öğrenmişsin hayvanların fiziksel özellikleri veya ruhsal davranışları ile dalga geçiyosun.yakıştı mı o kadar bilimsel olaya.baştan tükür suratına hayvanın daha iyi.hiç kasma di mi..soruyorum bende o zaman, latincede kompilexux being down diye geçen aşağılık kompleksitisine mi sahipsin?
cevap ver..

3)Hadi bizimkiler böyle bi mallık yaptılar.yılların bilimsel araştırmalarını fln bu tarz sorularla çarçur ettiler.Bre hayvan sen niye türünü iyi temsil etmiyorsun?..
adam sana sormuş,"boynun neden eğri"? hemen yapıştır cevabı.ne biliim
"Sonunu düşünen kahraman olamaz" gibi karizmatik cevaplar ver.sen bi kere kendini aşağılıyosun.ayrıca sen deve alemini temsil ediyosun orda.sana bi soru soruluyo..
soran kişi arkadaşın değil..insan!dalga geçilecek bi pozisyon yok yani..hiç konuşmadığın,konuşamadığın,yıllaryılı üstünde taşıdığın insan.sıra sende,öyle bi cevap ver ki sussun,afallasın.ulan deveye bak ayarı verdi desin..tüm deve alemi de ekranları başında seni alkışlasın..helal olsun desin..

yani sevgili okurlar,ben bunları şu yoğun gündemimde düşünüyorum.bu mahlukatlar düşünemiyorlar.yazıklar olsun diyorum burdan.duyarlı bi insan olarak bu tarz olayları gördükçe gerçekten sinirlerimin konvektükülar merkezkaç hızı yavaşlıyor..kanım donuyor..tüylerim tiken tiken oluyor.

yazık,gerçekten çok yazık..

Microsoft Student Partner Başvuruları Başladı

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Ağustos 2008 00:51
Sevgili Okurlar,

Microsoft 'un üniversite öğrencileri ile yürüttüğü "Microsoft Student Partner" Programı başvuruları başladı.

Detaylı bilgiye ulaşmak isteyenler
http://www.msakademik.net/haberdetay.aspx?id=215
adresinden ilgili bilgilere ulaşabilirler.

 

EV EV EVLENELİM

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 1. Ağustos 2008 00:41
--ON--
--zap--
+salarda dalgalanma devam ediyor,öğleden sonra hisse senetlerinde acayip değişik...
--zap--
+mavi renkli bu yünü görüyosunuz bunu üstüne düğmemizi yapıştırıcaz sonra ördek olc...
--zap--
+ım dön evine özledik seni.seda dön ne olur bak afffetcem seni.gel evine tekr...
--zap--
+çocuğu olmasın,evi olsun,yani beni sevsin esra hanım,benlen şiddet uygulamasın,böyle bi insan arıyorum ben esra hanım.ühühüühühühühü....

Vay anasını bu bendim...
Panik oldum,elim ayağıma dolaştı,ayağım heryerden kesildi.
Birisi beni arıyordu.hemde ağlamaklıydı.Çok duygusalım bunu semeresini çekiyorum,bunun cezasını çekiyorum,bunun kötü yönlerini görüyorum.bunlardan birini şeydiyorum işte.
sevdim.O gözler,o kaşlar,o beni benden alan benler.evet evet çenesinin hemen üstünde,yıldız tilbe modeli beni ile beni benden etti.Eti budu dolgundu.Tahminimce 55kilo civarındaydı.Bu oydu aradığım lanet olasıca kadın.nerelerdeydin??
hi 35 li 35 li,tokat yolları kaç yıldır taşlı?..
O da hiç evlenmemiş.i was looking for you in facebook dedim ingilizcemi pekiştirdim.kadını görmemle bu düşüncelerin olgunlaşması ve bu hale gelmesi yaklaşık nanosaniyeler seviyesindeydi.
Şuandan itibaren çok hızlı olmalıydım.ortalık ona göre olmayan insanlarla doluydu.daha adını bile bilmiyordum.olsundu esra hanımdan öğrenirdim.
adeta bir mirkelam gibi cep telefonuma koştum,
hemen numarayı çevirecektim tuş kilidini açtım.....
numero neydi?Tanrım en önemli şeydi.Onunla iletişim kurabileceğim en önemli şey.
hemen televizyona koştum.altyazısına falan baktım,numero mumero yoktu.
internete girdim.internete girmek.ne kadar saçma.buna değinmeliyim bi ara.49 ytl veriyorum her ay.kimin kime girdiği belli değil.
bu arada bunu da düşündüm.yine nanosaniyeler seviyesinde vakit kaybettim.internetten numeroyu buldum.
numeroyu çevirdim.
uzun ve sessiz geçen,bana bir yıl gibi gelen,pikosaniyelerle bile ölçülemeyecek o sürede aklımdan neler neler geçti.
bir an bir ses duydum.bu şerife olmalıydı.bana birşeyler söylüyordu.çok kibardı.
ne diyor diye çok dikkatlice dinledim.
"lütfen" diyordu,heyecanlandım."en kısa zamanda" diye devam etti.oldu bu iş dedim."kontör yükleyiniz" dedi.yıkıldım.
telefonu yatağa fırlattım.telefona zarar vermeden artistiğimi de yaptım.
hemen televizyonun yanında olan ev telefonuna koştum.aradım,meşguldü.o an ne olduğunu anladım.selehattin bey hattaydı.o an ki düşüncelerimi anlatamam sevgili okurlar.o an ki tevhid-i tedrisatımı anlatamam.
çok iyi anlaştılar.şerife hemen evet dedi.selehattin bey bir kahkaha patlattı sevinçten,keyiften..hemen evlenme tarihini belirlediler.
ben mi?takosaniyeler içinde bitmiştim..hayalimin kadınını 3-5 kontörle kaybetmiştim.
yazık etmiştim kendime.mahvetmiştim.şimdi ne yapacaktım peki?
her zaman yaptığımı..

--zap--
+inci hanım aslında ben birazda sevecen bir erkek arıyorum.hem sempatik hem yakışıklı.evi fln olmasa da olabilir..
Lan bu benim..

Yaz Okulunda Part 1

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 31. Temmuz 2008 00:55
Bu yaz okulunda üniversite yaz okullarından farklı olarak Microsoft'ta sınavsız,tasasız,gelişim amacıyla eğitim almaktayız, 23 arkadaşla beraber.
Ortam süfer.arkadaşlık top seviyede.Biraz haremlik selamlık olsa da ilk günlerde önümüzdeki günlerde aşıcaz onu da:)
eğitimler gayet iyi.İlk iki günde Windows Server 2008 anlatıldı.Sanal makinalar üzerinden baya baya serverlerı yönettik.Çok şukela idi.Eve geldik Virtual PC lerimize sarıldık kuralım Server 2008 dedik.Ama oldu mu hayır.Neden?Rem,sipiyu falan işte.. :)))Okul labında bakıcam artık..
Son iki dündür ise SQL Server 2008 eğitimi alıyoruz.2 günlük kısım genelde bildiğim kısımlardan oluşsa da bir tekrar mahiyetinde oldu; fakat yarın başlayacak olan stored procedure,trigger olaylarını dikkatli takip etmem gerekiyor.
Çaylar,kekler,kahveler,pastalar şirketten.Unlimited Edition :))
Kısacası ilk 4 gün için herşey "Perfect"..

Ne Oldu Ne Bitti

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 30. Temmuz 2008 00:37
Kasımda bırakmışım yazmayı..
Niye bıraktıysam..
Bilmiyorum ve özür diliyorum.Daha güncel bi şekilde devam edicem artık.
Sık sık yazmayı planlıyorum..
Efendim kaldığımız yerden bi özet geçeyim ben naptım nettim,ne ediyorum gibi.

-Birincisi o bir artık 4. sınıf..3. sınıfta hiç olmadığı kadar çok çalıştı ve akla hayale gelmeyecek,vay anasını dedirtecek not ortalaması yaptı..Maşallah..
-Almanca kursunu bitirdi temel düzey sertifika aldı,sonra onu nereye koydu bilmiyo.Kayıp lan sertifika..
-Maribor'u çok ama çok özledi
-Yüksek Lisansı kafasına taktı bakalım nolcak.
-Malum şahısla sık sık sinemaya gitti.
-PlayStation aldı.
-Haziran'da Havelsan'da staj yaptı.
-Yazılım Mühendisliği kursuna yazıldı.
-Gazi'nin spor şeysilerine yazıldı.Açık yüzme havuzunu süper buldu.Sık sık gitmeyi aklına koydu.
-Kardeşleri Gazi Anadolu Lisesini kazandı.Evet ikiside :)
-Şuan Microsoft Yaz Okulunda,Bi taraftan eğitim alıyo diğer taraftan aralarda verilen pasta,börek,çörek,çay ne varsa sömürüyo..
-Yeni arkadaşlar edindi..

daha birsürü şey olmuştur da aklıma ilişmemiştir şuan.edit ederim ama aklıma geldikçe.öyle oldu böyle oldu işte..
Daha farklı konularla çok yakın bi zamanda tekrar burada,artık hep burada olucam.
Sevgilerle..

Etiketler:

Hayat

Microsoft Yaz Okulu 2008

Gökhan Besler tarafından yayınlanmıştır 26. Haziran 2008 00:51
Son yıllarda Microsoft'un üniversiteler ile ilişkisinin giderek arttığına,yine son yıllarda üniversitelerde okuyan öğrencilerimizin ve çalışan akademisyenlerimizin büyük çoğunluğunun şahit olduğunu düşünüyorum.

Üniversitelerimizin yurtdışındaki üniversiteler ile özel sektör ile kaynaşması durumunu kıyasladığımızda bir hayli geride olduğumuzu görebiliyoruz.Sanırım son yıllarda kurulan teknopark - teknokent türevleri bu konuda bir nebze olsun yol almamızı sağladı.

Microsoft'un son yıllardaki üniversite öğrencilerine verdiği destekte bir hayli önem arzediyor.
Bizzat içinde bulunduğum okul klubü organizasyonlarımızda daima yanımızda olmalarının yanı sıra kendileri de etkinlikler düzenliyorlar.

Microsoft Yaz Okulu ise Microsoft'un üniversite öğrencileri için düzenlediği yeni ve güzel bir organizasyon.Birkaç yıllık geçmişi var.Her yaz Ankara,İstanbul ve İzmirde 20 iş günü süren "Yaz Okulu" 'nun bu yıl ki başvuruları mayıs ayındaydı.Bende başvurdum ve geçen günlerde kabul edildim.

Bu sene Yaz Okulunda 3 Hafta MVP ler tarafından çeşitli eğitimler verilecek ve son hafta sanırım uygulamaya ayrılacak.İleriki yazılarımda size Yaz Okulunun nasıl geçtiğini anlatacağım..

Şimdilik Görüşürüz..


Bu site BlogEngine.NET 1.4.5.0 ile oluşturulmuştur. Türkçe çevirisi BlogEngine TR ekibi tarafından yapılmıştır.

Önergeç

İzlene  : 500 Days of Summer
Dinlene : Never Say Goodbye - Bon Jovi

Hakkımda

 

O bir Bilgisayar Mühendisi.O bir Maribor Hayranı. Seyehat etmeyi seviyor.Önemli bir nokta da Galatasaray aşığı.. O bir ki üç dört Gökhan Besler.

 

Son Yorumlar

Comment RSS

Zubizaretta

Bu site içerisindeki resim, yazı, fotoğraf, o, bu vs şeylerin copyalanıp pastlanması yasaktır.Bu yasakta tarafımdan konulmuştur.Kopyalayın lan nolacak.Ama kaynak fln belirtin abartmayın. 

HTML hit counter - Quick-counter.net